(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı 20 maddelik Gazze planı, bölgede yeni bir tartışma dalgası başlattı.
Plan, kağıt üzerinde “barış ve istikrar” hedefi taşısa da içerdiği maddeler Hamas’ın etkisizleştirilmesine ve İsrail’in güvenlik kaygılarının öncelenmesine odaklanıyor. Bu nedenle, Filistin halkının beklentilerini karşılamaktan uzak bir çerçeve sunuyor.
PLAN NE GETİRİYOR?
Trump’ın “medeniyetin gördüğü en büyük barış planı” olarak lanse ettiği girişim, temelde Hamas’ın tasfiye edilmesini, Gazze’deki yönetim yapısının yeniden şekillendirilmesini ve İsrail’in güvenlik sınırlarının garanti altına alınmasını öngörüyor. Ancak planın hiçbir aşamasında Filistinlilerin siyasi temsil mekanizması güçlendirilmiyor. Aksine, mevcut direniş unsurları yok edilmek isteniyor. İşgalin kısa vadede sona ermesi öngörülmüyor; bu da Filistinliler için pratikte yeni bir statüko anlamına geliyor.
KİMİN YARARINA?
En büyük kazanan kuşkusuz İsrail. Netanyahu yönetimi, içeride ciddi siyasi sıkışmışlık yaşarken Trump’ın planına destek vererek Washington’la uyumlu bir görüntü sergiliyor. Bu, İsrail’in Gazze’deki askeri varlığını ve güvenlik önceliklerini garanti altına alıyor. ABD ise plan sayesinde hem bölgedeki nüfuzunu artırıyor hem de Arap başkentlerini kendi çizgisine yaklaştırıyor. Körfez ülkeleri, Mısır ve Ürdün, Trump’la karşı karşıya gelmektense plana temkinli destek verme yolunu seçiyor. Bu ülkeler, kamuoyu tepkisini sınırlı tutmak için planda “insani yardım ve yeniden inşa” vurgusunu öne çıkarmaya çalışıyor.
Kaybeden taraf ise yine Filistinliler. Çünkü planda ne Gazze’nin tam anlamıyla özgürleşmesi ne de iki devletli çözüm sürecine gerçekçi bir katkı var. Hamas’ın dışlandığı bir çözümün kalıcı olması da son derece tartışmalı.
TÜRKİYE NE YAPACAK?
Türkiye’nin pozisyonu, bu süreçte ayrı bir önem taşıyor. Ankara, uzun süredir kendisini Gazze’nin ve genel anlamda Filistin davasının en güçlü savunucusu olarak konumlandırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı Gazze vurgusu, bu liderlik iddiasının son örneği oldu. New York’ta düzenlenen Gazze toplantısında Erdoğan’ın Trump’la masanın başında oturması, Türkiye’de iktidara yakın medya tarafından “Müslüman dünyanın liderliği”nin göstergesi olarak yansıtıldı. Ancak gerçekte Türkiye bu toplantının ev sahibi konumundaydı; Trump’ın yanına oturması sembolik bir durumdu.
Trump’ın planı Ankara’nın uzun yıllardır dile getirdiği “adil ve Filistin merkezli çözüm” vizyonuyla uyuşmuyor. Buna rağmen Türkiye, plana tamamen karşı çıkamıyor. Zira Washington’la ilişkilerde yeni bir gerilim hattı yaratmak istemiyor. Bunun yerine daha esnek bir diplomasi yürütüyor. İbrahim Kalın’ın Katar temasları, MİT Başkanı’nın Hamas’ı ikna girişimleri bu esnekliğin işaretleri. Ankara, bir yandan plana onay veren aktörlerle köprü kurmaya çalışırken, diğer yandan iç politikada Filistin yanlısı çizgisini korumaya çalışıyor.
BARIŞ UMUDU MU, ÇIKMAZ MI?
Trump’ın Gazze planı kısa vadede bölgede tansiyonu düşürse bile uzun vadede kalıcı barış getirmeyecek. Hamas’ın dışlandığı, Filistin halkının taleplerinin göz ardı edildiği bir çerçevenin gerçekçi olmadığı dile getiriliyor. Ayrıca, Türkiye ve Arap ülkelerinin plana angaje olmaları, ilerleyen dönemde kendi kamuoylarıyla ters düşmelerine yol açabilir.
Türkiye açısından ise en büyük risk, bu süreçte “ikili politika” yürütmesinin güvenilirliğini zedelemesi. Bir yandan ABD ile ilişkileri korumak, diğer yandan Filistin’e sahip çıktığını göstermek kolay bir denge değil. Ankara’nın önümüzdeki dönemde nasıl bir strateji izleyeceği hem bölgesel liderlik iddiası hem de iç politik dengeleri açısından kritik önem taşıyor.
PLANIN GERÇEK KAZANANI İSRAİL
Trump’ın Gazze planı, barış söylemi altında İsrail’in güvenlik kaygılarını merkeze alan bir girişim. Filistinliler için gerçek bir çözüm sunmadığı gibi, Hamas’ın etkisizleştirilmesi üzerine kurulu yapısıyla daha çok bir statüko dayatması niteliği taşıyor. Arap ülkeleri ve Türkiye, Trump’ı karşılarına almamak için plana mesafeli destek verirken, sahada bunun karşılık bulup bulmayacağı belirsizliğini koruyor.























