(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Bir insan size yıllar önce kötü bir şey yaptı.
Siz hatırlıyorsunuz.
Nerede olduğunuzu.
Ne söylediğini.
Yüzünün ifadesini.
Yıllar sonra konuyu açıyorsunuz.
Karşınızdaki şaşırıyor:
“Ben gerçekten böyle bir şey yaptım mı?”
İnsanın sinirini bozan tarafı şu:
Bazen numara yapmıyor.
Gerçekten hatırlamıyor.
O zaman rahatsız edici bir soru geliyor akla:
Bazı şeyleri unutuyoruz çünkü hatırlamak, kendimiz hakkında hoşumuza gitmeyen bir şey söylüyor olabilir mi?
DENEY
Psikolojide bunun için bir kavram var: unethical amnesia.
Maryam Kouchaki ve Francesca Gino 2016’da yedi çalışmadan oluşan bir araştırma yayımladı. Toplam 2.109 kişi.
Bulgu şuydu: İnsanlar kendi etik dışı davranışlarını, başka olaylara kıyasla zamanla daha az canlı hatırlıyordu.
Unutmuyorlardı.
Ama görüntü soluyordu.
Geçmişi değiştiremiyorsanız, onu biraz bulanıklaştırmak ikinci en iyi seçenek olabilir.
“AMA” HAFIZANIN EN SEVDİĞİ KELİME
“Evet, bağırdım ama beni çok zorladı.”
“Evet, gitmedim ama o dönem çok yoğundum.”
“Evet, yalan söyledim ama gerçeği söylesem daha kötü olacaktı.”
Bunların bazıları doğru olabilir.
Mesele doğrulukları değil.
Kendi yanlışımızı bağlamıyla hatırlıyoruz.
Başkalarının yanlışını sonuç olarak.
Ben bağırdıysam öncesinde üç saatlik bir hikâye vardır.
Sen bağırdıysan: “Bana bağırdın.”
Kendi kötülüğümüzün senaryosu uzundur.
Başkalarınınki kısa.
BİRİNİN TRAVMASI, DİĞERİNİN SALI GÜNÜ
Bir baba çocuğuna ağır bir cümle söylüyor.
Babanın hayatında yüz binlerce cümleden biri.
Çocuk otuz yıl sonra hâlâ hatırlıyor.
Siz de birine bir şey söylediniz.
Sizin için akşam yemeğinde geçip giden bir cümleydi.
Karşınızdaki hâlâ taşıyor.
Siz bilmiyorsunuz bile.
Baumeister ve arkadaşlarının 1990 çalışması bunu gösterdi: Aynı çatışmayı incitenler gerekçeli ve geçmişte kalmış, incinenler ise anlamsız ve bugüne uzanan bir şey olarak anlattı.
Bu yüzden:
Hatırlamamak, olayın küçük olduğunu kanıtlamaz.
Yalnızca sizin hayatınızda küçük olduğunu gösterir.
Çünkü bedeli siz ödemediniz.
KENDİ GEÇMİŞİMİZİN AVUKATIYIZ
Başkalarının davranışlarında savcıyız.
Kendi davranışlarımızda avukat.
Savcı eylemi gösteriyor. Avukat bağlamı.
Ve kendi davamızda önemli bir avantajımız var:
Dosyanın bütün iç belgeleri elimizde.
Neden korktuğumuzu biliyoruz.
Ne kadar yorulduğumuzu biliyoruz.
Karşıdaki sadece bir şeyi biliyor:
Ne yaptığımızı.
AMA GERÇEKTEN HAFIZAMIZ BOZULUYOR MU?
Burada durmak gerekiyor.
2018’de Stanley, Yang ve De Brigard bazı bulguları yeniden test etti ve özellikle hayal edilen davranışlarda hafıza doğruluğunun bozulduğu sonucunu tekrarlayamadı.
Yani “insan yaptığı kötülüğü sistematik biçimde unutur” demek fazla güçlü.
Üstelik mağdurun hafızası da kamera değil. O da yeniden kuruluyor, zamanla değişiyor.
Daha dikkatli bir cümle şu:
Kendi etik dışı davranışlarımıza ilişkin bazı anılar zamanla psikolojik olarak daha uzak, daha az canlı hale gelebilir.
Mesele silmek değil.
Sislemek.
UNUTMAK BAZEN GEREKLİDİR
Bütün hatalarınızı ilk günkü canlılığıyla taşısaydınız altında ezilirdiniz.
Bir miktar unutmak sağlıklıdır.
Sorun şu:
Benliği koruyan unutma, sorumluluğu da silebilir.
Yanlışınızı yeterince bulanıklaştırırsanız, ondan ders çıkarmanız da zorlaşır.
“BEN ÖYLE BİRİ DEĞİLİM”
Yalan söyledim. Ama yalancı değilim.
Birini yalnız bıraktım. Ama vefasız değilim.
Belki gerçekten değilsiniz.
Bir davranış insanın bütün karakteri değildir.
Ama o davranışın size ait olmadığı anlamına da gelmez.
Daha olgun cümle şu:
“Ben böyle biri değilim.” değil.
“Ben böyle bir şey de yapabilen biriyim.”
Rahatsız edici.
Ama işe yarıyor.
Çünkü ancak bize ait olduğunu kabul ettiğimiz şeyi değiştirebiliriz.
KÜÇÜK BİR DENEY
Bu gece size yapılan üç haksızlığı düşünün.
Zor olmayacak.
Sonra sizin yaptığınız üç haksızlığı düşünün.
Ama bir şartla: “Ama” yok.
Sadece kamera ne gördüyse onu söyleyin.
Bağırdım.
Yalan söyledim.
Sözümü tutmadım.
Onu yalnız bıraktım.
Garip biçimde daha ağır geliyor.
Çünkü gerekçeyi çıkardığınızda geriye davranış kalıyor.
Kendinizi mahkûm etmek için değil.
Kendinizi fazla kolay beraat ettirmemek için.
Çünkü hafızanın verebileceği en rahatlatıcı yalan, bazen açık bir yalan değildir.
Bazen sadece biraz sistir.
Ve sisin içinde insan kendisini hep biraz daha masum görür.
Kaynaklar
- Kouchaki M, Gino F. Memories of unethical actions become obfuscated over time. PNAS. 2016;113(22):6166–6171.
- Stanley ML, Yang BW, De Brigard F. No evidence for unethical amnesia for imagined actions. Memory & Cognition. 2018;46(5):787–795.
- Baumeister RF, Stillwell A, Wotman SR. Victim and perpetrator accounts of interpersonal conflict. JPSP. 1990;59(5):994–1005.
- Kappes A, Crockett MJ. The benefits and costs of a rose-colored hindsight. Trends in Cognitive Sciences. 2016;20(9):644–646.






















