(The Turkish Post) – Bürokraside son dönemde gerçekleşen atamaların arka planına dair bir yazı kaleme alan T24 yazarı Tolga Şardan, Ankara ve İstanbul’da konuşulan kulisleri aktardı.
Şardan yazısında Siber Güvenlik Başkanlığı, Türk Telekom, Şam Büyükelçiliği gibi kritik yerlere yapılan atamaları ve atamaların kulislere yansımasını ele aldı.
Şardan’ın yazısı şöyle:
“Siyaseti izleyen hemen herkes, bugünlerde birbiri ardında yaşanan olayların şifrelerini çözmeye çalışıyor.
Çözülen şifrelerin kimisi kamuoyuna yansıyor. Ama büyük çoğunluğu özellikle iktidarın kontrolündeki odalarda kapalı kapılar ardında kalıyor.
İşte son günlerde epeyce tartışılan bürokrasideki atamaların perde arkasını aydınlatacak bilgileri, Büyüteç’te okuyacaksınız yavaş yavaş.
İlk olarak çok dikkat çeken bir atamayla, yani Siber Güvenlik Başkanlığı’na gerçekleştirilen görevlendirmeyle başlamak gerekiyor.
Siber Güvenlik Başkanlığı’na getirilen Ümit Önal, son olarak, ülkenin en büyük iletişim firmasının, Türk Telekom’un en tepesindeki isimdi. Altı yıldır bu görevi yürütüyordu.
İletişim üzerine kariyer yapan Önal, iletişim sektöründe ne kadar dijital birikim yapılabilirse o kadar bilgi sahibi.
Ümit Önal
Elbette, bir göreve getirilirken, makamın gerektirdiği mesleki birikim kadar yöneticilik niteliğinin de gelişmiş olması beklenir. Dolayısıyla burada konuşulması gereken, Önal’ın bilgi birikimi kadar, söz konusu göreve hangi şekilde seçildiğidir.
Asıl mesele de bu zaten. AKP içinde bir süredir yaşandığı ifade edilen ekipler savaşında, kimin öne geçtiğini “son zamanların en kıymetlisi” sıfatıyla bu atama netleştirdi.
Şöyle ki; bilindiği üzere, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kurulmasını sağlayan yasal düzenleme geçen ocakta Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdi. Alt kadrolar oluşturulurken, asıl mesele Başkan’ın kim olacağıydı.
Başkanlık için yürütülen kulis çalışmalarında AKP’deki bazı siyasiler, atamanın siyasi olmasını istedi. Siyasete yakın kimi bürokratlar da başkanın bürokrasiden seçilmesinde ısrarcı oldu.
Oluşan tabloda ortaya çıkan isimlerin başında, Erdoğan Ailesi’ne yakınlığıyla bilinen Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan vardı. Aynı zamanda AKP’nin “altın çocuklarından” sayılan Sayan’ın adı ön plandaydı. Adaylar arasında dikkati çeken diğer isimler arasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın önerdiği MİT’te görevli bir üst düzey yönetici de yer aldı.
Resmi Gazete’de kararname çıktığında kulislerde pek şans verilmeyen, hatta son ana kadar adı gündemde bile olmayan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal’ın, başkan olarak atandığı görüldü.
Önal, uzun yıllardır Serhat Albayrak’la birlikte mesaide. Dolaylı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük damadı Berat Albayrak’la da temasta. Sonuçta, diğer “ağır” adaylar yerine damat Berat Albayrak’ın tercih ettiği isim kararnamede yer aldı.
Söz konusu atama aynı zamanda Berat Albayrak’ın AKP’de veya aile içinde “zamanının geçtiği” iddiasının doğru olmadığını ortaya koydu.
Öte yandan yine kulislere göre; Sayan’ın tercih edilmemesinde bir süredir iktidara yönelik eleştirilerin merkezindeki sahte diploma, e-imza skandalları etkili oldu. Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) birbirine bağlı skandalların araştırılması görevini verdi.
