(The Turkish Post) – Safa Kar
Bir gün önce Fenerbahçe elenmişti. Sürprizdi elbette… Konya iyi takımdı, saha ve seyircisi önünde oynuyordu. Karşısındaki takım da ‘yıldızlar topluluğuydu’. Fenerbahçe’ydi yani… Büyük takımlar her maçın favorisidir. Fenerbahçe’nin kupada şansı daha yüksekti. Şampiyonluk biraz zorluydu. Rakibiyle arasında 4 puan fark vardı. Kupaya daha çok asılması gerekiyordu. Fena da oynamadı aslında…
Kerem ve Talisca yakaladıkları gollük pozisyonları değerlendirebilseydi Fenerbahçe sahadan galip ayrılabilirdi. Her iki oyuncu da topu kale yerine dışarı attı. İlerleyen bölümlerde tempoyu arttırdı. Topa daha çok sahip oldu. Ceza sahası önünde daha çok göründü. Fakat oyunun kilidini açacak oyuncu sahada yoktu. Kerem dağınık ve savruk, Talisca eski havasından uzak… Santraforu zaten yok.
Yine son dakika şoku yaşadı. Normal süresinde eşitlik bozulmadı. Uzatma bölümünün son dakikalarında ‘gri bir pozisyonda’ VAR devreye girdi. Hakem uzun uzun pozisyonu inceledi, bir sağdan baktı, bir soldan, ikna olmadı VAR’a ‘hayır’ da diyemedi. Penaltı noktasını gösterdi. Verdiği kararın hiç de içine sinmediği hakemin yüzüne yansıdı. Penaltı golüyle birlikte maç sona erdi.
Son düdükle birlikte ‘Yürü Konyalım yürü…’ oyun havası çalındı. Tribünler bayram yerine döndü. Derken Fenerbahçe ihmal edilmedi. Küçük Emrah’ın bol acılı arabesk parçası ‘Boynu bükükler’ Fenerbahçelilere gönderildi. Pek şık olmadı ama futbolun renkli yüzü bu…
Rize beraberliğinin ardından Konya yenilgisi Fenerbahçelilerin ‘bitmeyen çilesiydi’. Sosyal medya ağlayan, sızlanan, isyan eden taraftar videolarıyla doldu taştı. Rakibine Galatasaraylılar da güldü. Futbol bu… Hayat gibi her türlü sürprizi barındırır. ‘Gülme komşuna gelir başına…’ Ve bir ata sözü daha; ‘Ummadık taş baş yarar…!’. Rakibi küçümsemenin bedeli ağır olur. Çelimsiz biri er meydanında nice anlı şanlı pehlivanın sırtını yere getirmiştir. Futbol bünyesinde sürprizleri barındırmasaydı, bu kadar izleyeni ve taraftarı olmazdı.
Galatasaray’ın rakibi Gençlerbirliği idi. Kendi saha ve seyircisi önünde oynayacaktı. Hafta sonu Ankara’da biraz zorlansa da yenmeyi başarmıştı. Gençlerbirliği’nin de ağırlığı lige vereceği kupaya fazla asılmayacağı tahmin ediliyordu. Neredeyse ateş hattının içindeydi. Haftalardır gol atamayan takımdı. Ankara ekibi Volkan Demirel yönetiminde ilk golü Galatasaray karşısında attı. Galatasaray zor anlar da yaşattı.
Kupa maçına her iki takım da ‘revizyon’ yaparak çıktı. As oyuncular lige saklandı, kenarda bekleyenler sahaya sürüldü. Kağıt üzerinde Galatasaray mutlak favoriydi. İlk yarı pozisyonsuz geçti. Galatasaray topu hakimdi fakat organize oyun yoktu. Yerini bulmayan paslar ve nafile çabalar… İcardi yokları oynadı. Ahmet Kutucu varlık gösteremedi. Oysa haftalar sonra şans yakalamıştı. Kaan Ayhan da öyle… Singo biraz iyiydi.
İkinci yarıya Okan Buruk İlkay Gündoğan’la başladı. Bir an önce ‘gol’ istiyordu. Tribünlerde taraftar da sabırsızdı. Hızlı başladı aslında… Ceza sahası içinde daha kalabalık göründü. Derken Gençlerbirliği bir geçiş topu yakaladı, ceza sahasına girdi, kaleci Günay plase topu öldüremedi, seken meşin yuvarlak direğe çaparak sahaya geri döndü, Fıratcan’a da golü atmak kaldı. Tam bir şok… Herkes sustun. Dünyanın sonu değildi. Daha maçın bitmesine çok vardı. Kulübe hareketlendi.
Okan Buruk önce Barış Alper’i, ardından Osimhen’i ‘kurtarıcı’ olarak sahaya sürdü. Doğru bir karardı. Fakat asıl aksayan kaleydi. Günay’ın ilk golde hatası büyüktü. Beraberlik için her türlü riski aldı. Çift santrafor sahadaydı. Gençlerbirliği defansta çok dikkatliydi. Kaleci Erhan kariyer maçını oynadı. Çok top çıkardı. Galatasaray defansının sakarlığı üstündeydi. Gençlerbirliği köşe vuruşu kazandı. Günay’dan bir ikram daha… Elindeki topu kaçırdı. Ve fark ikiye çıktı. Bundan sonraki dakikalar ‘panik atak’ bölümüydü. Şuursuzca ileri şişirilen toplar… Ve harcanan fırsatlar… Osimhen silahı da geri tepti.
Kupanın en büyük sürprizi yaşandı. Galatasaray rakibi küçümsemenin bedelini ağır ödedi. Sorumluluk kuşkusuz Okan Buruk’un… Günay’ın formsuzluğu belliydi. Uğurcan gibi ‘sıcak eldiveni’ kenarda oturttu, ‘soğuk eldiven’ de direndi. Ve bu da tura mal oldu. Kimsenin beklemediği skor ve sonuç… Galatasaray yarı finali göremedi. Gençlerbirliği’ne elendi. Şimdi gülme sırası Fenerbahçe’de… Ezeli rakipler kupa travmasıyla taraftarlarına ‘çile kardeşliği…!’ yaşattılar.
Derbi daha bir anlamlı hale geldi. Moralsiz Kanarya ile yaralı Arslan… İki takımın da tek hedefi kaldı; Lig şampiyonluğu… Her iki takım da son düzlüğe formsuz girdi. Şampiyonluk her türlü sürprize gebe… Eğer fırsatı iyi değerlendirebilirse Trabzonspor bile kendisini bir anda potada bulabilir. Zirveye oynayan 2 takım da formsuz ve moralsiz… Trabzon ise aradan sıyrılmanın hayalleri içinde… Fakat iki haftada kaybedilen 4 puan… Son 4 hafta… Ve en az kaybeden takım şampiyon olacak…





















