(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Ortadoğu’da gerilim uzun süredir yüksekti; ancak son günlerde yaşananlar artık bir “operasyonlar silsilesi” olmaktan çıkıp tam anlamıyla bir savaşa dönüştü. İran ile İsrail arasındaki çatışmalar üçüncü gününe girerken, taraflar karşılıklı saldırılarla bölgeyi ateşe sürüklüyor. İran, ülke genelindeki tüm metroları ve camileri sığınak olarak ilan etti. İsrail ise, Tahran’a yönelik hava saldırılarını artırdı ve İsfahan’daki nükleer tesisleri hedef aldı.
SAVAŞIN SEYRİ: SİVİL ALANLAR VE STRATEJİK NOKTALAR HEDEFTE
İsrail Enerji Bakanı ve aynı zamanda Savunma Bakanı görevini de üstlenen Israel Katz, Tel Aviv’de bir binanın yıkılması sonrası yaptığı açıklamada, İran’ın bu saldırının “bedelini 100 bina ile ödeyeceğini” belirtti. Katz, İran’ın sivil hedeflere yönelik füze atışlarını “kırmızı çizgiyi geçen bir saldırı” olarak niteledi ve “İran buna devam ederse, Tahran yanacak” diyerek misillemenin boyutlarını netleştirdi. Bu sözler, İsrail’in askeri doktrininde “orantılılık” ilkesinin ikinci plana atıldığını ve savaşın siviller için yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. İran ise, füze ve İHA saldırılarına ağırlık vererek caydırıcılığını artırmaya çalışıyor. Ancak ülkedeki lojistik zayıflıklar, uzun soluklu bir savaşı sürdürebilme kapasitesini sorgulatıyor.
İKİ TARAFIN GÜÇ DENGESİ: SİVİL YAŞAM VE EKONOMİK ETKİLER
Uzmanlara göre İsrail’in en büyük avantajı gelişmiş silah sistemleri ve ABD’nin açık desteği. İran’ın avantajı ise büyük ve dirençli bir nüfusa sahip olması. İsrail açısından her vatandaş çok kıymetliyken, İran rejimi halktan çok kendi bekasını önceleyen bir politika izliyor. Bu da İran’ın, yüksek can kayıplarına rağmen savaşta ısrarcı olabileceği yorumlarına neden oluyor.
Her iki ülkede de siviller, bombardımanlar nedeniyle sığınaklara yönlendirildi. İran’da metrolar ve camiler halkın kullanımına açılırken, İsrail’de de yeraltı barınakları ve acil durum tesisleri kullanıma alındı. Savaşın bölgeye etkisi sadece askeri cephede sınırlı kalmadı. Petrol fiyatları, kriz nedeniyle yaklaşık yüzde 7 oranında artarak varil başına 75 dolara yaklaştı. Uluslararası piyasalarda borsa endeksleri düşerken döviz kurlarında sıçramalar yaşandı.
DİPLOMATİK GİRİŞİMLER VE ULUSLARARASI TEPKİLER
Savaşın genişlemesi durumunda en çok merak edilen konulardan biri Çin ve Rusya’nın tutumu. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle askeri kapasitesini büyük ölçüde oraya yoğunlaştırmış durumda. Çin ise küresel ekonomi ve ticaret savaşları ile meşgul; bu nedenle doğrudan müdahale etmek istemiyor. Her iki ülkenin de İran’a aktif destek sunmaması, Tahran’ın yalnız kalmasına yol açıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırılarda ABD’nin doğrudan bir rolü olmadığını belirtti ancak İran’a, Amerikan çıkarlarına yönelik herhangi bir saldırı durumunda güçlü bir karşılık verileceği uyarısında bulundu. Ayrıca Trump, İsrail-İran çatışmasıyla ilgili yaptığı dikkat çekici açıklamalarda yaptı. Tarafların “yakında anlaşma yapabileceğini” ifade etti. Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran ve İsrail bir anlaşma yapmalı ve yapacak. İsrail ile İran arasında yakında BARIŞ olacak! Şu anda çok sayıda görüşme ve temas gerçekleşiyor” sözlerine yer verdi. Ancak bu tür açıklamalar şu an için diplomatik zeminde somut adımlara dönüşmüş değil. Trump’ın ayrıca İsrail’in İran’ın dini liderine suikast düzenleme planını veto ettiği de açıklandı. Avrupa Birliği acil toplantı çağrısı yaparak taraflara çatışmayı sonlandırmaları için diplomatik baskı çağrısında bulundu.
İRAN’DA REJİM TARTIŞMASI: SAVAŞ, İKTİDARI KORUMAK İÇİN Mİ?
Çatışmanın İran’daki iç dengelere etkisi de tartışma konusu. İran rejiminin halk desteğinden büyük ölçüde yoksun olduğu biliniyor. Ancak rejim, savaş sürecini bir tür beka mücadelesine dönüştürerek içerideki baskıyı meşrulaştırmayı hedefliyor. İran halkının rejimden bıkkın olduğu yönünde ciddi göstergeler olsa da örgütlü bir alternatifin olmayışı rejimi ayakta tutuyor.
SAVAŞIN SONU BELİRSİZ, DİPLOMASİ ŞİMDİLİK UZAK
İsrail-İran savaşı kısa vadede ağır yıkım ve ağır kayıplar yaratırken, uzun vadede bölgesel istikrarı ciddi şekilde tehdit eden çok yönlü bir kriz haline gelebilir. Tarafların askeri kapasiteleri, bölgedeki müttefik ve vekil güç yapıları ile uluslararası aktörlerin tutumları; savaşın gidişatını belirleyecek ana etkenlerdir. ABD, Rusya, Çin ve AB halen diplomasiye vurgu yapsa da jeopolitik rekabet ve tarafların savaş stratejileri süreçte belirleyici olmaya devam edecek. İsrail’in stratejisi, mümkün olduğunca fazla bombardımanla İran’ın askeri kapasitesini çökertmek. İran ise rejimini korumak için elindeki tüm araçları kullanmaya hazır görünüyor. Bu savaşın kısa sürede sona ermesi mümkün görünmüyor. Ancak Batılı ülkelerin baskısı artarsa, taraflar masaya oturmaya zorlanabilir.






