Patlayan skandallar ve DDK denetimi Siber Güvenlik Başkanlığı’na yapılan atamayı hızlandırdı.
Yeri gelmişken belirteyim; belki biraz ileri yorum olmakla birlikte Siber Güvenlik Başkanlığı, dijital kamu yönetiminde çok önemli yere sahip. Ülkedeki neredeyse tüm kurumlarının dijital sistemlerinin kesiştiği yerde SBG var! Tüm kurumların her türlü veri havuzu SGB’de olacak! Bilmem anlatabildim mi bu gücü?
Önal’ın, Siber Güvenlik Başkanlığı’na atanmasıyla Berat Albayrak, bir adım öne geçti.
Şam Büyükelçiliği’ne yapılan atama
İkinci atama Şam Büyükelçiliği’ne, Dışişleri Bakan yardımcısı Nuh Yılmaz’ın atanması. Yılmaz, uzun süredir Fidan’ın yanında. ABD’den ülkeye dönüş yaptıktan sonra hem MİT’te hem de Dışişleri Bakanlığı sırasında Fidan’ın adeta “kara kutusu” oldu.
Bu arada şunu belirtmek gerekecek; farkındaysanız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de gelinen noktada öncül çalıştığı isim mevcut MİT Başkanı İbrahim Kalın. Kuşkusuz Dışişleri Bakanı Fidan da işin içinde ancak, MİT Başkanı Kalın’ın bir – iki adım önce olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Nuh Yılmaz
Hatta Fidan, Suriye konusunda yaptığı bazı değerlendirmeleriyle yakın zamanda iktidara yakın isimlerce yüksek sesle olmasa da eleştirildi.
İşte sürecin sonunda Şam’a yapılan büyükelçi atamasında bu kez Fidan bir adım öne geçti. Sağ kolunu Türkiye’nin Şam Büyükelçisi yaptırmayı başardı.
Üstelik, adı doğrudan gündeme gelmese de dosyada yer alan kimi isimler nedeniyle Can Holding’e yönelik yürütülen adli süreçten etkilendiği ifade edilse de.
Ayrıca Yılmaz’ın daha önceki görev yaptığı MİT’teki üst düzey konumu sebebiyle Kalın’ın çalışmalarını “yakından” izlemesi de mümkün olacak.
Ebubekir Şahin’in dikkat çeken durumu
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in görev süresini tamamlayıp bu kez Türk Telekom’un başına geçmesi yine başkentin dikkat çekici atamalarından.
Devletteki kariyerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nde sivil memur olarak adım atan Şahin, AKP iktidarının vazgeçmediği bürokratlardan.
Önal – Şahin ikilisi her ne kadar geçen hafta içinde atanmış olsa da aslına bakarsanız bu kararname süreci 16 Ekim gecesi sonuca ulaşacaktı. Fakat kararnamede yer alan isimlere yönelik kulislerde yürütülen faaliyetler sonrasında son imza geçen haftaya kaldı.
Şahin’in yerine ise yine Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen Hasan Davulcu’nun getirilmesi beklenirken, Mehmet Daniş’in getirilmesi Berat Albayrak ve çevresinin bu kez geride kaldığının göstergesi oldu.
Ayrıca Şahin, memleketi sebebiyle Erdoğan Ailesi’ne yakın. Bu yakınlıktan dolayı Şahin, bir süredir kabinede bakanlık bekledi. Hatta bakanlık adresi bile belliydi. Ancak kabine değişikliğinin halen gerçekleşememesi, Şahin’in Türk Telekom’un kaydırılmasına sebep oldu.
Şahin’in bakanlık beklentisi yeni görevine karşın halen bâki. Erdoğan’ın kabine değişikliğinde görev vermesi beklenen isimlerin başında yine Şahin var kuşkusuz.
Ebubekir Şahin
Habertürk ve Show TV’nin satışı
Ankara’daki kadar olmasa da İstanbul’un kulisleri de epeyce bilgi kaynıyor.
