(The Turkish Post) – SAFA KAR
Önce Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nden elendi; Portekiz’den eli boş döndü. Bir gün sonra 3 Türk takımı çıktı Avrupa sahnesine…
Samsunspor ve Başakşehir ilk maçlarını kaybetmişti. Beşiktaş en avantajlı konumdaydı. Deplasmanda kötü oynamasına rağmen beraberlik çıkarabilmişti. Rakibi, kendisinden çok daha zayıf Lozan’dı. Avrupa maçları, takımların uluslararası tartıya çıktığı karşılaşmalardı. Lig sıralamasında Avrupa’ya gidecek takımlar arasına katılmak hedefleniyordu. Samsunspor ve Beşiktaş Avrupa için puan mücadelesi yaptı. Edirne’nin ötesi hem itibar hem de kazanç demekti.
İçeride oynayan Beşiktaş ile Samsunspor’un maçları aynı saatte başladı. Dönüşümlü olarak ikisini de izlemeye çalıştım. Başakşehir deplasmandaydı, skoru ise takip ettim. Beşiktaş, bugüne kadar izlediğim en kötü günündeydi. Sahada futbol namına hiçbir şey yoktu. Lozan’ın ara paslarla gol bulacağı belli olmuştu. Nitekim gol de öyle geldi. Defansın arkasına atılan topa Oyadeji iyi çıktı, kıl payı ofsayttan kurtuldu, kaleciyle karşı karşıya kaldı ve Mert’in sağından golü buldu.
Kendi sahasında, tribünleri dolduran taraftarı önünde atılan gol Beşiktaş’ı kendine getirebilir miydi? Beklenti boşunaydı. Sanki oyuncuların üzerinde ölü toprağı serpiliydi. Rafa Silva bile arkadaşlarına ayak uydurdu; çok top kaybetti. Orkun Kökçü de beklentilerin altındaydı. Takım ne orta sahada ne de ileri uçta organize olabildi. Vasatın da altında bir oyun… Gol, Kaf Dağı’nın arkası kadar uzaktaydı. Saman alevi gibi parlamalar, cılız ataklar tehlikeli pozisyon üretemedi. Bir umut ikinci yarı beklendi.
Fakat o da ne? Daha hakemin düdüğü yeni çalmıştı ki Uduokhai rakibine çift daldı, sahanın dışına itti. Hakem tereddütsüz kırmızı kartı çıkardı. VAR inceledi, hakemin kararını düzeltme yoluna gitmedi. Hakem iyi değildi; özellikle faullerde Beşiktaş’ın aleyhine çok kolay düdükler çaldı. Fakat Siyah-Beyazlı takımın hakemin arkasına sığınması da anlamsızdı. Kırmızı yerine sarı gösterebilir miydi? Belki… Ama oyuncu böyle bir maçta dikkatli oynamak zorunda. Kartlar da oyuna ve skora dâhil.
10 kişi kalmak, umutları başlamadan bitirdi. Bazen bir kişi eksilmek takımı motive eder, daha da ateşler… Beşiktaş’ın unutulmaz Fenerbahçe derbisi hatırlarda; geriden gelmiş, eksikle sahadan zaferle ayrılmasını bilmişti. Ve fakat o ruhu ara ki bulasın… Beşiktaş’ın büyüklüğünden eser kalmamış, sıradan bir takıma dönüşmüş. Transfer yapamamak mazeret olamaz. Eldeki oyuncularla da aslanlar gibi mücadele etmek mümkün. Rakip kendisinden güçlü değildi. Kapasitesini bilerek, akıllı oynadı. O kadar…
Beşiktaş yer yer pozisyonlara girdi, fakat beraberlik golünü atamadı. Köşe vuruşlarında kaleci Mert bile ileriye çıktı, topa kafa vurmayı da başardı. Ama olmadı. Gol bir türlü gelmedi. Taraftar haklı olarak isyanlardaydı… Rakibi alkışladı, kendi oyuncularını ıslıkladı ve yuhaladı. Böyle gitmez… Eğer yönetim radikal kararlar almazsa ligde de buharlaşır. Hoca değişikliği ciddi olarak masada… Alternatifleri bile belli: Şenol Güneş, Sergen Yalçın, Nuri Şahin… Perşembe’nin gelişi çarşambadan belliydi. Yönetim herkesin gördüğünü okuyamadı. Yazık…
Samsunspor, Yunan rakibi Panathinaikos karşısında dişe diş oynadı. İlk maçta yediği basit gollerle yenilmişti. Kendi sahasında telafisi mümkündü. Maçın başında Emre Kılınç 3 metreden topu kalecinin suratına değil de ağlara gönderseydi, bambaşka bir hikâye yazabilirdi Samsun… Sonrasında da çok pozisyon üretti. Dalga dalga rakip kaleye aktı. Sağlı sollu ortalar ve karamboller ne yazık ki gol getirmedi. Forvetler son vuruşlarda beceriksizdi. Futbol şansı yanında değildi. Maçı uzatmalara götürecek golü bulabilirdi, ama olmadı. Avrupa Ligi’nden elendi; Konferans Ligi’nde devam edecek. Tecrübesizliğinin kurbanı oldu.
Başakşehir’in işi zordu. Kendi sahasında Rumen rakibine kaybetmişti. Craiova karşısında erken gol buldu, fakat arkasını getiremedi. Kalesinde peş peşe goller gördü ve sahadan boynu bükük ayrıldı.
Türk futbolu Avrupa’da hüsran yaşadı. Sahaya çıkan 4 takım da elendi. Avrupa kabus oldu.
İşaretini Alman hoca vermişti. Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Julian Nagelsmann, Galatasaray’ın yeni oyuncusu Leroy Sané’yi milli takıma çağırmadı. Gerekçe olarak da “Avrupa’nın en üst liglerinden daha düşük bir ligde oynamasını” gösterdi. Acaba bütün bu hezimetlerden gerekli dersler çıkarılır mı? Manzara bir alarm hali değil mi?
























