(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Sudan’da üçüncü yılına yaklaşan savaş, yalnızca şehirleri, hastaneleri ve altyapıyı yıkmıyor. Savaşın en ağır sonuçlarından biri, henüz geleceğini kurmaya başlamamış milyonlarca çocuğun eğitimden kopması. Nisan 2023’te başlayan çatışmalar bugün hâlâ devam ederken Sudan’da okul çağındaki çocukların büyük bölümü eğitim hakkına ulaşamıyor. Böylece savaşın yarattığı yıkım, bugünün çocukları üzerinden ülkenin geleceğine taşınıyor.
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmalar başladığında ülkenin eğitim sistemi zaten ciddi sorunlarla karşı karşıyaydı. Savaş, bu kırılgan yapıyı neredeyse tamamen işlevsiz hale getirdi. UNESCO’nun verilerine göre ülkede yaklaşık 17 milyon okul çağındaki çocuk bulunuyor ancak bunların yalnızca yaklaşık 3 milyonu yeniden okula dönebildi.
Bu tablo, savaşın eğitim üzerindeki etkisinin geçici bir okul kapanmasından çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Çünkü çocukların eğitimden uzak kalması uzadıkça yalnızca kaybedilen derslerin telafisi zorlaşıyor; çocukların çalışma hayatına, toplumsal yaşama ve ülkenin ekonomik geleceğine katılımı da tehlikeye giriyor.
Okulların kapalı kalmasının nedeni yalnızca çatışmalar değil. Birçok okul binası hasar gördü veya yerinden edilen ailelerin barınması için kullanılmaya başlandı. Öğretmenlerin maaş alamaması, ailelerin sürekli yer değiştirmesi, güvenlik sorunları ve temel hizmetlerin çökmesi eğitim sisteminin yeniden çalışmasını zorlaştırıyor. Üstelik savaşın devam ettiği bölgelerde çocukların okula gitmesi başlı başına bir güvenlik sorununa dönüşüyor.
Son dönemde insani krizin daha da ağırlaşması, eğitim sorununu diğer krizlerden bağımsız düşünmeyi imkânsız hale getiriyor. Açlıkla mücadele eden, evini kaybeden ya da başka bir bölgeye sığınmak zorunda kalan bir ailenin çocuklarını okula gönderebilmesi giderek zorlaşıyor. Birleşmiş Milletler verileri, savaşın milyonlarca insanı yerinden ettiğini ve insani yardım ihtiyacını tarihi seviyelere taşıdığını ortaya koyuyor.
Dahası, eğitimden kopuş çocukları savaşın diğer risklerine karşı da savunmasız bırakıyor. Okul, çocuklar için yalnızca ders görülen bir bina değil; aynı zamanda güvenli bir alan, sosyal çevre ve geleceğe dair bir düzen anlamına geliyor. Bu alan ortadan kalktığında çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, sömürü ve silahlı grupların etkisi gibi riskler büyüyor.
Sudan örneğinde asıl tehlike de burada ortaya çıkıyor. Savaşın ekonomik maliyeti zaman içinde yeniden hesaplanabilir, yıkılan binalar yeniden yapılabilir, yollar ve hastaneler yeniden inşa edilebilir. Ancak eğitimden yıllarca uzak kalan bir çocuğun kaybettiği zamanı aynı şekilde geri getirmek mümkün değil.
Üstelik savaş sona erse bile eğitim sisteminin eski haline dönmesi kısa sürede gerçekleşmeyecek. Milyonlarca çocuğun yeniden okula kazandırılması, öğretmen açığının giderilmesi, okulların onarılması ve yerinden edilen ailelerin çocuklarının eğitim sistemine yeniden dahil edilmesi gerekiyor. Yani savaşın sona ermesi eğitim krizinin de sona ermesi anlamına gelmeyecek.
Sudan’da bugün yaşananlar bu nedenle yalnızca bir eğitim krizi olarak görülemez. Bu, aynı zamanda bir gelecek krizi. Bir ülkenin çocukları yıllarca okuldan uzak kalıyorsa savaş yalnızca bugünün nüfusunu değil, yarının iş gücünü, ekonomisini ve toplumsal yapısını da tüketiyor.
Sudan’daki savaşın en ağır bilançosu belki de bugün henüz tam olarak görünmüyor. Çünkü okul sıralarının boş kalmasının ekonomik ve toplumsal sonuçları yıllar sonra ortaya çıkacak. Bugün eğitim alamayan milyonlarca çocuk, savaş sona erdiğinde kayıp bir kuşağın parçası haline gelebilir.
Bu nedenle Sudan’da savaşın durdurulması yalnızca insanların hayatını kurtarmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda milyonlarca çocuğun geleceğini kurtarmak anlamına geliyor. Çünkü bir ülkenin yeniden inşası, yalnızca yıkılan binaları ayağa kaldırmakla değil, çocukları yeniden okul sıralarına oturtmakla başlayabilir.