T24’ün yıllık buluşması çerçevesinde İstanbul’da 48 saat kadar kaldım geçen hafta. Dikkat çekici bilgiler ve iddialar, iktidar kanadına yakın isimlerce “küçük harflerle” seslendiriliyor.
Bu bilgilerin içinde kulak kabartılanlardan birisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca devralınan Can Holding’e yönelik soruşturma.
Holding’in menkul ve gayrimenkullerinin yönetilmesi amacıyla kayyım atandı. Atanan kayyım, her ne kadar uzun yıllar bu işlerin içinde olan isim olarak tanımlansa da Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayraklar’a yakın isim.
Atamanın niteliğinden mi tam bilemiyorum ama özellikle el konulan Habertürk ve Show TV’nin, Yeni Şafak grubu tarafından alınabileceği yönünde bilgiler mevcut.
“Sabah’ın sahibi Albayraklar ile Yeni Şafak’ın sahibi Albayraklar’ın aynı aileye mensup olduğunu düşünmek” süreci yanlış okumaya sebep olabilir. Zira Serhat Albayrak’ın sahip olduğu Sabah Grubu’na karşı Erdoğan Ailesi’nin “ebedi yakını” Ahmet Albayrak’ın mevcuttan daha büyük medya gücüne sahip olmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
İçişleri’nde sonu gelmeyen krizler ve Yerlikaya’nın durumu
Her kurumun kendi iç gündemi var.
Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı’nda bir süredir arka arkaya krizler patlak verdi. Üstüne üstlük, krizlere henüz çözüm bulunmuş değil.
Yaz başından bu yana geçen sürede; Emniyet’te birinci sınıf emniyet müdürlerinin polis okullarına tayin edilmesini sağlayacak yeni düzenleme, yine Emniyet’te emekli edileceklerin durumunun değerlendirileceği Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun toplanamaması, İstanbul’daki İBB soruşturmaları çerçevesinde İstanbul Adliyesi ile İstanbul Emniyeti arasında baş gösteren “sıkıntı”nın çözülememesi, polis intiharları, polislerin cep telefonlarına yüklenerek kullanılması zorunlu hale getirilmek istenilen yazılım, polis maaşları için alınan banka promosyonunun düşüklüğü, İçişleri Bakanlığı bünyesinde mevcut trafik yasasında yapılması planlanan değişiklikle cezaların ağırlaştırılması, valiler kararnamesi ve Can Holding soruşturmasının bakanlığı bağlayan kesiti gibi krizler yaşanıyor.
Bu krizlerde şimdilik bir yol alınmış değil. Krizleri çözmekten sorumlu olan Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş başta olmak üzere sorunlar üst yönetimin umurunda değil!
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, diğer üç bakan yardımcısıyla ilişkilerini “rölantiye” almış durumda. Bakanlığı, Adana’dan tanıdığı arkadaşı Mehmet Sağlam’la idare etmeye çalışıyor.
Yeri gelmişken, Yerlikaya TBMM’deki AKP grubuna trafik yasasındaki değişiklikleri anlattı. Ancak AKP’de söz konusu yasa değişikliğiyle cezaların artırılmasının iktidar ile seçmen arasında sıkıntı yaratacağı endişesi hâkim.
Hatta edindiğim bilgiye göre trafik cezalarının yaratacağı problem Bakan Yerlikaya’ya Diyarbakır ziyaretinde bir kez daha aktarıldı.
Kaldı ki, sorunların her gün yenileri patlıyor.
İşte Muğla’daki valiliğin Cumhuriyet Bayramı kutlama posteri skandalı.
Muğla Valisi sorumluluğunda gerçekleşen vahim olay tam bir “atalet” örneği.
Yakında valiler kararnamesi var. Kulislere göre, Muğla Valisi Akbıyık, İzmir Valisi olacak.
Son icraatıyla birlikte İzmir’de doğru yolu açık olsun Vali Bey’in! …





















