(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulmasını öngören bir ateşkesin derhal yürürlüğe girdiğini açıklaması, savaşın seyrine ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin anlaşmanın ayrıntılarını henüz bilmediklerini söylemesi, Moskova’dan da açıklama gelmemesi, duyurunun diplomatik bir uzlaşmayı mı yoksa henüz somutlaşmamış bir girişimi mi yansıttığı sorusunu gündeme taşıdı. Enerji altyapısının korunması, özellikle kış aylarına yaklaşılırken milyonlarca sivilin yaşam koşulları açısından önem taşırken, ateşkesin uygulanabilirliği tarafların karşılıklı yükümlülükleri kabul etmesine bağlı.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada iki tarafın da enerji ateşkesini kabul ettiğini ve uygulamanın derhal başlayacağını duyurdu. Ancak ABD yönetimi, anlaşmanın kapsamına, denetim mekanizmasına ve ihlal durumunda izlenecek yönteme ilişkin ayrıntıları kamuoyuyla paylaşmadı. Zelenskiy ise Ukrayna’nın ateşkesi desteklediğini belirterek Washington’dan açıklama beklediklerini bildirdi. Ukrayna liderinin açıklamaları, Kiev’in böyle bir düzenlemeye karşı olmadığını ancak Rusya’nın da aynı koşullara uymasını istediğini ortaya koydu. Nitekim Zelenskiy, Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları durdurması halinde Ukrayna’nın da Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını kesmeye hazır olduğunu daha önce açıklamıştı.
Buradaki temel sorun, ateşkesin taraflar arasında önceden netleştirilmiş ortak bir karar olup olmadığı. Reuters, Associated Press ve Axios’un 11 Ekim tarihli haberlerinde de anlaşmanın ayrıntılarının belirsiz olduğu ve Moskova’nın duyuruyu henüz doğrulamadığı aktarıldı. Zelenskiy’nin açıklamadan haberdar olmadığını belirtmesi, Trump’ın ilanıyla tarafların sahadaki ve diplomatik düzeydeki pozisyonları arasında bir uyumsuzluk bulunduğuna işaret ediyor. Bu durum, ateşkesin yalnızca ilan edilmesinin yeterli olmadığını, uygulamaya ilişkin açık ve karşılıklı taahhütlerin de gerekli olduğunu gösteriyor.
Enerji altyapısı, Rusya-Ukrayna savaşında giderek daha fazla önem kazanan stratejik hedeflerden biri haline geldi. Elektrik üretim tesisleri, enerji nakil hatları, rafineriler ve yakıt depolarına yönelik saldırılar, yalnızca karşı tarafın ekonomik kapasitesini değil, sivil yaşamı ve savaşın sürdürülmesini sağlayan lojistik ağları da etkiliyor. Ukrayna açısından Rusya’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları, elektrik ve ısınma sistemleri üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Rusya açısından ise Ukrayna’nın petrol rafinerilerini hedef alan operasyonları, yakıt üretimini ve enerji gelirlerini etkileyebiliyor. Dolayısıyla enerji ateşkesi, doğrudan cephedeki çatışmaları sona erdirmese bile savaşın ekonomik ve insani sonuçlarını sınırlayabilecek bir adım niteliği taşıyor.
Ancak bu tür bir anlaşmanın kalıcı sonuç verebilmesi için tarafların saldırıları durdurma yükümlülüklerinin açık biçimde tanımlanması gerekiyor. Hangi tesislerin koruma kapsamına alınacağı, enerji altyapısına yönelik saldırıların nasıl doğrulanacağı ve olası ihlallerin nasıl ele alınacağı belirsiz kaldığı sürece ateşkesin kırılgan olması kaçınılmaz. Üstelik tarafların birbirlerinin saldırılarına karşılık verme yaklaşımını sürdürmesi, tek taraflı bir ihlalin kısa sürede yeni bir saldırı dalgasını tetiklemesi riskini beraberinde getiriyor.
Trump’ın girişimi, Washington ile Kiev arasındaki görüş ayrılıklarının belirginleştiği bir dönemde geldi. ABD Başkanı, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını eleştirirken, Zelenskiy’nin savaşın sona erdirilmesi konusunda yeterince uzlaşmacı davranmadığını savundu. Trump’ın Ukrayna’nın yeni bir lidere ihtiyaç duyduğuna ilişkin açıklamaları da iki ülke arasındaki siyasi gerilimi artırdı. Zelenskiy ise Rusya’nın enerji altyapısına saldırmayı bırakması durumunda Ukrayna’nın da karşılıklı bir duraklamaya hazır olduğunu belirterek ateşkesin tek taraflı taviz anlamına gelmemesi gerektiği mesajını verdi.
