(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Bir televizyon kanalı düşünün…
Sahibinden yönetim kurulu başkanına, spikerinden muhabirine kadar herkes, yaşanan ahlaksızlığı sessizce içine gömmüş.
Dahası, kanalda boy gösteren yorumcular bile dönen kirli oyunun farkında…
Ama kimse, işleyen çarkın dişlilerine en küçük bir çomak sokmaya cesaret edemiyor.
Siyaset susmuş, medya yapılanması susmuş.
Sanki herkes, yan odada patlayan skandalı duymamak için kapıların altına yastık sıkıştırmış gibi.
Ekrana çıkacak kadın spikerler, adeta bir kast ajansından seçiliyormuşçasına özenle belirlenmiş.
Neden mi?
Kanalın genç ve ihtiraslarına teslim olmuş genel müdürünün egosunu ve göz zevkini tatmin etmek için…
Bu da yetmemiş.
Genç prens, ekranda parlatılan kadın sunucuların kendisine “hizmet etmesini” istemiş.
İddiaya göre, kanalda çalışan onlarca kişi bu tabloya bizzat şahitlik etmiş.
Öyle ki, genç prensin çapkınlıkları artık medya kulislerinde fısıltı olmaktan çıkıp açık bir malumata dönüşmüş.
Ama ne hikmetse, dindar, mütedeyyin, muhafazakâr kimliğiyle tanınan patrona bir kişi bile “Dur artık” diyememiş.
O da aldığı bu sessiz desteğin cesaretiyle, bohem tutkularına her gün yenilerini eklemiş.
Açık konuşayım…
Mehmet Akif’in tutuklanma gerekçelerini okuyan herkes gibi ben de derin bir utanç duydum.
Ama belli ki Mehmet Akif yıllarca hiç utanmamış.
Uyuşturucu kullanımı, aracılık iddiaları, özel hayatın sınırlarını paramparça eden fanteziler derken genç patron bir anda uçurumun kenarına değil, tam ortasına düşmüş.
Aslında kendi sözleri, yaşadığı çöküşün en çarpıcı özeti:
“On beş yılda kazandıklarım, on beş dakikada heba oldu.”
Hayat böyle bir şey işte Mehmet Akif…
Yıllarca masum kadınlar üzerinden kurduğun o hovardaca düzen, gün gelir seni en sert yerinden ısırır.
Akif tutuklandığında, feryat eden kadınların sesi kulislere yayılıyor, her dakika artıyordu.
Neler söylendi, neler…
Her cümlede midem bir kez daha bulandı.
Ekrana çıkardığın genç kadınlarla birlikte olma iddiaları mı,
yoksa özel eğlence gecelerinde arkadaşlarına peşkeş çektiğin yönündeki söylentiler mi daha ağır bilemedim.
Daha acısı… Bu kadınların eşleri, aileleri yaşanan bu zorbalığın farkındaymış.
Peki neden bir kişi bile çıkıp “Yeter artık!” diyemedi?
Korkudan mı?
Menfaatten mi?
Yoksa herkesin kendine göre bir hesabı mı vardı?
Ve iddiaların odağındaki kadın sunucular…
Allah aşkına, böylesine aşağılanmaya ve bu kadar ağır bir lekeye değdi mi?
Keşke… Keşke biriniz bin olup, sizin onurunuzu ayaklar altına alan o hovardaya karşı birleşip onu karanlığınıza gömseydiniz.
Ama görünen o ki; gücün parıltısına kapılan yıldızlar gibi herkes Akif’in peşine dizilmiş.
Şimdi bakalım Akif…
Ardında sana sahip çıkan bir tek dostun bile kalmamış.
Neden mi?
Çünkü sen gazetecilikten dolayı değil, ahlaksızlık içeren adi iddialar nedeniyle tutuklandın.
Meslek hayatını başkaları değil, kendi ihtiraslarının hoyratlığıyla sen yıktın.
Umarım demir parmaklıkların ardında, geride bıraktığın enkazın farkına varırsın.





















