(The Turkish Post) – SAFA KAR
Ne maçtı ama… Özellikle ikinci yarı… Heyecan zirve yaptı. Kalbi olan yandı. Galatasaray erteleme maçı için İzmir’deydi. Rakibi ise renktaşı Göztepe… 90 dakikanın sonunda skor 3-1, fark 2… Sanmayın ki kolay oldu. Galatasaray çok zorlandı. Maç gitti, geldi. Son anda yine Galatasaray’a güldü. Biraz Göztepeli oyuncuların beceriksizliği, biraz futbol şansı, topun Sarı Kırmızılı takımı sevmesi Galatasaray’a 3 puanı getirdi.
Fenerbahçe ve Trabzon’un gözü, kulağı da İzmir’deydi. Bu iki takımın taraftarı da hop oturup hop kalktı. Liderlik koltuğundaki Sarı Kırmızılı takım farkı 4’e çıkardı. Ve yerini perçinledi. Son 6 haftaya avantajlı girdi.
Maçın iki kritik anı vardı. ‘Kırılma veya kader anı’ diyebiliriz. Okan Buruk kadroda büyük değişikliğe gitti. İcardi’yi kenara çekti. Trabzon yenilgisinden sonra 6 oyuncuyu kesti. Torreira da onlardan biriydi. Göztepe’nin eski havası olmasa da İzmir zor deplasmandı. Galatasaray golü erken buldu. Kaptan olarak sahaya çıkan Barış Alper ceza sahasına ortalanan topu kafayla ağlara gönderdi.
İlk kader anı 18. dakikada yaşandı. Göztepeli Arda, Sallai’nin ayağından topu kaptı ve Uğurcan Çakır’a karşı karşıya kaldı. Tribünler ‘gooll’ diye ayağa kalkmaya hazırlanırken acele bir vuruş yaptı ve top kalesinde büyüyen Uğurcan’a çarptı. Arda beraberlik fırsatını kolay harcadı. Dönen top ise Galatasaray’ın golü oldu. Tam bir şans golüydü. İlkay ceza sahası içinde orta yapmak isterken top Allan’a çarptı ve kalecinin üzerinden ağlara gitti. Futbol şansı Galatasaray’dan yanaydı.
İki farklı skor maçın bundan sonra kolay geçeceğinin habercisi miydi? Herkes öyle sandı ama fena yanıldı. Galatasaray Sallai ile iki net pozisyon yakaladı. Fakat farkı açamadı.
İkinci yarı bambaşka bir maç vardı, sahada… Göztepe dirildi, Galatasaray ise daha ilk dakikadan itibaren ‘skoru koruma’ çabasına girdi. İki fark da olsa böyle bir maçta skorun üzerine yatmaya kalkmanın ne denli riskli olduğunu anladı. Ama geç kaldı. Çok geçmeden Göztepe farkı 1’e indirdi. Barış Alper’in attığı golün neredeyse kopyasıydı. Bu dakikadan itibaren sahada ‘Göztepe şov’ vardı. Maç tek kaleye bindi. Galatasaray kalesini ablukaya aldı. Sağlı solu ataklar geliştirdi. Uğurcan ve defans çok bunaltı.
Ve maçta ikinci ‘kader anı’… 59. dakika oynanıyordu. Efkan Bekiroğlu hızla ceza sahasına yöneldi, Juan’a çıkardı. Juan da topu kale içine doğru yuvarladı, Janderson kenardan bindirdi, 1 metre uzaktan topu boş kale yerine direğin dibinden dışarı attı. Herkes şaşkınlık içindeydi. Ne kaçan pozisyona Janderson inanabildi ne takım arkadaşları ne de Galatasaray… Beceriksizlikle açıklanabilecek bir pozisyon değildi. Galatasaray için ‘futbol şansı’ da denemez buna… Kaleyi adeta ‘melekler korudu’. Tribünler ve ekranları başında maçı izleyenler bir sürede kendine gelemedi. Gol olsa maçın hikayesi bambaşka yazılabilirdi. Galatasaray oyundan düşmüş, motivasyonunu yitirmişti.
Okan Buruk sahaya yeni oyuncular sürdü. Çünkü takım topu tutmakta zorlanıyordu. Kale düşmek üzereydi. Biraz denge sağlandı. Galatasaray isabetli pas ve top çevirmeye başladı. Göztepe’nin hızını kesti. Bir köşe vuruşunda da sahneye defanstan kopup gelen Lemina çıktı. Yine duran bir top… Ve yine kafa golü… Lemina ceza sahası içinde yalnız kaldı. Takımını rahatlatan golü attı.
Geri kalan dakikalarda Galatasaray daha kontrollüydü. Ve İzmir’den çok zorlandığı, zaman zaman dokuz doğurduğu maçtan 3 puanla dönmesini bildi. Şampiyonluk yolunda hem dev bir adım attı hem de Trabzon yenilgisinin yarasını sardı, moral buldu.























