(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de adalet terazisi bir kez daha şaşmış durumda. Siyasi nedenlerle yıllardır cezaevinde tutulan insanlar varken, kadın katilleri ellerini kollarını sallayarak sokaklarda dolaşıyor. Gezi davası kapsamında 8 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan Osman Kavala hâlâ özgürlüğünden mahrumken, her ay onlarca kadın, sistemin koruyamadığı bir ülkede hayattan koparılıyor.
RAKAMLAR KORKUNÇ GERÇEĞİ GÖSTERİYOR
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) verilerine göre, sadece 2024 yılında en az 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2023’te bu sayı 315’ti. Son beş yılda toplamda 1.669 kadın, son on yılda ise 3.151 kadın cinayete kurban gitti. Bu, her yıl ortalama üç yüzden fazla kadının kendi evinde, sokakta, iş yerinde öldürülmesi anlamına geliyor. Üstelik bu kadınların çoğu, defalarca şikâyette bulunmuş, devletin kapısını çalmış ama korunamamıştı. Son olarak bugün Erzurum’da cezaevinden 22 Ekim’de tahliye olan Salih Aybas, sokak ortasında kovaladığı Nermin Tirit’i silahla öldürdü.
HUKUK KATİLLERE İNDİRİM, KADINLARA MEZAR SUNUYOR
Ne ironidir ki, ülkede adaletin çarkları muhalif bir tweet atıldığında anında dönüyor; ama bir kadının katili söz konusu olduğunda o çark pas tutuyor. Mahkemelerde “kravat taktı, iyi hal indiriminden yararlandı” haberleri sıradanlaştı. Hukukun bu pervasız tavrı, katillere cesaret, kadınlara ise mezar kazıyor. Devletin görevi yaşamı korumaksa, Türkiye’de sistem çoktan sınıfta kaldı.
KADIN HAKLARININ GERİYE SARMASI
Toplumun her kesiminden gelen “Yeter artık!” çağrılarına rağmen, kadına yönelik şiddet hâlâ yapısal bir sorun olarak çözülmeyi bekliyor. Her ölüm, bir adalet utancı olarak toplumsal hafızaya kazınıyor. Siyasi iktidar, kadınların yaşam hakkını savunmak yerine, onların kazanılmış haklarını tartışma konusu yapmaya devam ediyor.
ADALET KİM İÇİN İŞLİYOR?
Türkiye’de adaletin sessizliği artık ölüm getiriyor. Her yeni kadın cinayeti, sadece bir bireyin değil, toplumsal vicdanın da ölümü anlamına geliyor. Hukukun siyasallaştığı, eşitliğin unutulduğu bir düzende, adalet artık mazlumun değil, güçlü olanın yanında yer alıyor. Osman Kavala’nın 8 yıllık tutukluluğu, bir sembolden çok daha fazlası. Hukukun kimin için işlediğini, kimin için sustuğunu gösteren acı bir ayna. Ülkede düşünceler hücreye kapatılıyor, katiller ise sokakta nefes alıyor.




















