(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Yabancı yatırımcılar Türkiye’de düşük kur, yüksek faiz dengesini fırsata çevirirken; siyasi iktidarın popülist adımları, ülke ekonomisini küresel spekülatörlerin oyun alanına dönüştürdü.
Türkiye ekonomisi son yıllarda sık sık sert dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve kur istikrarsızlığı ile gündeme gelirken, bu kaotik tabloyu avantaja çeviren bir kesim sessizce büyük kazançlar elde ediyor: Carry Trade yatırımcıları. Özellikle döviz kurunun baskılandığı, ancak faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde Türkiye, bu yatırımcılar için adeta bir “kısa vadeli kazanç cenneti” haline geldi.
CARRY TRADE NEDİR, TÜRKİYE BU OYUNDA NASIL KULLANILDI?
Carry Trade, yatırımcıların düşük faizli para birimlerinden borçlanıp yüksek faizli para birimlerine yatırım yaparak aradaki faiz farkından kazanç elde ettikleri bir strateji. Türkiye’de politika faizi son aylarda yüzde 50 seviyesine kadar çıkarken, Merkez Bankası döviz kurlarını baskılamak için agresif rezerv satışlarına yöneldi. Bu ortamda, TL’ye yatırım yapan yabancılar hem yüksek faiz geliri elde etti hem de kurda kayıp yaşamadığı için ekstra kar yazdı.
SİYASİ İRADE NEDEN BU DURUMA GÖZ YUMDU?
Ekonomistler, bu ortamın bilinçli olarak yaratıldığını, özellikle kısa vadeli sıcak paranın Türkiye’ye çekilmesiyle seçim öncesinde kurun sabit tutulmasının amaçlandığını belirtiyor. Haziran 2023 seçimlerinden bu yana, döviz talebini dizginlemek için uygulanan yapay denge, gerçekte ise Türkiye’nin dışa bağımlılığını ve kırılganlığını artırdı.
Uzmanlara göre bu durum, siyasi çıkarların ekonomi politikalarının önüne geçtiğinin en açık göstergesi. Ekonomideki “normalleşme” söylemi altında, aslında yabancı yatırımcıya yüksek kazanç garantisi sunan bir yapı oluşturuldu.
KAZANANLAR KİM, KAYBEDENLER KİM?
Yabancı fonlar ve büyük portföy yatırımcıları Carry Trade sayesinde milyarlarca dolar kazanç sağlarken, Türkiye’deki küçük yatırımcılar yüksek enflasyon, düşük alım gücü ve artan yaşam maliyetleriyle mücadele etmeye devam ediyor. Devletin döviz rezervleri ise bu sürecin bedelini karşılamak için hızla eriyor.
Ekonomi yönetiminin, kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli istikrarı tehlikeye atması; ülke ekonomisini spekülatif sermayeye bağımlı hale getiriyor. Bu tablo, sadece ekonomik değil, siyasi bir tercihin de ürünü.
BU MODEL SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL
Ekonomistler, bu modelin sürdürülemez olduğuna dikkat çekiyor. Zira Türkiye’nin döviz rezervleri sınırlı ve dış borç geri ödemeleri kapıda. Faizlerin uzun süre bu seviyede tutulması da iç talebi baskılayarak durgunluk riskini artırıyor.
Türkiye, bir yandan ekonomi yönetiminde rasyonaliteye dönüş sinyalleri verirken, diğer yandan siyasi iktidarın kısa vadeli hesapları uğruna ulusal çıkarları feda ettiği eleştirilerine maruz kalıyor. Carry Trade üzerinden Türkiye’yi geçici kazanç kapısı haline getiren bu anlayış, uzun vadede ülkenin ekonomik egemenliğini tehdit eden yapısal bir zaaf olarak değerlendiriliyor.





















