(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Ünlü modacı Barbaros Şansal, önceki gün Turkishpost’a önemli bir röportaj verdi. Modanın duayen ismi, “Türkiye artık giyinmiyor, ya soyunuyor ya da örtünüyor” diyerek çarpıcı bir açıklamada bulundu. Aslında, bunu söyleyen sıradan bir isim olsaydı, kimsenin umurunda olmazdı. Ancak açıklamayı yapan modanın önemli bir ismi olunca, sanat ve sosyete camiasının, resmini çekti şeklinde algılandı.
Şansal’ın demecinin etkileri konuşulurken peş peşe açıklamalar birbirini izledi. Önce şarkıcı Sinan Akçıl, son konserinde, “Ben sizin çıplak bedeninizi görmek zorunda değilim. Erkekler erkek gibi, kadınlar kadın gibi giyinmeli” diyerek çılgın bir çıkış yaptı. Ben aslında Akçıl’ın geçmiş sayfalarını açacak değilim. Çünkü geçmişi hiç de iç açısı olmayan örneklerle dolu. Onun için özel hayat deyip geçeceğim sadece…
Akçıl’dan sonra bu kez de, gazeteci Sevda Türküsev, sosyal medya hesabından “Öpüşüyorlar, koklaşıyorlar, adeta sevişiyorlar. Lütfen çocuklarınızı sokağa gözlerini bantlayarak çıkarın” diyerek olayı farklı bir boyuta taşıdı. Ancak hem Akçıl hem de Türküsev’e açıkça ifade etmek gerekir ki, bu dile getirilen eleştirilere cevap vermesi gereken siyasi iktidar olmalı. İnsanların yaşam tarzı, siyasi görüşleri ya da tepkileri kendi içinde değerlidir. Ve de saygı gösterilmek zorundadır. Ancak gençlerin ve toplumun bir değer ekseninde yetişmesi ve sosyal hayatta bir olgu olarak kalması için de, yönetimlere büyük görevler düşmektedir. Belirli marjinal tipleri ve örnekleri hedef tahtasına oturtarak, söylemlerde bulunmak tam anlamıyla bir kolaycılıktır.
ÜNLÜ SİMALAR VE ÇIPLAK YAŞAMLAR
Bu açıdan özellikle son dönemde ünlü modacı Barbaros Şansal’ın dikkat çektiği çıplaklık ve giyim metaforu yakından takip ettiğim bir olgu. Nedeni de çok açık. Çünkü özellikle Instagram ve X gibi sosyal medya platformları Türkiye’de yaygın olarak kullanılıyor. Eğer ki, siyasi bir paylaşım yapmayanlar için özgürlük katsayısı oldukça ilerde. Tabii haliyle siyasi paylaşımda bulunmak için de biraz yürek yemek gerekiyor. Özellikle sanat, sinema, moda ve magazin dünyası da, bu paylaşım dünyasını bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Tabii sizin de aklınıza geldi! Her meslek erbabı kendi mesleğiyle ilgili örgün paylaşımlar yapıyor diye. Ancak uzaklardan gördüğüm tek şey: Sadece çıplak bedenler ve çıplaklık… Zaten kendini ünlü olarak gösteren kadınlarımızın büyük çoğunluğu bu mecrayı, üstsüz kıyafetlerle dolduruyor. Bir defasında kendime de sormuştum. “Neden mankenler ve sanatçılar, iç çamaşırıyla bezenmiş, sexüalitesi yüksek dekolteli kıyafetlerle fotoğraf paylaşır” diye. Amaç gayet açık. Burası büyük bir ekonomik alan. Ünlüler de daha fazla beğeni almak için bedenlerini sergilemekte hiçbir beis görmüyorlar. Gönül isterdi ki, sadece sanatlarını temsil eden örnekler paylaşılmış olsaydı. Ancak onun da alıcısı pek yok ne yazık ki.
İĞNE DE, MIZRAK DA GENÇLERE BATIRILIYOR
İşte toplumdaki giyinme alışkanlığının değişmesinin temeli burada yatıyor. Toplumun önünde örnek teşkil eden bazı ünlü isimleri idol kabul eden gençler, çıplaklık ve dekolteli yaşamla toplumda yer edinmeye çalışıyor. Gazeteci Sevda Türküsev bir yönde haksız değil. Ancak mızrağın ucunu iktidara batırsa sonuna kadar haklı. Ancak o iğneyi de mızrağı da, sosyal hayattaki idolsüz ve önünde ahlaki olarak örnek alabileceği hiçbir tutarı olmayan gençlere batırıyor. Ergenlik çağında bulunan ve beyni ile duyguları farklı çalışan, kanı kaynayan çocukları hedef tahtasına oturtuyor. Keşke bu gençler için bazı adımlar atılmış olsa. Bazen Türkiye’de dostlarımın anlattıklarını duyunca hüzünlenmemek elde değil ne yazık ki. Sebebi gayet açık. Gençlik artık ahlaki duvarları çoktan yıkmış durumda. Bunun oluşmasında iktidarından muhalefetine, sosyal çevresinden sanatçılara, televizyon dizilerinden reklamlara kadar onlarca sebep var. Çünkü gençler, para kazanmak, zengin olmak ve lüks yaşamak istiyor. Ben eğitimlerimde hiçbir gencin fakirlikten mutlu olduğunu duymadım. Karşıma gelen gençlerin büyük bölümü kısa zamanda zengin olmanın hayalini kuruyor. Üzülerek beyan edeyim ki, bu yolun da bu tarz ahlak dışı bir yaşamdan geçtiğine inanan hiç de az değil.
