(The Turkish Post) – SAFA KAR
Peri masalı bitti. Bir futbol rüyası sona erdi. Ama bu bir kabus falan değil. Aslında yarı final hiç de uzak değildi.
Hollanda maçına çok iyi başladık, fakat kötü bitirdik. Bir futbol devi olan Hollanda ile başa baş oynadık. Rakibimizden geri kalır yanımız yoktu. İnsanı üzen de bu.

Tribün üstünlüğünü ele geçirdiğimiz maçta golü de erken bulduk. 35. dakikada Arda Güler’in akıl dolu ortasına Samet’in harika kafa vuruşu, Türkiye’yi öne geçirdi. Hem tribünlerde on binler hem de Türkiye bayram yerine döndü. Birçok şehirde meydanlara canlı yayın ekranları kuruldu. Coşku da heyecan da birlikte yaşandı.
70. dakikaya kadar her şey, istediğimiz gibi gitti. Hollanda’nın hücumlarını başarıyla püskürten defans oyuncularımız kalenin önüne sağlam duvar çekti, rakibe neredeyse pozisyon vermedik. Bu arada ikinci golü bulacağımız ataklar da geliştirdik. Arda’nın uzaktan vuruşu direğe çarparak auta çıktı.
Maçın son düzlüğüne girmişken… Tribünde gurbetçiler, ekranları başında milyonlar yarı final hayalleri kurarken… Son düdüğe 20 dakika kalmışken… Golü yedik.
Köşe vuruşuyla başlayan organize atakta Hollanda’yı durduramadık. Samet ve Abdülkerim’in rakibi kaçırması pahalıya patladı.
Beraberlik de dünyanın sonu değil… Yeniden öne geçmenin yollarını ararken ikinci golü kalemizde gördük. Hollanda hiç ummadığı ve beklemediği anda öne geçti. Basit hataların bedeli ağır oldu. Montella oyuna daha erken müdahale edebilirdi. Kenar yönetimi bu kez zayıf kaldı. Takımın yorulan ve aksayan yönlerine daha erken tedbir almalıydı. Oyuncu değişikliğinde çok geç kaldı.
Bütün takımlar bir saatin sonunda iki üç oyuncuyu değiştiriyor. Bu kadar ağır ve sert mücadeleye dayanmak kolay değil. Yorulanın yerine daha canlı ve dinamik oyuncular giriyor. Hollanda takımında örneği yaşandı. Montella kenarda izlemekle yetindi.
İkinci gol takımı yıkmadı, yarı finale tutunmak için Hollanda kalesine dalga dalga yüklendik. Peş peşe birbirinden tehlikeli pozisyonlar ürettik. Fakat son vuruşlar biraz şanssızlık biraz da beceriksizlik yüzünden defans ve kaleciye takılınca sahadan boynu bükük ayrıldık. Bir adım uzağımızdaki yarı final hayal oldu. Rüyadan uyandık. Ev sahibi takım gibi tribünleri doldurduğumuz turnuvaya çeyrek finalde veda ettik.
Çeyrek final başarı mı? Hiç kimse Milli Takım’ın başarısız olduğunu söyleyemez.
İlk 8 takım arasına girmek ve çeyrek final oynamak elbette başarı. Ama daha ilerisi mümkündü. Oyuncu kalitesi ve teknik kapasite Hollanda’dan da diğer takımlardan da geri değildi. Hollanda maçını biraz daha dikkatli ve kontrollü oynayabilseydik hikaye başka türlü yazılırdı. Çok basit ve kolay goller yedik. Fakat kolay golleri atamadık.
Takımın forvet sorunu çözülemedi. Goller hep defans ve orta saha oyuncularından geldi. İyi bir golcü takımın kaderini değiştirebilirdi. Kenarda Semih gibi son vuruş ustası oyuncularımız vardı. Cenk de daha fazla süre alabilirdi. Ama olmadı. Buraya kadarmış. Bizim çocukların her biri alkışı hak etti. Bu heyecanı yaşattıkları ve futbol yüzümüzü güldürdükleri için teşekkürler…






















