(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye’de adalet terazisi şaşmış durumda. Düşünenler, itiraz edenler, hak arayanlar cezaevinde çürürken; tecavüzcüler, katiller, kadın düşmanları dışarıda serbestçe dolaşıyor.
Bu ülkede vicdanlar neden bu kadar körelmiş? Suçsuz yere sadece düşündükleri için içeri alınanlar toplumdan koparılırken, caniler nasıl ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor? Devlet bu sessizliğin bedelini neden kadınlara ödetiyor?
DÜŞÜNCE SUÇLULARI CEZAEVİNDE
Bu ülkede hak aramak, fikir beyan etmek suç oldu. Eleştirenler, sorgulayanlar, adaletsizliğe karşı çıkanlar, adeta birer suçlu gibi damgalanıp hapse atılıyor. Düşünmek, itiraz etmek, sesini yükseltmek “suç”. Ama tecavüz eden, kadınları sokak ortasında katledenler, caydırıcı bir ceza almadan dışarıda. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Toplum, fikri olanı değil; vahşeti ve acımasızlığı barındıranları mı ödüllendiriyor?
CANİLER SERBEST, KADINLAR ÖLÜYOR
Her gün bir başka vahşet haberi alıyoruz. Kadınlar, sokak ortasında, evlerinde, iş yerlerinde öldürülüyor. Tecavüz eden, öldüren caniler ya yakalanmıyor ya da yakalandıklarında birkaç yıl ceza alıp serbest bırakılıyorlar. Bu ülkede bir kadın daha canından olmadan önce neden önlem alınmıyor? Neden katillere ve tecavüzcülere hak ettikleri ceza verilmiyor?
İyi hal indirimi, pişmanlık gösterisiyle hafifletilen cezalar, toplumun adalet duygusunu yerle bir ediyor. Katiller dışarıda, kadınlar ise her an ölüm korkusuyla yaşıyor. Bu vicdansız düzen ne zaman değişecek?
DEVLET NEDEN SUSUYOR?
Devlet, artan şiddet olayları karşısında neden sessiz? Neden kadınları koruyacak politikalar üretmiyor? Kadına yönelik şiddet her gün artarken, devlet neden harekete geçmiyor? Reaksiyon göstermek için illaki bir kadının daha hayatını mı kaybetmesi gerekiyor? Devletin görevi vatandaşlarını korumak değil mi? Şiddeti durduracak yasaları çıkarmak, adaleti sağlamak varken neden susuluyor?
BİR ÜLKE KADINLARINI KORUYAMIYORSA…
Bir ülke kadınlarını koruyamıyorsa, o ülkede adaletten söz edilemez. Kadınlar her gün şiddetin en karanlık yüzüyle karşı karşıya. Şiddet, toplumun her kesiminde artarak devam ediyor. Bu vahşete dur demek için daha kaç kadının hayatını kaybetmesi gerekiyor? Kadınlar öldükçe, şiddet büyüdükçe devletin sessiz kalmaya devam etmesi kabul edilemez. Bu sessizlik, kadınların ve masumların hayatına mal oluyor.
Gerçek adalet sağlanmadıkça, toplumda güven duygusu kalmayacak. Bu ülkenin kadınları, her gün ölümü beklemek zorunda değil. Artık birilerinin harekete geçmesi gerekiyor, yoksa bu bataklık hepimizi içine çekecek.






















