(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Türkiye’de kısır tartışmalar, artık dayanılamayacak boyutlarda. İktidarı ve muhalefetinin de birbirinden farkı yok. Ne zaman gözümü Türkiye’ye çevirsem, her kanalda basit ve ilkokul seviyesinde siyasi tartışmalara rast geliyorum. İşin en ilginç yanıysa, tartışma programına çıkan kişilerin hep aynı tip olması. Sayıları muhtemelen bir elin parmağını geçmez. Sürekli siyasi demagojilerle ekranda adeta nefret kusuyorlar. Birileri onlara, artık 2028 yılına kadar ülkede her hangi bir siyasi seçimin olmayacağını söylesin. Yoksa beyefendiler hızlarını alamayacak benden söylemesi. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde de bazı endişeler var. Ne olur; kurbanlık alım, satım ve kesim konusunda ekranların şirin beyefendilerinden görüş almayın.
İnsan uzaklardan sadece izlemekle yetiniyor. Elimde sihirli bir değneğim yok maalesef. Ancak derdimi anlatabildiğim sadece bir kalemim var. Kızdığımda ya da beni hafakanlar bastığında bir anda kendimi klavyenin başında buluyorum. Hem uzmanlık alanım hem de okumalarımdan elde ettiğim tecrübelerimi okuyucularla paylaşıyorum. Bugün Türkiye’de yaşanan temel bir sorunla ilgili endişelerimi dile getirmek istiyorum. Geçen hafta birkaç yerde rast geldim. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni bir müfredatı kamuoyuyla paylaşmış. Hemen muhalefet partileri, tarikatlara ve cemaatlere yok açılıyor endişesi ile bazı beyanlarda bulunmuş. Bu açından yeni fikirle her daim açık olmak gerekiyor. Hem iktidar hem de muhalefet açısından. Ancak müfredattan daha tehlikeli sorunlarımız var. Kimse bunları görmüyor, ya da görmek istemiyor.
Türkiye’de görevli eski bir arkadaşım benimle paylaştı. Aynı endişelerini çalıştığı kurumla da paylaşmış muhtemelen. Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin beyefendiye sesleniyorum. Bence müfredat konusunu bir kenara koyunuz. Amacınız karakterli, ahlaklı ve erdemli bir nesil yetiştirmekse, müfredatı bir kenara fırlatın. İyi niyetli olduğunuzdan şüphe duymuyorum. En azından izlenimlerim o yönde. Sayın Bakan, eğitim öğretim yılı Cuma günü son buluyor. Mezuniyet törenleri, baloları ya da eğlencelerini izleme ya da takip etme fırsatınız oldu mu? Sizin yoğun olduğunuzu farz ediyorum. Danışmanlarınızdan bazı programları takip etmelerini istediniz mi? Şayet cevabınız hayır ise ben size yardımcı olayım. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde eğlence balolarında alkol su gibi akıyor. Ahlak meselesine girmek bile istemiyorum. Eğlence sonrasında da bazı gençlerin uyuşturucu madde kullandıkları yönünde arkadaşım beni bilgilendirdi.
ERGEN ÇOCUKLAR, ALKOL VE UYUŞTURUCU KISKACINDA
Burada sesleniyorum. Bu çocuklar 15 ile 18 yaş aralığında. Gençler, bu maddelere okulda ve çevrelerindeki arkadaşlarının aracılığıyla ulaştılar. Ve mezun olduklarında da kullanmaya devam edecekler. İşte Türkiye’nin asıl sorunu bu. Siyasi iktidar elindeki bütün işleri bıraksın. Sadece gençliğe odaklansın. Gençlik gelecek adına hiçbir beklenti taşımıyor. Bütün ümidini kaybettiği için de kötü arkadaş ortamlarına kayıyor. Burada bakanlığa düşen gençliğe nasıl bir ideal sunabilir bunun çalışmasını yapmalı bence.
Birkaç kelime de RTÜK’e söylemem gerekiyor. Söz konusu kurumun temel özelliği benim bildiğim kadarıyla radyo ve televizyon programlarını takip etmek. Sorun teşkil eden yayınlar konusunda, uyarılarda bulunmak. Ancak benim uzaklardan gördüğüm kadarıyla sadece iktidarın lehine ya da aleyhine olan konuları takip ediyor. Onun dışında ballı maaşlarla hayatlarını devam ettiriyor. RTÜK üyelerine sesleniyorum. Sizin evinizde televizyon yok mu? Kanalların yaz dizilerine hiç mi bakmıyorsunuz? 15-18 yaş aralığındaki ortaokul ve lise çağındaki kız çocukları dekolteli ve mine etekli rolleriyle endam ediyor. Alkol kullanımı ve gayri ahlaki davranışları da topluma normal gösteriliyor. Tekrar ifade edeyim. Bunlar halen ergenlik çağındaki çocuklar. Bu çocuklara reyting uğruna ekranlarda alkol içirilmesi çıplak bedenlerinin teşhir edilmesi tam anlamıyla bir aymazlıktır.
Söz konusu yaş aralığının ekranlarda yaşam tarzları da okul çağındaki ergenlere örnek teşkil ediyor adeta. Karşısında gördüğü figürün yaptığı ahlak dışı davranışları belirli bir zaman sonra hayatına hayat ediyor. Sonra ne mi oluyor. Eğlence ve balolarla eğlenen gençlik hayatı sadece şişenin dibinde arıyor. Umarım Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri de yaz dizilerini takip ediyordur.























