(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Gazete ve televizyonların magazin sayfalarına her baktığınızda karşınıza, birbirinden ünlü simaların evlenme ve boşanma haberlerine şahit olursunuz. Bu haberlerin ne yazık ki, hiçbir ülke basınında farkı bulunmuyor. Evlenme aşamasında olan çiftlerin çoğunluğunu, başarılı ve zengin işadamları ve mankenler oluşturuyor. Aslında bunu ahlaki olarak kullanmak istemiyorum. Ancak bir eğlence merkezinde başlayan tek gecelik ilişkiler, tarafların birkaç aylık flört aşamasından sonra evlenmesiyle son buluyor. Ne yazık ki, zengin işadamları ve mankenlerin evlilikleri çok kısa sürüyor. Belki birkaç aylık eğlence molası, evliliğin olmasıyla son buluyor. Bir işadamı istediği ve hedefine koyduğu güzel bir mankeni elde ettikten sonra, yeni maceralara yelken açıyor. Haliyle de hayal olarak başlayan bir evlilik, yılını doldurmadan son buluyor. Şunu söylemem gerekir ki, bazı mankenler ve tanmış ünlü kadınlar, zengin erkekleri bir para kaynağı olarak görüyor. Boşanma davaları da servet talepleriyle son buluyor. Bazı mankenler, birkaç yılı bile bulmayan evlilikler için milyonlarca liralık tazminat talebinde bulunuyor. Zengin işadamları ise yılların verdiği emeklerini bir çırpıda, boşanma davasındaki bayanlara vermek istemiyor. Tarihte bunun onlarca örneği var. Özellikle de Türkiye’de saymakla bitmiyor. Her magazin sayfasını çevirdiğimde de, bunun yeni örnekleriyle karşılaşıyorum.
Temmuz 2016’da İngiltere önemli bir boşanma davasına şahitlik etmişti. Londra’da mahkeme, Suudi Arabistanlı iş adamı Şeyh Walid Juffali’nin, ABD’li eski model Christina Estrada’ya 53 milyon sterlin (68 milyon dolar) boşanma tazminatı ödemesine karar vermişti. Bu bir İngiliz mahkemesinin verdiği en yüksek miktarda boşanma tazminatı olarak kayıtlara geçmişti. Bu örneğin ardından da Amerika ve Almanya’da da, benzer özellikte iki işadamı, manken eşlerine milyonlarca dolar para ödemek zorunda kalmıştı. Bu örnekler ne var ki, tekerrürden ibaret kalmadı. Özellikle de Türkiye’de onlarca işadamı, sanatçı, futbolcu ve siyasetçi de benzer hataların mağduru oldu. Tek gecelik başlayan ilişkilerinin ardından evlilikleri uzun sürmedi. Bu kişilerden birisi de işadamı Uğur Akkuş’tu. Akkuş, Türkiye’nin tanınmış mankenlerinden Ebru Şallı ile kısa bir beraberlik yaşadı. Evlilikleri ise uzun sürmedi. Şallı, Akkuş’a boşanma davası açtı. Hatta Şallı, boşanma aşamasında olduğu Uğur Akkuş tarafından şiddete maruz bırakıldığını ve tehdit edildiğini söyledi.
Şimdi Şallı ile ilgili birkaç noktanın altını çizmek istiyorum. Öncelikle Akkuş’tan önce de Şallı başka bir işadamı ile evlilik yapmıştı. O süreçte de Şallı benzer bir davanın tanığıydı. Aradan yıllar geçtikten sonra yeni bir dava daha karşımıza çıktı. Şimdi Şallı, tanınmış başarılı bir manken. Dava süreci bize şunu gösteriyor. Şallı, Akkuş’tan milyonlarca lira tazminat talep ediyor. Kamuoyu baskısını kullanarak da, şiddet gördüğünü iddia ediyor. Hatta açıklamasında, aylarca sözlü ve fiziki şiddete maruz kaldığını öne sürüyor. Başarılı bir kadın nasıl olur da, bu kadar süre bu kadar şiddete sessiz kalır? Neyi amaçlıyor olabilir ki? Şayet başınızda böyle bir durum varsa, hemen hukuki süreci başlatmanız gerekirdi. Kaldı ki, kamuoyu baskısını arkanıza alarak, tazminat sürecinde kullanmanız da ne ahlaki ne de hukukidir.
Ne yazık ki, bu örneklerin birkaç ile sınırlı kalmasını arzu ederdim. Ancak hiçte öyle değil. Bir dönem podyumların tozunu attıran eski manken Güzide Duran da geçtiğimiz günlerde, 16 yıllık iş adamı eşi Adnan Aksoy’dan boşanma kararı aldı. Hatta sosyal medya ortamlarında, Güzide Duran’ın adı son günlerde Galatasaray’ın Teknik Direktörü Okan Buruk’la anılmaya başlandı. Aslında sorun burada başlıyor. Boşanma aşamasında olan bir manken, evliliği sonlanmadan başka bir tanınmış zengin erkekle anılmaya başlıyor. Burada da insanın aklına deli sorular geliyor. Neden mankenler, tercih olarak zengin işadamlarını ve ünlüleri hedef alırlar. Bunun sorusunu da uzmanlar vermelidir. Bana kalırsa, burada itici temel faktör zenginlik ve para olarak öne çıkıyor. Aşırı lüks harcamaları ve yaşamları için işadamlarıyla evliliği bir yol olarak görüyor. Sağlıklı bir temele dayanmadığı içinde, evlilikleri birkaç yılla sınırlı kalıyor. Üzülerek söylemem gerekirse, bunun özellikle Türkiye’de o kadar çok örneği var ki! Saymakla bitmiyor. Ancak bu örneklere her gün yenileri ekleniyor.
Örneğin Fenerbahçe Asbaşkanı televizyoncu Acun Ilıcalı’nın Şeyma Subaşı ile anlaşmalı olarak boşanmasının detayları kamuoyuna yansımıştı. Çiftin üzerinde anlaşma sağladığı protokolün detaylarına göre; Subaşı, kızı ve kendisi için aylık 125 bin lira nafaka alacaktı. Anlaşma detayına göre; taraflar birbirleri ve aileleri hakkında kesinlikle konuşmayacaktı. Ancak kızı yanında olduğu müddetçe, Ilıcalı, eski eşine adeta bir servet ödeyecekti. Geçen yıllara baktığımızda Ilıcalı’nın bu tazminatı ödediği aşikar. Ancak rahatsızlığını bilmeyen de yok. Kolay değil tabii ki.
Ne yazık ki, hiç kimse de bu tür vakalardan ders çıkarmıyor…
Çıkaracak gibi de değil…
Ama bu dönemin en büyük mağduru olarak da, çocuklar öne çıkıyor.
Kimi zamanda bu kişiler, çocuklarını kendilerine bir örtü yapıyor.
Zengin işadamlarından hayatları boyunca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunuyor.
İşadamları karşı çıksa da, mahkemeler tazminatı onuyor.
Türk yargısı da, ömür boyu tazminat konusuna bir çözüm getirmiyor.
Umarım, bu konuda artık adaletli bir çözüm yolu bulunur.





















