(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Rusya ile Ukrayna arasında 2022’den bu yana süren savaş, üçüncü yılını geride bırakırken, taraflar Türkiye’nin ev sahipliğinde barış arayışlarını yeniden masaya yatırdı. Bu görüşmeden bir gün önce sahada yaşanan olaylar dikkat çekti. Ukrayna’nın Rusya içindeki stratejik hedeflere yönelik düzenlediği drone ve sabotaj saldırıları, Moskova’nın güvenlik yapısında ciddi zaaflar olduğunu gösteriyor.
UKRAYNA’DAN STRATEJİK SALDIRI
Müzakerelerle eş zamanlı olarak sahada da dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Ukrayna, 1 Haziran’da gerçekleştirdiği uzun menzilli İHA operasyonuyla Rus hava üslerine şimdiye kadarki en büyük saldırısını düzenledi. Kiev kaynaklarına göre bu operasyon, Rusya’nın stratejik bombardıman gücünün üçte birini etkisiz hale getirdi. Öte yandan Rusya, aynı gün Cherkasy bölgesindeki bir Ukrayna eğitim merkezine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda 12 asker yaşamını yitirdi, 60’tan fazla kişi yaralandı.
İSTİHBARAT SIZMALARI İDDİASI
Rusya ile Ukrayna arasındaki yakın tarihsel ve sosyolojik bağlar bu sızmaları kolaylaştırıyor. Milyonlarca Ukraynalı’nın hâlen Rusya’da yaşadığı, iki halkın derin akrabalık ilişkileriyle iç içe geçmiş olduğu bir ortamda, Ukrayna istihbaratının Rusya içinde faaliyet göstermesi nispeten kolaylaşıyor. Dahası, Rus güvenlik kurumlarında görev yapan bazı üst düzey isimlerin ya Ukrayna asıllı olduğu ya da savaşa karşı olduğu iddia ediliyor. Bu kişilerin gönüllü ya da Batılı istihbaratlar aracılığıyla Ukrayna’ya bilgi sızdırabileceği belirtiliyor.
Ukrayna’nın hedef aldığı üslerde, Tu-95, Tu-160 ve Tu-22M3 tipi stratejik bombardıman uçakları bulunuyordu. Bu uçaklar, Rusya’nın nükleer silah taşıma kapasitesinin temelini oluşturuyor. Bazı kaynaklara göre 40’a yakın stratejik uçağın imha edildiği tahmin ediliyor.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, saldırı sonrası yaptığı açıklamada, “Rusya’nın stratejik hava gücünün %34’ünü etkisiz hale getirdik” ifadelerini kullandı. Her ne kadar bu oran doğrulanmasa da uzmanlar Rusya’nın en az iki düzine uçak kaybettiğini belirtiyor.
ATEŞKES ÇAĞRISI, KISITLI KARŞILIK
Ukrayna, görüşmelerde 30 günlük koşulsuz ateşkes çağrısında bulundu. Bu çağrıya Rusya cephesinden gelen yanıt ise son derece sınırlı oldu. Moskova, sadece ölü askerlerin cesetlerinin toplanabilmesi amacıyla kısa süreli, 2-3 günlük ateşkese sıcak baktı. Bu durum, savaşın şiddetinin yakın zamanda dinmeyeceği yönündeki endişeleri artırdı.
Taraflar, 25 yaş altı ve sağlık durumu ağır olan savaş esirlerinin takas edilmesi konusunda anlaşma sağladı. Ancak Ukrayna’nın, Rusya tarafından kaçırıldığı öne sürülen 400 çocuğun iadesine dair taleplerine Moskova yalnızca 10 çocukla sınırlı bir değerlendirme sözü verdi. Konunun uluslararası kamuoyunda yankı bulması bekleniyor.
YENİ ZİRVE ÖNERİSİ: ZELENSKİY’DEN PUTİN VE TRUMP’A DAVET
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, 20-30 Haziran arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla bir liderler zirvesi düzenlenmesini önerdi. Zirvenin amacı, çatışmanın çözümünde uluslararası aktörleri daha doğrudan devreye sokmak.
Savaş, Ukrayna topraklarının yaklaşık %20’sinin hâlâ Rusya kontrolünde olmasıyla devam ederken; insani konuların öne çıktığı İstanbul görüşmeleri umut ışığı doğursa da taraflar arasındaki derin siyasi ve stratejik farklar nedeniyle kalıcı barış hâlâ uzak görünüyor. Ukrayna’nın savaş alanında değil, Rusya’nın iç dengeleri ve kamuoyunda zafiyet yaratmaya dönük stratejik bir hamlesi olduğu değerlendiriliyor. Uzun vadede, bu tarz saldırıların artması halinde, Kremlin’de iç çatlakların derinleşmesi ve Putin’in siyasi gücünün sorgulanması da olası senaryolar arasında.
Yeni zirve önerisinin kabul edilmesi halinde diplomatik sürecin ivme kazanabilir ancak sahadaki saldırıların şiddeti düşünüldüğünde kısa vadede çözüm beklemenin gerçekçi olmuyor.





















