(The Turkish Post) – SAFA KAR
Leroy Sane’nin patlama yapacağı belliydi. Uyum sorunu biraz uzun sürdü. İlk haftalarda çok tutuktu; eski halinden eser yoktu. Bu yüzden Milli Takım’dan da kesik yedi. Okan Buruk sabretti, oyunda tuttu.
Sane gibi yıldızları yönetmek kolay değildir. Kayseri maçına kadar çok top ezdi, çok pozisyon harcadı. Taraftara saç baş yoldurdu. Ancak Kayseri deplasmanı onun çıkış maçı oldu. İlk golünü uzatma dakikalarında attı, kendine güveni geldi.
Demek ki bu gol bir eşiğin aşılmasıymış. Başakşehir maçında eski Sane ortaya çıktı. Topları çok daha olumlu kullandı, hareketliydi, adam eksiltmesini bildi. Adeta Almanya günlerinden enstantaneler sundu. Özlenen Sane geri döndü.
Başakşehir maçı, Galatasaray için kritikti. Milli maç öncesi Beşiktaş karşısında 2 puan yitirmişti. Başakşehir hocasını değiştirmiş, Nuri Şahin’i getirmişti. Takım toparlanmaya başlamıştı.
Galatasaray maça ağırlığını koydu, fazla vites yükseltmedi. 90 dakikanın sonunda sahadan galip ayrılacağına inanan bir takım vardı sahada. Stres yoktu, panik yoktu. Oyun biraz ağır ilerledi, ama gol için acele edilmedi.
Kaleci Muhammed, Sara’nın harika şutunu köşeden çıkarmasaydı Galatasaray daha önce öne geçecekti. Ancak gecenin en güzel sahnesi yaşandı: Vuruş mükemmeldi, Muhammed’in refleksi ve panter gibi köşeye uzanması muhteşemdi.
Ekran başında maçı izleyenlere de gol kadar keyif verdi. Futbol sadece gol değildir; estetiği de göz ardı edilmemeli. Bir maestro gibi orta sahayı yöneten İlkay’ı izlemek de aynı şekilde zevk vericiydi.
Galatasaray maç boyunca kalite olarak Başakşehir’den birkaç gömlek önde olduğunu gösterdi. Sadece Başakşehir değil, Türkiye Ligi içinde de aynı hükmü kurabiliriz. Bu, hiç puan kaybetmeyeceği anlamına gelmez; çünkü futbol sürprizleri barındırdığı için ilgi odağıdır. Ter dökmeden maç kazanılmaz.
İlk yarının uzatma dakikalarında İlkay ustalığını gösterdi, ceza sahasına doğru hareketlenen Sane’ye isabetli bir pas attı. Sane, sağ ayağıyla topu kalecinin üzerinden filelere gönderdi. Galatasaray soyunma odasına önde girdi. Sane, güzel oyununu golle taçlandırdı.
İkinci yarıda ise sahada daha diri bir Başakşehir vardı. Nuri Şahin’in devre arası müdahalesi etkili oldu; takım golü düşünmeye başladı ve Galatasaray kalesine yöneldi.
Başakşehir’in ofansif çıkışı golü de getirdi. Devrenin başında Shomurodov, karambolde önüne düşen topu ağlarla buluşturdu. VAR devreye girdi, pozisyonu uzun süre inceledi. Oysa ince de olsa, çıplak gözle bile ofsayt seçilebiliyordu. Yaklaşık 5 dakika oyun durdu, maçın temposu soğudu. VAR’ın uyarısıyla hakem golü iptal etti.
Bu gol aslında Galatasaray’a da bir uyarıydı: Başakşehir sağ kenardan etkili olmaya başlamıştı. Okan Buruk’un acilen tedbir alması gerekiyordu; ancak müdahale etmedi, beklemeyi tercih etti.
İptal edilen golden 10 dakika sonra benzer bir pozisyon yaşandı. Başakşehir yine sağ koridordan geldi. Galatasaray savunması bir anlık uykuya daldı. Kemen çizgiye kadar sarktı ve içeriye “al da at” pasını çıkardı. Shomurodov da bu fırsatı çok iyi değerlendirdi; topu kaleci Uğurcan’ın yanından filelere gönderdi.
Galatasaray’da yine panik yoktu. Hamleleri “panik atak” türünden telaşlı ve bilinçsiz değildi. İki dakika sonra Galatasaray, ceza sahası önünde kazanılan serbest vuruşu çok hızlı kullandı. Sara, yay üzerinden Sane’ye harika bir pas attı. Sane kaleciyi çalımlayarak takımını yeniden öne geçirdi. Tam bir “Sane’lik” goldü.
Başakşehir’in beraberlik sevinci kursağında kaldı. Tekrar yenik duruma düştü. İlerleyen dakikalarda Galatasaray daha dikkatli oynadı, Başakşehir ataklarını ustaca savuşturdu. Oyunun kontrolünü elinden bırakmadı.
Lider Galatasaray, bu sezon deplasmanda ilk kez gol yemesine rağmen Başakşehir’den 3 puanla döndü.
Ve de Sane’yi kazanarak… Bu açıdan Başakşehir maçı, Sarı-Kırmızılı takım için sadece 3 puanlık bir galibiyet değil, aynı zamanda moral zaferiydi. Sane’nin kendini bulması ve formuna kavuşmasıyla Galatasaray daha da güçlendi.



















