(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Baştan ifade edeyim bu bir ‘kedi’ yazısı değildir. Ne demek istediğimi ilerleyen satırlarda anlayacaksınız.
Kediler, sevimli yaratıklar. Onlar, çocuklar için arkadaş, tek yaşayanlar için bulunmaz dostlar. Okşayınca başlıyorlar gır-gır ses çıkarmaya. Eve geldiğinizi ilk onlar hissediyor. Çocuklardan önce onlar kapıya koşuyor. Yanınıza sokulur, onlarla oyun oynamanızı bekliyorlar. Cinsleri arasında farklılık gösterse de kediler aynı zamanda hassas varlıklar. Sürekli uyudukları yeri değiştirdiğinizde, eve fazla misafir geldiğinde ya da azarlandığında strese girebiliyorlar. Kedilerin strese girmesi önemli sorunları da beraberinde getiriyor. Örneğin tuvaletleri dışında hiç istemeyeceğiniz yerlere çiş yapabiliyorlar. Bu anormal tavır uzun sürebiliyor.
Zamanla ailenin bir bireyi haline gelen kedilerin bu istenmeyen davranışları, sahiplerini paniğe sevk edebiliyor. Çare arayışına girenlerin karşısına çıkan uzman tavsiyeleri arasında yatağını eski haline getirme de var daha az misafir kabul etme de. Özür dilemeyi önerenler ise az değil. Veterinere götürme de çareler arasında. Evden çıkarmayı, başınızdan atmayı düşünemezsiniz bile.
KEDİYİ KÖŞEYE SIKIŞTIRMA!
Şimdi gelelim bu uzun girişi neden yaptığıma. Ekonominin kötüye gittiği, iktidar partisinin oylarının azaldığı bir dönemde CHP erken seçimi dillendirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bazı duyumlar almış olacak ki şehir şehir gezmeye başladı. Sonra da Cumhurbaşkanı adayını önseçimle belirleyeceğini açıklayan anamuhalefet partisinin bu çıkışı Saray’ın acele davranmasına neden oldu. Böylece daha ileri bir tarih için planladığı siyasi hamleleri erkene çekmek zorunda kaldı.
Malumunuz üzere Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları ile bazı ilçe belediye başkanlarının hapse gönderilmesi bunlardan biri. Bu hamle, sadece CHP tabanının değil toplumun önemli bir kesiminin sert tepkisine yol açtı. Üç potansiyel cumhurbaşkanı adayının hapiste olduğu bir ülkede yolsuzluk kılıfı çoğu kişiye inandırıcı gelmedi. Yıllardır süren hukuksuzluklar nedeniyle gelecek kaygıları artan gençler için bu bardağı taşıran son damla oldu. Büyük çaplı protesto gösterileri ve mitingler, ardından yapılan boykotlar iktidarın planlarını belki de ertelemesine neden oldu.
İşte ben gençlerin bu çapta tepki göstermesinin, strese giren kedilerin yaptıklarının evde yol açtığı ürküntü gibi iktidar nezdinde paniğe neden olduğunu düşünüyorum. Son saha araştırmaları AKP’nin oylarının düştüğünü CHP’nin ise oylarını artırdığını ve birinci parti olduğunu gösteriyor. AKP ve Erdoğan seçimle iktidarda kalabileceği umudunu kaybetti. Sert otokratik bir düzen kurma hevesiyle denediği yöntem, gençlerin kedi taktiği sayesinde ters tepti ve şimdilik netice alamadı.
Saray’ın CHP’ye kayyum atamaktan gençlerin tepkisi ve CHP’lilerin yeniden yaptığı kongre sayesinde vazgeçtiğini söylemek abartı olmaz. Toplumsal tepki sonrası tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildiğini de not düşelim. Toplumsal baskı, sonuç aldırıyor. Sinmek, geri çekilmek ise daha fazla ‘dayak’ anlamına geliyor…
KEDİLER KAZANACAK
Ekonominin ve hazinenin durumu ortada. Hukuksuzlukların verdiği zararları telafi edecek petrol ve doğalgaz kaynaklarımız da yok. Dolayısıyla Rusya ya da Orta Asya cumhuriyetleri gibi bir düzen de kurmayacaklarını anlayan iktidar, bundan sonra türlü senaryolar deneyebilir. Sonuç alamadıkları zaman parlamenter sistemi yeniden gündeme getireceklerdir. Gücü devretmek yerine Erdoğan’ın sembolik bir cumhurbaşkanı olacağı bir Başbakan’ın başında bulunduğu hükümet sistemine geri dönmeyi tartışmaya açmaları da muhtemel. Elbette CHP’nin içinde yer alacağı koalisyon hükümeti de gündeme gelebilir.
Sanırım kedi taktiği işe yarayacak. Bunun için toplumsal muhalefetin kararlılığını sürdürmesi gerekiyor.






















