(The Turkish Post) – SAFA KAR
2023-24 Futbol Ligi rekorlar ligiydi. Galatasaray 102, rakibi Fenerbahçe ise tam 99 gol ve 99 puan topladı. Şampiyonluk ipini Sarı Kırmızılılar göğüsledi. ‘Mayıslar Bizimdir’ sloganını tekrar hayata geçirdi. Galatasaray sadece Nisan’ı, Mayıs’ı değil tüm ayların takımı oldu. Ligi domine etti. Fenerbahçe kısa bir süre liderliğe yükseldi. Sarı Kırmızılar çok geçmeden emaneti geri aldı.
Şampiyonluğu sonuna kadar hak etti. Barış Alper Yılmaz diye orta karar bir oyuncuyu yıldızlaştırdı ve Türk futboluna armağan etti. Bu Okan Buruk’un eseri. Buruk’tan önce Alper için ‘Galatasaray’ın oyuncusu değil’ deniyordu. Şimdi vazgeçilmesi oldu takımının. Ve lige damgasını vurdu.
Icardi ve Ziyech gibi dünya markalarını izlemek büyük keyifti. Ziyech’in sol ayağıyla ceza sahası dışından attığı goller Hagi havası estirdi. Konya’da da krallığını taçlandırdı. Topukla attığı gol estetik açıdan sezonun golü seçilse yeri. Tabii ki kaleci Muslera… Mujica’nın hemşehrisi.
Tek başına takımına maç kazandırdı. Şampiyonlukta aslan payını Muslera’ya vermek gerekir. Tecrübesi ve heyecanıyla en zor karşılaşmalarda takımını ayakta tutmasını bildi. Gemisini şampiyonluk limanına ustalıkla yanaştırdı. Tek tek oyuncuları değerlendirecek değilim. Sadece bir kaçına dikkat çekebiliyorum.
Bir Mertens yaşına rağmen gençlere taş çıkarttı. Futbola yeni başlayan ergen gibi heyecanını her dem diri tuttu. Orta sahanın maestrosuydu. Torera nasıl unutulur? Takımının enerji merkeziydi. Körük gibi ciğeriyle ilk dakikadan son dakikaya kadar yorulmadan, bıkmadan canına dişine takarak mücadele etti. Dur durak bilmedi, yatıp dinlenmedi. Bir görev adamı olarak vazifesini başarıyla yaptı.
Bu kadar aslanı yönetmek her babayiğidin harcı değil. Okan Buruk’un hakkını teslim etmek lazım. Üst üste takımını şampiyon yaptı. Dünya yıldızı oyuncularını hem saha içinde hem de yedek kulübesinde yönetmesini bildi. Aslanları dizginlemek zordur. Özellikle de kenara çekince… Okan Buruk başardı. Genç yaşına rağmen Fatih Terim’den sonra ‘ikinci efsane’ olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Futbolculuğundan sonra hocalığı da tescillendi. Geleceği parlak.
Kazananı tebrik etmek usuldendir. Galatasaray tebriği ve takdiri sonuna kadar hak etti. Bu kadar az puan kaybıyla ligi tamamlamak büyük başarıydı. Konya galibiyeti ve başına geçirdiği şampiyonluk tacıyla bir hafta önceki Fenerbahçe yenilgisini unutturdu. Küme düşme riskiyle sahaya çıkan Konya’ya nefes aldırmadı. Arslan baştan sona oyunu ve motivasyonuyla ‘şampiyon benim’ diye dosta düşmana kükredi.
İçerideki başarı yetmez. Artık Avrupa’ya açılma zamanı. Edirne’nin ötesinde de ‘Mayıslara uzanma’ zamanı. Kadrosunu ona göre şekillendirmeli. Türk halkı nicedir Avrupa başarılarına hasret. Galatasaray’dan beklenti çıtası yüksek. Taraftar şampiyonlar liginde finallerin hayalini kuruyor.
Fenerbahçe de başarısız değildi. 99 puan ve 99 golle ligi ikinci sırada tamamlandı. Aslında bu puan şampiyon olmak için bir takıma yeter de artar. Ancak Galatasaray inanılmaz bir sezon geçirdi. Fenerbahçe’nin eksiği önce kulüp yönetimiydi. Çok fazla saha dışına oynadı. Ali Koç’un ‘Ben varken Fenerbahçe’yi şampiyon yapmazlar’ sözü büyük hataydı.
İsmail Kartal’ın kenar idaresi zaman zaman aksadı. Konya ve Sivas’a kaybedilen 4 puan kaderleri oldu. Galatasaray her iki takımı da gole boğdu. Kartal’ın rotasyon politikası tutmadı. Oyuncu değişikliklerini sağlıklı yapamadı. Oyuna müdahale edemedi. Olympiakos maçı büyük kırılmaydı. Düştüğü yerden kalkamadı. Galatasaray galibiyeti bir teselli oldu.
Futbolda aslolan şampiyonluktur. Fenerbahçe gibi iddialı bir takım için ikincilik ne kulübü ne de taraftarı memnun eder. Livakoviç şüphesiz iyi bir kaleci… Ama bir Muslera değil. Muslera bir kaleciden öte. Bazen stoper, bazen bir ağabey, çok zaman da kalede bir dev. Livakoviç’in kurtardığı maç sayısı Muslera’nın çok altında.
Dzeko yaşına rağmen özveriyle oynadı. Serdar Dursun neden gitti, neden geri geldi anlaşılamadı. Ali Koç kader sezonunda Arda Güler’i takımda tutmalıydı. Koreli Kim Min Jae’yi göndermemeliydi. Para her şey değil. Fenerbahçe’nin paraya değil kupaya ihtiyacı var. Arda Güler takımda kalsaydı şu an Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu konuşuyor olurduk.
Ali Koç rakamlarla oynamayı seviyor. Tıpkı Devlet Bahçeli gibi… 99 acaba Fenerbahçe’nin kaderinde neye işaret ediyor? Herhalde tesadüf değil. Futbolda tesadüflere yer yok. Kader çizgisinde bir anlamı olmalı. Allah’ın ismi de 99. Koç umarım bu rakam üzerine düşüncelerini kamuoyuyla paylaşır.
Heyecanlı ve keyifli bir lig yaşattıkları için Galatasaray’a da, Fenerbahçe’ye de ve diğer takımlara da teşekkürler…























