(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Son yıllarda Avrupa’da sağ popülizmin yükselişi, siyasi dinamikleri derinden etkiledi. Ancak, 2024 seçim sonuçları bu trendin bazı yerlerde durdurulduğunu gösteriyor. İngiltere ve Fransa’daki seçim sonuçları, bu konudaki en güncel iki örnek.
FRANSA YENİ HALK CEPHESİ’NİN ZAFERİ
Fransa’da genel seçimin ikinci turunda en çok oyu sol partilerin ittifakı Yeni Halk Cephesi aldı. İlk turu birinci tamamlayan aşırı sağcı Ulusal Birlik ise bu kez umduğunu bulamadı ve üçüncü oldu. Hiçbir parti, Fransa Parlamentosu’nun alt kanadı olan Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlayamadı.
Fransa İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı sonuçlara göre hiçbir ittifak, 577 üyeli Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlayacak 289 milletvekili sayısına ulaşamadı. Yeni Halk Cephesi 182 milletvekili, Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı 168 milletvekili, Ulusal Birlik Partisi ise 143 milletvekili ile mecliste. İlk sonuçların açıklanmasının ardından sol ittifak destekçileri, Paris’teki Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıp sonuçları kutlamaya başladı.
İNGİLTERE İŞÇİ PARTİSİ’NİN ZAFERİ
İngiltere’de ise İşçi Partisi, sağ popülizmin temsilcisi olarak görülen Muhafazakar Parti’ye karşı büyük bir zafer kazandı. Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, sosyal adalet ve kamu hizmetleri gibi sol eğilimli politikaları savunarak 650 sandalyenin 410’unu kazandı. Bu sonuç, sağ popülizme karşı solun önemli bir zaferi olarak değerlendirilebilir.
YENİ İKTİDARLAR MÜLTECİLERİ NASIL ETKİLEYECEK
Göç konusu, sağ popülist hareketlerin en çok vurgu yaptığı alanlardan biri. Göçmenlerin iş fırsatlarını ve sosyal hizmetleri tehdit ettiği düşüncesi, toplumda yaygın bir kaygı oluşturuyor. Bu kaygılar, ulusal kimliği ve kültürü koruma söylemleriyle birleştiğinde, sağ popülizmin tabanını genişletiyor. Fransa’da Yeni Halk Cephesi’nin zaferi, göç politikalarında daha insancıl ve mülteci yanlısı yaklaşımlar benimsenmesini sağlayabilir. Bu durum, Fransa’ya sığınma talebinde bulunan mülteciler için daha umut verici bir süreç anlamına gelebilir. İşçi Partisi’nin zaferi de benzer şekilde, daha insancıl bir göç politikası anlamına gelebilir. Keir Starmer, mültecilerin haklarını koruma ve insan haklarına dayalı bir göç politikası benimseme yönünde vaatlerde bulunmuştu.
Avrupa’daki bu siyasi değişimler, Türkiye’nin hem mülteci politikalarını hem de Avrupa ile olan ilişkilerini etkileyebilir. Özellikle Fransa’nın sol ittifak hükümeti, Türkiye ile daha yapıcı ve işbirliğine dayalı ilişkiler geliştirebilir. Öte yandan, İngiltere’nin yeni hükümetiyle Türkiye’nin daha olumlu ilişkiler geliştirme ihtimali bulunuyor.
TÜRKİYE’DE SOLUN DURUMU
Bu noktada, Türkiye’de solun bu yükselişi gösterip gösteremeyeceği sorusu gündeme geliyor. Son seçimlerde, sol partilerin belirli bir ivme kazandığı gözlemlenmişti. Ancak, Türkiye’deki mevcut siyasi dinamikler ve toplum yapısı, bu ivmenin sürdürülebilir olup olmadığını belirleyecek. Türkiye’de sol partilerin, Avrupa’daki örneklerden ilham alarak daha geniş kitlelere hitap etmesi ve daha kapsayıcı politikalar geliştirmesi gerekiyor. Bu bağlamda, Türkiye’de solun yükselişine dair umut verici işaretler bulunsa da, bu eğilimin kalıcı olup olmayacağı zamanla görülecek.
YENİ ZAFERLER NELER GETİRECEK
Avrupa’da sağ popülizmin yükselişi ve buna karşı solun direnci, siyasi arenada önemli değişikliklere yol açıyor. Fransa’da sol ittifakın zaferi, mülteciler ve göç politikaları üzerinde insancıl etkiler yaratabilirken, İngiltere’deki sol zafer de benzer bir olumlu değişim potansiyeli taşıyor. Bu değişimler, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi yakından ilgilendiriyor ve yeni stratejik adımlar gerektiriyor. Türkiye’de de solun benzer bir yükseliş gösterip gösteremeyeceği, önümüzdeki yıllarda yapılacak siyasi hamlelerle netleşecek.






















