(The Turkish Post) – ÖMER FARUK DENİZ
İslam’ın beş şartından biri Hac. Müslümanlar belirli bir maddi seviye ulaştığında Hac yapmakla yükümlü. Dünyanın her ülkesinden milyonlarca Müslüman, Kurban Bayramı öncesinde Mekke’de bu vazifelerini ifa edebilmek için toplanıyor. Bayrama yaklaşık bir ay kala başlayan bu kutsal yolculuk, heyecan, mutluluk, sevinç ve hüznü bir arada barındırıyor.
Mekke’nin kapasitesi gereği Suud hükumeti, Müslüman ülkelere nüfuslarının binde biri oranında kota uyguluyor. Bu da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip Türkiye’den, kurayla belirlenen 85 bin hacı adayının sevincini, mutluluğunu, kurada çıkmayan milyonların hüznünü ve gözyaşlarını kutsal topraklara taşıyor.
Türkiye’den ilk hacı kafilesi 29 Nisan tarihinde çıktı bu kutsal yolculuğa. İlk durak Medine. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) 610 yılında risalet vazifesini yüklenmesini ardından Mekke’de barınamayıp, 622 yılında bir avuç inanmış arkadaşıyla hicret ettiği belde. Yesrib’ken gelip 10 yıl gibi kısa bir sürede medeni bir İslam site devletini kurduğu, adını da Medine koyduğu şehir. O (sav) vefat ettiğinde de yine bırakmayıp bağrında saklayan kutsal yer.
Sabah ezanıyla Medine Havalimanı’na inen hacı adayları, otele eşyalarını bırakır bırakmaz Efendimiz’i (sav) selamlamak için koşarak (adeta uçarak) soluğu Peygamber Mescidi’nde alıyor. Artık randevuyla girilebilen, Efendimiz’in (sav) “Cennet bahçesi” dediği eviyle minberi arasındaki Ravzai Mutahhara’da namaz kılabilmek için insanlar neredeyse birbirini eziyor. Kısa birkaç rekat namazın ardından görevlilerin müdahalesi ile mahsun ve mükedder ayrılmak zorunda kalan her renkten, her kıyafetten Müslüman, buradan Efendimiz (sav) ile kendisinden sonraki halifeleri Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in kabri şeriflerinin bulunduğu bölüme geçerek kendi selamını ve kendisiyle selam gönderenlerin selamlarını arz ediyor.
Ülkeler farklı, konuştukları diller farklı, kıyafetler, renkler farklı olsa da ağızlardan dökülen cümleler aynı: “Esselatu vessalamu aleyke ya Rasullallah.” Kalp çarpıntıları, gözyaşları, dualar, selamlar, acaba küçücük deliklerden, aralıklardan bir şey görebilir miyim diye dikkatli dikkatli bakmalar, görevlilerin “yallah hacı, yallah hacı” uyarılarıyla son buluyor. Bir kez daha hüzünlü ve boynu bükük ayrılmak zorunda kalmak, tekrar tekrar geri dönüp selamlamalarla son buluyor.
Medine’de hacıların kalma süreleri çok kısa; 4 gün. Bunun da sebebi otel azlığı olarak gösteriliyor. Bu nedenle kalınan kısa süreyi iyi değerlendirmek gerekiyor. Kainatın Efendisi’nin (sav) son 10 yılını geçirdiği bu şehirde izlerini görebilmek için daha görülecek, gidilecek çok yer var.






















