MERCAN BULUT
(The Turkish Post) – Bir önceki yazımda Türkiye’nin psikolojik olarak iyi bir grafik içinde olmadığını yazmıştım. Bu benim düşüncem değildi elbette. IPSOS’un dünya genelinde yaptığı bir araştırmaydı. Türkiye, incelemede ABD’den sonra ikinci sırada yer alıyordu. Söz konusu raporun ayrıntısı bile sosyal hayattaki vatandaşlarımızın büyük bir risk altında olduğunu gösteriyor. Gencinden yaşlısına herkes ya psikolojik ilaç kullanıyor, ya da tedavi alıyor. Zaten bunun için rapora bakmaya gerek yok. Yurtdışından hükümete yakın kanalların sabah kuşaklarına bakıldığında, ülkede pembe dizileri aratmayacak entrikaların yaşandığını göreceksiniz. Aslında hükümet yetkilileri, buradan hareket ederek, yaklaşık 20 yıl boyunca bu temel sorunların hiçbirine bir çözüm üretemediklerini açıkça görecekler.
Diyorum ya, uzaklardan Türkiye ile ilgili meseleleri takip etmeden duramıyorsunuz haliyle. Birkaç gündür muhalefete yakın bir kanalda ve internet sitesinde, okullarda, yurtlarda ve sokaklarda taciz, tecavüz ya da istismar vakalarıyla ilgili baskın bir haber artışını görüyorum. Özellikle Halk TV’de devam eden yayında, kullanılan dil beni çok rencide etti açıkçası. İşin ilginç yanı ise haberi yapan gazetecinin bayan olması. Ben bir gazetecinin neleri haberi yapıp yapmayacağına dair bir talepte bulunamam. Ancak okuduğum haberlerde kullanılan dile büyük bir önem veririm. Bayan gazeteci, bir önceki gün bir kredi yurdunda bir erkekle, bir kızın cinsel ilişkisine dair ciddi ayrıntılara giriyor. Olayın bir yurdun çamaşırhanesinde geçmesiyse devletin büyük bir ayıbı olarak kayıtlara geçmeli. Olayın doğru olup olmadığını kontrol etme durumum yok ne yazık ki. Sadece haberler üzerinden yorum yapmak zorunda kalıyorum. Şayet söz konusu olay doğru ise vay devlet yurtlarının haline. Kız ve erkek çocuklarının ayrı kaldığını düşündüğümüz, bir yurdun çamaşırhanesini mahrem ilişki ağına dönüşmüşse bakanından, bürokratına kadar herkes koltuğundan inmeli. Bir dakika bile kalmamalıdır. Ancak gördüğüm kadarıyla istifa eden hiçbir yetkili olmadı ne yazık ki.
Yeniden olaya dönelim. Bayan muhabir çamaşırhane vakasını ballandıra ballandıra anlatıyor. Burada temel sorun şu. İşin uzmanı olarak bu haberi sadece yetişkinler okumuyor. Çocuk ve ergen yaştaki gençlerimizin de karşılarına çıkıyor. Söz konusu cinsellik taşıyan bir olayın çocukların ve gençlerin ruh dünyasında nasıl bir travmaya neden olduğunu, bayan gazeteci düşünerek kaleme almalı. Kendince sosyal medyada etkili olmak ve adından bahsettirmek gayesi içinde olduğu aşikar. Ancak hanımefendinin bir çocuğunun da olduğunu düşünerek yazıyı kaleme alması daha sağlıklı olurdu diye düşünüyorum.
Ben bu duygularla birkaç gündür zihin terapisi yaparken, aynı bayan arkadaşımız bu gün başka bir dosya ile karşımıza çıktı. Ben gazetecilerden, toplumun temel sorunlarını dile getirmesini beklerim. Tabii ki bu tarz istismar vakaları da temel sorunlarımız arasında. Hatta ilk sırada yer almalı. Ancak dediğim gibi kullanılan dil ve üslup çok önemli olmalı. Halk Tv muhabiri bugün de, İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde, su bayisi bir şahsın, mahallenin onlarca çocuğunu yıllarca istismar ettiği haberleriyle gündeme geldi. En önemlisi de daha 5 ve devamındaki yaştaki çocuklarla ilgili istismar haberleri alenen ve yakışıksız bir dille kaleme alındı. Sanki çocukların yanındaymış gibi, sanki çocuklarla görüşme yapmışçasına, saygısız bir dille okuyucunun karşısına çıktı. Burada tekrar ifade edeyim. Habere konu olan ahlaksızlarla ve alçak düşünceli insanlarla kesinlikle mücadele edilmeli. Ancak asıl mücadeleyi devlet birimleri yapmalı. Şayet devletin izin belgesiyle yıllardan beri bu ilçede su satışı yapıp, çocukları istismar eden bir şahsın varlığı devletin ayıbının ne yazık ki. Demek ki, yıllardan beri bu vakalar yaşanmış ve çevredeki insanların duyarsızlığından dolayı, bu alçaklar çocukları istismar etmeye devam etmiştir.
Bu kadar hassas bir vakanın yaşandığı bir şehirde, artık kimse güvende değildir ne yazık ki. Bu haberler gösteriyor ki, ruh sağlığı bozulmuş ve psikopat özelliği taşıyan bireyler en yakınımızda dolaşmaya devam ediyor. Bundan dolayı sadece kendi evlatlarımızı değil, toplumun diğer evlatlarını kucaklamak zorundayız. Bu tarz vakanın yıllardan beri yaşanıyor olması ve ailelerin bundan haberdar olmaması da kafamda soru işaretlerini artırmıyor değildi. Hele ki, bahsettiği yaşların çocuk yaşta olması ve ailelerin bundan haberdar olmaması mümkün değil. Umarım altından pis kokular çıkmaz.
Son bir sözüm de bayan gazeteci arkadaşa. Tabii ki gazetecilik yapmak en doğal hakkın. İstediğin haberi yazma ya da yazmama hakkına sahipsin. Ancak çocuk istismarı, taciz ve tecavüz gibi toplumun dikkatini çeken haberlerde, daha dikkatli bir dil kullanmak zorundasın. Birkaç gündür kullandığın kelimelerle, çocukların uğradığı bedensel ve psikolojik şiddeti yeniden onlara yaşattın. Belki haberine toplumun bazı kesimlerinin duyarlılık göstermesi seni motive edebilir, ancak kullandığın ağır üslupla yaraları yeniden kanattın. Sen de bir annesin. Çocuğuna karşı nasıl bir dil kullanıyorsan, başkaları için de aynı hassasiyeti göstermek zorundasın.























