(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Moldova’da yapılan parlamento seçimleri, ülkenin geleceğini Avrupa mı yoksa Moskova mı belirleyecek sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun liderliğindeki Eylem ve Dayanışma Partisi (PAS), beklenenden güçlü bir performans sergileyerek parlamentoda tek başına çoğunluğu elde etti. Bu sonuç hem ülke içi dengeleri hem de bölgesel jeopolitiği doğrudan etkileyecek nitelikte.
MOLDOVA’NIN BATI YOLCULUĞU: HEDEF 2028’DE AB ÜYELİĞİ
Sandu’nun zaferi, Moldova’nın Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecini hızlandırma hedefini güçlendirdi. Cumhurbaşkanı, 2028’e kadar ülkesini AB üyesi yapma vaadini yinelerken, bu hedefin “artık bir hayal değil, siyasi bir strateji” olduğunu vurguladı. Ancak Moldova’nın bu yolda karşısına çıkacak zorluklar az değil. Ülke, enerji bağımlılığından yolsuzluk sorunlarına, Transdinyester’deki donmuş çatışmadan Rusya’nın hibrit baskı araçlarına kadar çok sayıda yapısal engelle karşı karşıya.
RUSYA’NIN GÖLGESİ: PROPAGANDA, DİASPORA VE TRANSDİNYESTER
Moldova’da seçim kampanyası boyunca Rusya yanlısı medya ağları ve sosyal medya kampanyaları dikkat çekti. Moskova destekli aktörler, “Batı’ya yönelmenin ekonomik felaket getireceği” ve “ülkenin tarafsızlığını yitireceği” yönünde propaganda yürüttü.
Bununla birlikte, Rusya’daki Moldova diasporası, seçimlerde önemli bir etken oldu. Diasporanın oylarının büyük kısmı Rusya’ya yakın partilere gitmesine rağmen, genel tabloda Sandu’nun zaferini engellemeye yetmedi.
Transdinyester meselesi ise hâlâ ülkenin en kritik güvenlik başlığı. Moskova’nın bu bölgeyi Moldova üzerinde “jeopolitik baskı unsuru” olarak kullanmayı sürdürmesi bekleniyor. Sandu yönetiminin, bu sorunu çözmeden AB üyeliği hedefinde ilerlemesi zor görünüyor.
EKONOMİK GERÇEKLER: REFORMLAR MI, HAYAL KIRIKLIĞI MI?
Moldova ekonomisi, yıllardır yolsuzluk, düşük gelir düzeyi ve göç sorunlarıyla boğuşuyor. Sandu hükümeti bu tabloyu “Avrupa standartlarına uygun bir devlet reformu” ile dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak uzmanlar, bu reformların somut sonuçlar doğurması için hem iç siyasi istikrarın hem de Batı’dan gelecek mali desteğin kritik olacağı görüşünde.
Seçimlerde alınan bu sonuç, bir yandan reform sürecine meşruiyet kazandırırken, diğer yandan beklentileri de yükseltiyor. Halkın sabrı sınırlı; ekonomik iyileşme gerçekleşmezse, Rusya yanlısı popülist hareketlerin yeniden güç kazanması ihtimali masada duruyor.
SANDU İÇİN ZORLU BİR İKİNCİ DÖNEM BAŞLIYOR
Maia Sandu’nun zaferi, Moldova’nın siyasi tarihinde bir dönüm noktası niteliğinde. Ancak asıl sınav şimdi başlıyor. Moldova, kısa vadede Batı kampında kalmaya devam edecek ancak uzun vadede bu tercihin iç istikrarsızlık, bölünme ve sosyal çatışmalara yol açma riski yüksek.
Sandu’nun önünde, AB üyeliği hedefine ulaşmak, Rusya’nın baskılarını dengelemek ve ekonomik reformları sürdürülebilir kılmak gibi birbirini zorlayan hedefler var.























