(The Turkish Post) – SAFA KAR
Haftanın ilk gününe sarkan iki maç olağanüstü skor ve heyecana sahne oldu. Adana ve İstanbul’da o kadar çok maç içi hikaye yaşandı ki, yazmaya kalksan roman olur.
Adana Demirsporlu Maestro’nun, kardeşi maç sırasında hayatını kaybetti, devre arasında haberi almasına rağmen takımını yalnız bırakmak istemedi, acısı kalbine gömdü.
Maestro’nun maça devam etme kararı oyuncu arkadaşları başta olmak üzere futbol severleri duygulandırdı. Maestro takımının ilk galibiyeti almasında önemli rol oynadı. Kardeş acısıyla ikinci devreyi oynaması futbol tarihine geçti.
Beşiktaş, Adana Demirspor karşısında mutlak favoriydi. Bir hafta önce Fenerbahçe’yi yenmiş, takımın özgüveni artmıştı. Fakat o da ne… Adana Demirspor büyük bir direnç koydu. Beşiktaş ise yokları oynadı.
Okyanusu geçti, derede boğuldu. Fenerbahçe derbisi kazan ligin dibine demir atmış Adana Demirspor’a kaybet… İnanılacak gibi değil. Hiçbir maç oynamadan kazanılmaz. Skoru etmek mücadele ve ter ister. O da Beşiktaş da yoktu.
Adana Demirspor takımı güçlükle kurabilen bir ekip… Kalede 16 yaşında bir genç var. Müthiş oynadı. Harika toplar çıkardı. Oyuncu eksikliğinden forvet oyuncusu Arda defansta görev yapmak zorunda kaldı. Ve bu takım Beşiktaş’ı puansız gönderdi.
Beşiktaş’a indirilmiş bir demir yumruk bu… Siyah Beyazlı takım nakavt oldu. Futbolcular, oyuncular birbirine girdi… Suçlamalar havada uçuştu. Kaptan Mert ‘Utanıyoruz, konuşmaya yüzümüz yok…’ dedi. Başkan Hüseyin Yücel futbolculara yüklendi. Beşiktaş’ta her yönüyle ‘kaos’ yaşanıyor.
Beşiktaş açısından dramatik bir fakat futbolseverler açısından heyecanı yüksek bir maçtı.
Meğer asıl fırtına sonrasında yaşanacakmış. Ne fırtınası, kasırga… Galatasaray – Trabzon maçı ilk dakikadan son saniyeye kadar temposu ve mücadelesi yüksek, nefes kesen bir karşılaşmaya sahne oldu. Gol düellosu yaşandı. Tam 7 gol atıldı. Yılın son büyük maçı adına yakışır şekilde bitti.
İşte kader anı… Maçın uzatma dakikaları başlamış… Tabela 3-3’ü gösteriyor… Galatasaray bütün riskleri alarak rakibinin üzerine üzerine giderken… Trabzonlu oyuncular kontratağa çıkıyor… Ve top bir anda Draguş’ün önüne düşüyor… Karşısında büyük bir kale… Topu Muslera’nın yanından kaleye gönderiyor… Bordo Mavili taraftarlar ve ekranları başında maçı izleyen Fenerbahçeliler çoktan ‘gool’ diye ayağa kalkmışken… Abdülkerim ayağının burnuyla topa temas ediyor ve kaleye gitmesini önlüyor… Eğer top gol olsa maçın kaderi değişirdi.
Ve çok tartışılan ve tartışılacak bir pozisyon; Nwakaeme’nin topuk pasında Eren Elmalı top çizgiyi geçerken içeri çeviriyor ve Trabzon’u öne geçiren gol geliyor. Top çizgiyi geçti mi geçmedi mi? Görünen geçtiği yönünde… VAR ‘hayır’ diyor ve gol geçerli sayılıyor. Milimetrik hesabın nasıl yapıldığı uzun süre tartışılacağa benzer.
Eğer skor Sarı Kırmızılı takımın üstünlüğüyle sona ermemiş olsaydı, bu çizgi ve top tartışması çok daha sert ve keskin sürerdi. Yine de hafta boyunca konuşulacağı kesin.
Trabzon, Fenerbahçe maçında olduğu gibi ‘beraberliği’ koruyamadı ve son nefeste yenilgiyi getiren golü yedi. Hoca, futbolcular acaba ‘skoru koruma’ üzerine hiçbir çalışma yapmadı mı? Aynı hata ikinci kez tekrarlanır mı? Bir takım aynı delikten iki kez ısırılır mı? İnanılır gibi değil.
Büyük maç kazanmak takımlara ve taraftarlarına büyük moral verir. Trabzon iyi mücadele etti, etkili de oynadı fakat alışkanlık haline getirdiği basit hataların kurbanı oldu. En azından bir beraberlik alabilmeliydi. Akıllı ve stratejik oynayabilseydi sahadan puanla ayrılması işten bile değildi.
Sonuçta Adana Demirspor hem 3 puan hem de moral kazandı. Galatasaray bir büyük maçı daha kayıpsız atlatarak 6 puanlık farkı korudu. Beşiktaş ve Trabzon ise ateşe düştü…






















