(The Turkish Post) – NEŞE POLAT
Türkiye’de ve dünyada Tip 1 diyabet teşhisi konulan hasta sayısı sürekli artıyor. Avrupa’da ilk adımda kronik rahatsızlığı belirlenen çocukların bütün masrafları devlet tarafından karşılanıyor. Ancak Türkiye’de bir yıl öncesine kadar şeker ölçüm cihazları bile hastanın ailesi tarafından alınıyordu. 0-18 yaş altı ve okul çağındaki çocukların sosyal hayatını kolaylaştıran cihazların piyasada yüksek rakamlardan satılması da, binlerce ailenin elini kolunu bağlıyordu. Bundan dolayı da çocuklar, şekerlerini ölçmek için parmaklarını delmek zorunda kalıyordu.
Kısacası Tip 1 diyabet, bir tedavi süreci değil, ömür boyu devam eden bir yaşam mücadelesi. Ancak hastalıkla mücadele eden çocuklar ve aileleri, sağlık sorunlarının yanı sıra her ay karşılarına çıkan ilaç ve tıbbi malzeme masraflarıyla da baş etmek zorunda kalıyor. İnsülin kullanımı Tip 1 diyabetli bireyler için hayati önem taşıyor. Hastalığın ortadan kalkmasını sağlayan bir tedavi bulunmadığı için insülin ve kan şekeri takibine yönelik ihtiyaçlar yaşam boyu devam ediyor.
Sağlık raporlarında hastalığın kalıcı olduğunun belgelenmesine rağmen ailelerin önemli bir bölümü, reçeteli ilaçlar ve diyabet yönetiminde kullanılan çeşitli ürünler için cepten ödeme yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
SGK KUTU BAŞI 50 LİRA ÖDEME YAPIYOR
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun mevcut uygulamasında, ayakta tedavide sağlanan ve Kurum tarafından karşılanan ilaçlar için genel olarak emekli ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden yüzde 10, diğer kişilerden ise yüzde 20 oranında ilaç katılım payı alınıyor. Reçetedeki kutu sayısına göre ayrıca katılım payı da uygulanıyor. Örneğin çocukların sıklıkla kullandığı bir kutu strepin fiyatı 450 lira. Bunun sadece 50 lirası SGK tarafından karşılanıyor. Yine hastaların her gün onlarca kez kullandığı iğne uçları da piyasada 250 liradan satılıyor. Reçeteli alındığında da bu ilaç için hasta yakınları eczanelere kutu başı 200 TL ödemek zorunda bırakılıyor. 3 ayda bir alınan ve 6 adetten oluşan şeker ölçüm cihazına da aileler bin 380 lira ödemek zorunda kalıyor.
Ancak ailelerin itirazı yalnızca bu oranlara değil. Maalesef bu hastalık ömür boyu devam ediyor. Masraflarda da ömür boyu sürüyor. Tip 1 diyabetli çocukların aileleri, hastalığın geçici bir rahatsızlık olmadığını ve tedavi giderlerinin de birkaç aylık bir dönemle sınırlı kalmadığını altını çiziyor. Bir çocuk Tip 1 diyabet tanısı aldığında aile için sağlık harcamaları da uzun soluklu bir sürece dönüşüyor. İnsülin, kan şekeri ölçümü, doktor kontrolleri ve diyabet yönetiminde kullanılan malzemeler düzenli olarak temin edilmek zorunda.
Özellikle çocukları Tip 1 diyabetli olan aileler için konu yalnızca birkaç liralık bir katılım payından ibaret değil. Düzenli olarak tekrarlanan küçük ödemeler, yıl boyunca toplandığında aile bütçesinde ciddi bir yük oluşturabiliyor. Geliri sınırlı olan ailelerde ise bu giderler, temel ihtiyaçlardan kısmak anlamına geliyor. Aileler bu nedenle kronik ve yaşam boyu devam eden hastalıklarda farklı bir sosyal güvenlik modelinin uygulanmasını istiyor. Onlara göre “cüzi ödeme” olarak görülen her bir tutar, sürekli tekrarlandığında cüzi olmaktan çıkıyor.
Ailelerin en çok sorduğu sorulardan biri de bu: “Rapor varsa neden yeniden ödeme yapıyoruz?” Hastalığın kalıcı olduğu sağlık raporuyla belgelenmişse, neden hastalığın tedavisi için gerekli olan bazı ürün ve ilaçlarda hâlâ ödeme çıkıyor bunun da açıklanması gerekiyor. Aileler özellikle Avrupa’da uygulanan ve kronik hastalığı olanlar için geçerli ömür boyu devlet garantisi sisteminin, bu hastalar içinde uygulanması için talepte bulunuyor.






















