(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Gazze’de savaşın başlamasının üzerinden iki yıl geçti. 7 Ekim 2023’te başlayan çatışmalar, kısa sürede bir yıkım ve açlık dramına dönüştü.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlara göre, 2025 yılı itibarıyla Gazze’de yaklaşık 67 bin kişi hayatını kaybetti. Bu rakamın içinde binlerce çocuk ve sivil bulunuyor. Yüz binlercesi yaralı, milyonlarcası evsiz kaldı.
ŞEHİR KALMADI: BETON YIĞINLARINA DÖNMÜŞ BİR HARABE
İsrail’in bombardımanları, Gazze’nin neredeyse tamamını yaşanmaz hale getirdi. Dünya Bankası verilerine göre, bölgedeki konutların yaklaşık yüzde 45’i tamamen yok oldu, yüzde 60’ı ağır hasar aldı.
Uydu görüntüleri, bir zamanlar kalabalık olan mahallelerin şimdi sadece gri toz bulutlarıyla kaplandığını gösteriyor. Gazze’nin kuzeyinde “sağlam bina” tanımı artık sadece bir ironiye dönüşmüş durumda.
ABLUKA VE AÇLIK: ÖLÜM SESSİZ GELDİ
Gazze’deki abluka, yalnızca bombalarla değil, açlıkla da öldürdü. İki yılı aşkın süredir devam eden kuşatma, temel gıdaya ulaşımı imkânsız hale getirdi. BM raporlarına göre bölgede yaklaşık 457 kişi açlık veya yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirdi. Bu ölümler çoğunlukla çocuklar arasında görüldü. Yardım konvoylarının haftalarca engellenmesi, insani felaketi daha da derinleştirdi.
TÜRKİYE NE YAPTI?
Ankara yönetimi, Gazze’deki saldırılara karşı diplomatik tepkisini erken dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in eylemlerini “soykırım” olarak nitelendirdi. Ancak ticari ilişkiler uzun süre devam etti.
Türkiye, İsrail ile ithalat ve ihracatı ancak 2 Mayıs 2024’te tamamen durdurdu. Yani savaşın başlamasından yaklaşık yedi ay sonra. Bu durum, kamuoyunda ciddi tepkilere yol açtı; birçok çevre “sözde tepkinin pratiğe geç yansıdığını” savundu.
YETERLİ MİYDİ?
Türkiye, diplomatik platformlarda güçlü söylemler kullandı, insani yardımlar gönderdi ve İsrail’in eylemlerini açıkça kınadı. Ancak bölgeye ulaşan yardım miktarı, abluka nedeniyle oldukça sınırlı kaldı.
Eleştirmenlere göre Ankara’nın politikası “vicdani bir duruş sergilese de fiilî olarak etkisiz” kaldı. Çünkü ticaretin geç kesilmesi ve uluslararası baskı araçlarının sınırlı kullanılması, Türkiye’nin “Gazze’deki kardeşlerine” gerçek anlamda yardım etmesini engelledi.
BARIŞ MI SADECE NEFES ALMA ARASI MI?
11 Ekim’de imzalanan ateşkes hem İsrail hem de Hamas tarafından “kalıcı çözümün ilk adımı” olarak lanse edildi. Ancak geçmiş deneyimler, bu tür anlaşmaların savaşın sonu değil, sadece ara molası olduğunu gösteriyor.
Gazze’de hayatını kaybeden on binlerce sivilin ardından gelen bu barış, birçok kişi için adaletin değil, unutmanın başlangıcı olarak görülüyor.
BİR SONUÇ VAR MI?
İki yıl süren katliamın ardından kurşunlar sustu, ama sessizlik daha da ağır. Gazze’nin çocukları artık ateş altında değil, enkaz altında bir gelecekle karşı karşıya.
Uluslararası toplumun, bölgeyi yeniden ayağa kaldırmak için yalnızca yardım değil, hesap sorma cesareti göstermesi gerekiyor.
























