(The Turkish Post) – Yazar Orhan Toker’in kendi sosyal medya hesabından dijital dopamin tuzağına yönelik yazdığı yazı şöyle:
Bugün sizlere çocuklarımızı ekranın başına nasıl çaktıklarını, kurulan tuzaklarla onlara hangi zararları verdiklerini ve onları nasıl değiştirdiklerini anlatacağım.
Öncelikle size dopamin nedir kısaca anlatayım. Dopamin, beynin ödül ve motivasyon sistemini yöneterek, motivasyon, hareket kontrolü ve tatmin duygusunda anahtar rol oynar. Kısaca haz hormonu diyebiliriz.
Çocuklar yapıları gereği haz odaklıdır. Yani mantıklı düşünüp, kâr zarar hesabı yapmaz, o anda çıkarı neyse ona göre davranırlar. Kış ortasında dondurma istemeleri, yemek öncesi tatlı yemeleri veya bir şey için diretmeleri onların haz odaklı davranışlarıdır.
Dijital teknoloji devleri çocukların bu zayıf noktasını benim bildiğimden çok daha iyi bilirler ve onları ekranın başına çivileyecek içerikleri bu bilimsel gerçeğe göre hazırlarlar. Yani oyunların içine dopamin merkezini tetikleyecek mekanikler yerleştirirler.
Bunun en basit tekniği “belirsizlik mekaniği”dir. Müsaadenizle açıklayayım: Kısa videolarda dakikalarca, bazen saatlerce vakit geçirmenizin nedeni bir sonraki video hakkında bir fikriniz olmamasıdır. Yani “belirsizlik”.
Bu tıpkı bir kumarbazın zar atması ya da kazı kazan kartını kazımanın verdiği hisle aynıdır. Belirsizlik beyninizin motivasyon merkezini manipüle ederek size dopamin salgılatır. İşte bunun aynını çocukların oyunlarına uyarlıyorlar. Nasıl mı?
Çok basit. “Motivasyon” için günlük görevler ver, görev karşılığında “ödül” ver, ödülün içinde “belirsizlik” olsun. Kısaca “sandık açılışları”
Günümüzde çocukların oynadığı her oyunda bu mekanik kullanılır. Hiç şaşmaz!
Çocuklar sandıkları açmadan önce içinden ne çıkacağını bilmez. Ona ışıltılı, konfetiler ve hipnotize edici animasyonlar içinde verilen sandığı açarken tıpkı kumarbazın attığı zarların düşmesini beklerkenki duygu haline geçerler. Yani dopamin salgılarlar.
Ve bunu günde 10 ila 15 kez tekrarlarlar. İşte çocukları bir oyunun başında bıkmadan yıllarca tutan mekanik budur.
Yalnız burada dopaminle ilgili önemli bir sorun devreye giriyor:
BEYNİMİZDEKİ DOPAMİN DEPOSU 24 SAATTE DOLAR!
Peki günde 10 – 15 kez dürtülen ödül merkezimiz buna nasıl cevap verir? Veremez. Veremediği için çocuğa bir önceki gün oynadığı sürenin aynısı yetmez. Bağımlı olur ve zamanla beyninin motivasyon, ödül ve hazdan sorumlu bölgesi hasar görür.
Motivasyon, ödül ve haz merkezi zarar görmüş çocuğa ne olur? Elbette motive olamaz, ödüller artık onu tatmin etmez ve hayattan haz alamamaya başlar. Ne güzel değil mi. 8 Yaşında beyni gitmiş bir çocuk. Tam da şirketlerin istediği kıvama geldi…
Bundan sonra ona, doğruyu, yanlışı anlatamazsın, başarı için motive edemezsin, çiçekten böcekten zevk alamaz, cinsel istekleri bile sizlere ömür. O artık uyku problemleri çeken, sinirli, anne babasıyla vakit geçirmeyi sevmeyen, arkadaşları ile geçinemeyen bir çocuk.
Sadece bu kadar mı? Değil tabii ki. Sandık açılışı mekaniği bir kumarbazın “belirsizlik” mekaniği ile aynı olduğu için ileride şans oyunlarına, bahis ve borsa gibi kolay para kazanma tuzaklarına yatkın bir yapıya dönüşmesi de olası.
Düzeltmek mümkün mü? Elbette mümkün.
Sana bağlı… Dijital dopamin yerine doğal dopamin kaynaklarına yöneltmek lazım.
Ona her gün yapması gereken yatak toplamak, yüzünü yıkamak gibi günlük sorumluluklar vermek.
Sıkılmasına izin vermek.
El işleri yapmaya teşvik etmek.
Hep beraber sofraya oturmak.
Sokakta oynamasını sağlamak.
Doğayı keşfetmesine yardımcı olmak.
Anneanne dede hikayeleri dinlemek.
Kolay yapabileceği hedefler vermek.
Çevrim dışı sosyalleşmek.
Teşekkür etmeyi, özür dilemeyi, selam vermeyi öğretmek.
Anlayacağın benim sevgili dostum, çocuğunu “çocuk” gibi yetiştirmek.
Yok eğer bunlar sana zor geliyorsa, sen bir de beyninin motivasyon, ödül ve haz merkezi bozulmuş çocukla uğraşmanın nasıl olduğuna bak…
İşte böyle dostum. O ekranlar olmasaydı bir çocuk nasıl yetişirdi bize unutturdular.
Şimdi bütün seminerlerimde “siz gerçekçi değilsiniz”, “ekransız çocuk büyütmek artık imkansız” diyorsunuz.
Seçimini yap. Dijital dopamin mi, doğal dopamin mi?





















