(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de gıda güvenliği, yıllardır “yapıldı–yapılıyor” denilen denetimlerin aslında ne kadar yetersiz ve ne kadar kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü gözler önüne seriyor. Greenpeace’in kazandığı dava, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 246 bini aşkın pestisit denetiminin sonuçlarını kamuoyundan sakladığını ortaya çıkardı. Bu bile tek başına ciddi bir sorunken, son dönemde artan zehirlenme vakaları ve gümrükten dönen ürünlerin iç pazara sürüldüğü yönündeki iddialar, sistemin tümüyle çürüdüğünü gösteriyor.
DENETİMLER VAR AMA SONUÇLAR YOK
Türkiye’de gıda güvenliği denetimleri devletin temel görevlerinden biri. Ancak yapılan denetimlerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmaması, denetimlerin etki gücünü tartışmalı hale getiriyor. Mahkemenin bakanlığın gerekçelerini yeterli bulmaması, toplumun gıda güvenliği konusunda bilgi alma hakkının altını çizdi. Denetimlerin artırıldığı yönündeki açıklamalar önemli olsa da kamuoyu artık yalnızca sayı değil; sonuç, değerlendirme ve alınan önlemleri de görmek istiyor.
ZEHİRLENME VAKALARI “İSTİSNA” DEĞİL, SİSTEMSEL ÇÖKÜŞÜN SONUCU
Son zamanlarda art arda yaşanan gıda zehirlenmeleri, bakanlık açıklamalarında olduğu gibi “birkaç ihmal” olarak geçiştirilecek basit vakalar değil. Okul yemekhanelerinde, işçi yemeklerinde ve hazır gıda üretiminde görülen toplu zehirlenmeler, tedarik zincirinin her aşamasında denetim mekanizmasının kâğıt üzerinde kaldığını kanıtlıyor. Denetimlerin var olduğu söyleniyor fakat sonuçlar açıklanmıyor; kuralların bulunduğu ifade ediliyor fakat uygulamada ciddi boşluklar var; sorumluların tespit edildiği belirtiliyor fakat etkin yaptırımlar gündeme gelmiyor. Bu tablo, Türkiye’de gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılmış bir alan haline geldiğini gösteriyor.
GÜMRÜKTEN DÖNEN ÜRÜNLER İDDİASI
Kamuoyunu en çok rahatsız eden iddialardan biri, ilaç kalıntısı nedeniyle Avrupa Birliği gibi pazarlardan geri dönen ürünlerin iç piyasaya sürülmesi. Bu iddiaların net bir biçimde açıklığa kavuşturulmaması, şüpheleri daha da ağırlaştırıyor. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, bunun düzenli ve açık verilerle ortaya konulması gerekiyor. Aksi durumda, geri dönen ürünlerin nasıl değerlendirildiğine dair belirsizlik tartışmaların sürmesine neden oluyor. Bu alandaki şeffaflık hem üretici hem tüketici açısından büyük önem taşıyor.
GÜÇLÜ BİR İZLENEBİLİRLİK SİSTEMİNİN EKSİKLİĞİ
Uzmanlar, Türkiye’deki temel sorunun denetimlerin azlığı değil, denetim kültürünün köklü biçimde zayıf oluşu olduğunu belirtiyor. Ürünlerin izlenebilirliği büyük ölçüde yetersiz kalıyor, pestisit mevzuatı Avrupa Birliği standartlarının gerisinde kalıyor, kayıt dışı üretim yaygın bir sorun olmaya devam ediyor ve gümrük kapılarından geri dönen ürünlerin akıbeti konusunda kamuoyuna düzenli bilgi verilmiyor.
KAMUOYU MASASINA NE KOYDUĞUNU BİLMEK İSTİYOR
Greenpeace’in kazandığı dava, Türkiye’de gıda güvenliği konusundaki bilgi talebinin artık ertelenemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Artan zehirlenme vakaları ve açıklığa kavuşmayan iddialar, toplumun güvenini sarsan unsurlar arasında yer alıyor. Tüketiciler artık yalnızca gıdanın fiyatıyla değil, kaynağı ve güvenilirliğiyle de ilgileniyor. Kamu kurumlarının bu beklentiye yanıt verebilmesi, gıda güvenliği konusunda daha kararlı ve şeffaf bir yaklaşım benimsemesiyle mümkün olacak.






















