(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Geçen hafta, “Toplumsal cinnet hali” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Metinde, yaşanan psikolojik sorunlara değinerek, “Artık Türkiye’de herkes hesabı kendisi kesmek istiyor. Çünkü ne yargısına, ne siyasetine ne de siyasetçisinin bir çözüm üreteceğine inanmıyor. Bundan dolayı da kızdığında, elindeki silahı ve bıçağıyla sokağa hücum ediyor.” demiştim. İşte bu sabah yaşanan travma farklı şehirlerde yeniden kendini gösterdi. Üç kadın, üç cani erkek tarafından, acımazsızsa, hunharca katledildi. İnsani bir duygu hissedilmeksizin, hem de kendilerini güvenli hissettikleri evlerinde.
Artık sözün bittiği yerdeyiz. Bu sözü siyasilerden sıkça duymuşsunuzdur. Alın bir de bende işitin. Siyasiler gündelik konuları çözmek yerine, kanayan bu travmatik sorunu bir çözüme kavuştursunlar. Tabiri yerindeyse, şeytan taşlamak yerine temel olayların bir netliğe kazandırılması adına bir takım adımlar atılması gerekiyor. Bu çözümler kesinlikle kanunla, tüzükle ya da genelgeyle olacak şeyler değil. Sebebi çok açık. Toplum bir cinnet hali yaşıyor. Yedisinden yetmişine herkes bu çözümsüzlüğün bedelini ödüyor. Ödemeye de devam edecek.
KİM BUNDAN SONRA KOMŞUSUNA NAMUSUNU EMANET EDER…
Bolu, Ankara ve Antep… Üç kadın, farklı erkeklerce defalarca bıçaklanıp, bir köşeye atıldı. Cansız bedenleri incelenmek üzere, Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiş. İşkence adeta burada da devam edecek. Burada da doktorlar inceleme yapacak. Acıları bir kat daha artacak! Burada sorun şu artık. Kadın ve erkek arasında ciddi sorunlar yaşanıyor. Ekonomik ve sosyal meseleler nedeniyle. Çözüme kavuşturulamadığında da erkek hemen şiddete başvuruyor. Sebebi çok açık. Sorunları Türk toplumu hep şiddetle çözmeye meyilli. Konuşma özürlüyüz sanki… Çünkü Meclis’e seçtiğimiz vekillerimiz bile o bina çatısı altında, birbirine hakaret ediyor, ötekileştiriyor ve saldırıyor. Bir hatibinin konuşmasına bile tahammül edemiyorlar ne yazık ki. Masalarına vuruyorlar, bağırıp çağırıyorlar. Çözüm beklediğimiz mekanda bunlar yaşanırken, toplum da çareyi kendi yöntemlerinde buluyor ne yazık ki.
Kadın cinayetlerinde bir ayrıntı dikkatimi çekti. Vakalarda aldatma durumları da söz konusu. Özellikle bir erkekle, eşini kendi yatağında başka biriyle basıyor. Bu durumun travması çok ağır olduğu aşikar. Söz konusu bayanın iki çocuğu var. Yatağına aldığı erkekse, karşı komşusu. Alın size toplumsal bir travma. Bundan sonra hanginiz karşı komşunuza ailenizi, namusunuzu emanet edebilirsiniz. Belli ki katilin bütün ruh dünyası bir anda feveran etti. İki kişiyi katlettikten sonra da intihar etti. Olaysa Ankara’da yaşandı. Muhafazakar olarak bilinen Sincan’da. Artık ahlaki duvarlar yıkıldı. Kadın erkek ayrım gözetilmeksizin sınırları zorlamaya başladı. İşte Meclis’e çözüm yolu. Şeytan taşlamayı bırakıp, hemen yanınızdaki vakaya lütfen çözüm bulun. Aldatma, ahlaki sınırları zorlama ve cinsel sorunlar toplumun temeline dinamit koyuyor haberiniz olsun.
TOPLUMSAL CİNNET HALİ
Son bir söz de Antep’te yaşanan vakayla ilgili söylemem gerekiyor. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da bir kişi 16 parçaya bölünmüş ve cesedi çöp konteynerine atılmıştı. Bugün sabah benzeri bir olay Gaziantep’te yaşandı. 26 yaşında genç bir bayan, parçalanmış olarak çöpe fırlatıldı. Hanginizin ruhu bunu kaldırır. Hangi anne baba bu acıya dayanabilir. Suçu ne olursa olsun. Sonuçta bir evlat bu. Bir cani hangi ruh ikliminde bu cinayeti işledi acaba? Artık sözün bittiği yerdeyiz. Daha ne bekliyorsunuz? Toplum bir cinnet hali yaşıyor. Ama biz hala şeytan taşlamaya devam ediyoruz. Unutmayalım ki, sessiz kaldığımız, göz yumduğumuz ve tepki göstermediğimiz her vaka, bir gün bizi de hedef alacaktır. Bunu da unutmamamız gerekiyor.





