Washington’ın Rusya’dan dizel yakıt tedarikine yönelik anlaşması da bu tartışmanın önemli bir parçası. Trump yönetiminin yakıt fiyatlarını düşürme hedefiyle gündeme getirdiği Rus dizeli tedariki, Kiev ve bazı Avrupalı çevreler tarafından eleştiriliyor. Zelenskiy, Rusya’nın enerji gelirlerinin artmasının Moskova’nın savaş kapasitesini destekleyebileceği görüşünde. Bu nedenle enerji ateşkesi ile Rusya’dan yakıt alımı meselesi, birbirinden ayrı görünse de enerji güvenliği, savaş ekonomisi ve ABD’nin dış politika öncelikleri açısından aynı tartışmanın içinde yer alıyor. Washington bir yandan enerji fiyatlarını kontrol altında tutmaya çalışırken diğer yandan savaşın sona erdirilmesi için baskı kuruyor. Ancak bu iki hedefin nasıl dengeleneceği henüz net değil.
Avrupa liderleri ise Ukrayna’nın yanında olduklarını ve enerji altyapısının korunmasını desteklediklerini açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, gerçek ve uygulanabilir bir enerji ateşkesini desteklediğini belirtirken, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Ukrayna’ya desteğini yineledi. Avrupa açısından enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, yalnızca Ukrayna’daki sivil yaşamın korunmasıyla sınırlı değil. Savaşın enerji piyasaları, ekonomik istikrar ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerinin azaltılması da bu yaklaşımın önemli nedenleri arasında bulunuyor. Bununla birlikte Avrupa’nın desteği, anlaşmanın taraflarca kabul edilip uygulanmasının yerini tutmuyor.
Ateşkes tartışmasının sürdüğü saatlerde Ukrayna’nın Rus teknoloji şirketi Yandex’in veri merkezlerine yönelik saldırıları da savaşın hedeflerinin genişlediğini gösterdi. Şirket, 11 Ekim’de Vladimir bölgesindeki veri merkezinin bir insansız hava aracı saldırısının ardından tamamen devre dışı kaldığını ve bazı hizmetlerin kullanılamaz hale geldiğini bildirdi. Bu olay, hafta içinde Yandex’in tesislerine yönelik üçüncü saldırı olarak kayda geçti. Şirketin Ryazan ve Kaluga bölgelerindeki veri merkezleri de önceki saldırılarda zarar görmüştü. Yandex tesislerine yönelik saldırılar, savaşın yalnızca geleneksel enerji altyapısıyla sınırlı kalmadığını; veri merkezleri, dijital hizmetler ve teknoloji altyapısının da karşılıklı saldırıların hedefi haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu tür tesislerin devre dışı kalması, askeri ve ekonomik etkilerin yanı sıra sivil kullanıcıların günlük yaşamını da etkileyebiliyor.
Öte yandan Ukrayna’nın enerji ateşkesi girişimini desteklemesi, Rusya’nın da aynı yönde hareket edeceğinin garantisi değil. Moskova’dan gelecek açıklama, anlaşmanın kapsamının netleşmesi ve sahadaki saldırıların durup durmadığının görülmesi belirleyici olacak. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları sürdürmesi halinde Kiev’in Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını durdurması beklenemez. Aynı şekilde, tarafların birbirlerinin taahhütlerini ihlal ettiğini ileri sürmesi de ateşkesin kısa sürede çözülebileceği anlamına geliyor.
Trump’ın duyurusu bu nedenle şimdilik savaşın sona erdiğini gösteren bir gelişme olarak değerlendirilemez. Enerji ateşkesi, karşılıklı saldırıların sınırlandırılması ve daha geniş bir diplomatik sürecin başlaması için bir fırsat yaratabilir. Ancak bu fırsatın somut bir sonuca dönüşmesi, açıklamaların ötesine geçilmesine bağlı. Tarafların açık taahhütlerde bulunması, uygulamanın izlenmesi ve ihlaller karşısında ortak bir mekanizmanın oluşturulması gerekiyor. Aksi halde enerji ateşkesi, savaşın gidişatını değiştiren bir dönüm noktası olmaktan çok, taraflar arasındaki diplomatik ve siyasi mücadelenin yeni bir başlığı olarak kalabilir.























