(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de milyonlarca çalışan yeni asgari ücreti beklerken, ortaya çıkan tablo ülkedeki ekonomik gerçekliği tekrar gözler önüne seriyor. Dile getirilen 27 bin–30 bin TL arası rakamlar, açıklanmadan değer kaybeden bir ücretin habercisi niteliğinde. Avrupa’nın üç büyük ekonomisiyle karşılaştırıldığında ise fark artık yalnızca bir “gelir farkı” değil; başlı başına bir yaşam standardı uçurumu.
AVRUPA İLE ARADAKİ FARK GELİR FARKI OLMAKTAN ÇIKTI
Türkiye’de asgari ücretin değeri düşerken, Avrupa’nın büyük ekonomilerindeki işçiler çok daha yüksek bir taban gelirle yaşamını sürdürüyor. Almanya’da asgari ücretli bir çalışan aylık yaklaşık 2.200 euro kazanıyor. Fransa’da bu rakam 1.800 euroyu aşıyor. İngiltere’de ise tam zamanlı bir çalışan ayda 1.600–1.900 euro arasında gelir elde ediyor.
Bu üç ülkenin ortak noktası, asgari ücretin yalnızca bir alt sınır olmaması. Almanya’da saatlik ücretler güçlü sosyal güvenlik sistemiyle destekleniyor. Fransa’da devlet, düşük gelir gruplarını koruyan mekanizmaları kesintisiz işletiyor. İngiltere’de ise asgari ücret “geçim ücreti” yaklaşımıyla belirleniyor.
Türkiye’deki durum ise tam tersi. Asgari ücret toplumun büyük bölümünün fiili maaşı hâline gelirken, sosyal destekler yetersiz, fiyat artışları ise kontrolden çıkmış durumda.
2026 ASGARİ ÜCRETİ: DAHA AÇIKLANMADAN “YETERSİZ”
2026 için 27 bin–30 bin TL arası konuşuluyor. En iyimser senaryo olan 30 bin TL bile güncel kurla yalnızca 611 euroya denk geliyor. Avrupa’nın üç büyük ekonomisiyle kıyaslandığında hâlâ dipte kalan bir rakam. Üstelik bu rakam 2026 boyunca ne kadar korunabilir, o da belirsiz. Çünkü Türkiye’de yıllardır tekrarlanan bir gerçek var: Asgari ücret zamla yükselmiyor, enflasyonla eriyor.
GEÇİM KRİZİ SÜREKLİ DERİNLEŞİYOR
Kira fiyatlarının asgari ücretin büyük bölümünü yuttuğu, temel gıda ürünlerinin haftadan haftaya zamlandığı bir ortamda 30 bin bandı çalışanlar için gerçek bir iyileşme anlamına gelmiyor. Üstelik bu rakamların resmi olarak açıklanması bile, yıl sonuna kadar ekonomik koşullar değişmezse, çalışanların büyük bölümünün ancak ay sonunu getirmeye çalışacağı bir düzeni değiştirmeyecek.
SORUN ÜCRET DEĞİL SİSTEM
Türkiye ile Avrupa arasındaki fark yalnızca rakam farkı değil; yapısal bir mesele. Avrupa ülkelerinde asgari ücret bir taban değil, geçim standartlarını koruyan bir güvenlik ağı. Türkiye’de ise çalışanların büyük kısmı bu tabana mahkûm ediliyor. Asgari ücret geçinebilmenin değil, hayatta kalabilmenin sınırı hâline gelmiş durumda.
2026 asgari ücretinin açıklanmasına az bir süre kalmışken, çalışanların temel sorusu hâlâ aynı: Açıklanacak ücret, ekonomik gerçeklikle uyumlu olacak mı, yoksa daha yıl bitmeden yine eriyip gidecek mi?





