GENÇLERİN İDOLLERİ, DİZİ KARAKTERLERİ
Yukarıda izah etmeye gayret ettim. Gençlerin idolü genellikle dizilerde boy gösteren kadın ve erkek sanatçılar. Bugün her hangi bir kanalı açtığınızda, sürekli yeni bir diziyle karşılaşmamanız artık çok sıradan. Ancak Türkiye’de sinema sektörü için aynı şeyleri söylememiz mümkün değil. Siyasi eleştiriye girer düşüncesiyle sinema filmleri basit konulu ve aşka dayalı birkaç senaryodan ibaret. Bundan dolayı da izlenme konusunda ciddi bir sorun yaşanıyor. Kısacası sinemaseverler, dikkat çeker bulmadıklarından dolayı piyasaya yeni çıkan filmler hiç ilgi göstermiyor.
Maalesef akşamları ailelerin özel hayatına misafir olan dizilerde temel konu aşk, aldatma ve aile arası gizemlerden ibaret. Haliyle dizilerin temel argümanı olarak kadınlar ön plana çıkıyor. Konular basit ve genel bir içerik taşımadığı için, bayan bedenleri üzerinde teşhircilik yapmak senaristler için daha cazibeli geliyor. Bu kapsamda bayanların derin dekolteli elbiseleri, mini etekler ve bedeni teşhir eden kıyafetler ön plana çıkıyor.
Burada dizinin oyuncuları konudan daha ziyade ön planda yer alıyor. Haliyle genç izleyicilerde, dizilerde beğendiği modelin çıplak ve derin dekolteli kıyafetlerini sokakta denemede bir beis görmüyor. Sadece bununla sınırlı kalmıyor tabii ki. Gayri meşru hayat yaşama düşüncesi, zengin biriyle tanışma ve lüks yaşam beklentilerini de sosyal hayatta uygulamaya çalışıyor. Aslında Türküsev’in sokakta gördüğü sadece bir bölgeye özel değil ne yazık ki. Gençler artık sokak ortasında ya da toplumun boy gösterdiği bir parkta, ahlak dışı bir davranışta bulunmayı normal kabul ediyor. Belki de gelen tepkileri dikkate dahi almıyor. Bunun başka bir izahı olamaz.
En dikkat edilmesi gerekense, dizilerin işlediği konuların zamanla gençlerin belleğinde yer ediniyor olması. Ardından da gençler, arkadaş edinme, cinsellik, alkol kullanma ve uyuşturucu kullanma gibi senaryo bölümlerini hayatına tatbik etmeye başlıyor. Çünkü çevrenize baktığınız her gün yeni bir dizi karakterini görmeye başlıyorsunuz. Gençler ekranda gördüğü kadın ya da erkek oyuncuyu kendine figür olarak belirdiği için de onun gibi yaşama, konuşma, giyinme ve hayat yaşamaya başlıyor. Aslında dizi ya da filmler basit birer içerikten ibaret değil. Zamanla insanın zihin dünyasında yeşermeye başlıyor. Tohum verdiğinde ise toplum, temelden sarsılmaya başlıyor. Üzerinde özenle titrediğimiz gençlerimiz yağ gibi ellerimizden kayıp gidiyor.
Son söz olarak şunu belirtmem gerekiyor. Türkiye’de kadın sanatçı ve şarkıcıların neden fazla olduğunun izahı da burada yatıyor. Eğitim seviyesi düşük bir nesil, sanat yapan birinden ziyade açık giyinen, şuh konuşan ve erotizmi tetikleyen kadın şarkıcı ve sanatçıları takip ediyor. Sosyal medya hesabındaki paylaşımına beğeni atıyor. Sanatını icra etmek isteyenlerse bu yola tevessül etmedikleri müddetçe, piyasadan silinip gidiyor. Ne yazık ki, toplum yapısına uygun olmayan kıyafet ve yaşam tarzlarını da, farklılık ve modernite olarak pazarlamaya çalışıyor. Aslında bu yaşamı pazarlayan kadın sanatçı, manken ve şarkıcı her halükarda kazanıyor. Ancak bu yaşamın tek kaybedeni ise gençlerimiz.























