(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye’de gündem ne çabuk değişiyor. Bizler uzaklardan bile takip etmekten zorlanıyoruz. Ancak mesele ülkeniz ve sevdiğiniz insanlar olunca, habersizmiş gibi yapamıyorsunuz. Malumunuz, sosyal medya birkaç haftadır kayyum atanan Show TV’de fenomen haline gelen Kızılcık Şerbeti dizisini konuşuyor. Dizi yeni sezonuna yine iddialı bir giriş yaptı. İşin ehilleri bilirler. Bir dizinin albenisi biterse, ona biraz cinsellik ve erotizm eklediğinizde yeniden dizi, reyting almaya başlıyor. Gördüğüm kadarıyla da, Türk dizilerinin genelinde aynı senaryolar devam ediyor. Aldatma, cinsellik çağrıştıran yaklaşım tarzları, dekolte giyim tarzı ve lüks içinde yaşama arzusu programların temelini oluşturuyor. Toplumun değer yargısını öne çıkaran hiçbir dizinin olmamasıysa, ayrı bir soru işareti olarak duruyor.
İşte bu dizilerden Kızılcık Şerbeti dizisinin senaristi Merve Göntem’in dört yıl önce verdiği bir röportajda kullandığı ifadeler yeniden gündeme oturdu. Göntem, “fuhuşa teşvik” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamalarıyla geçtiğimiz günlerde gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sonrasında da nöbetçi sulh ceza hâkimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Buraya kadar her şey normal mi sizce? Bence değil! Bir defa suçun tarihi dört yıl öncesine ait. Bu süre zarfına kadar Göntem’in verdiği röportaj neden dikkate alınmadı? Ta ki diziye yönelik bazı eleştiriler yöneltilince, senarist üzerinden etkileştirme hareketi yapıldı. Ben bir hukukçu olarak bunları asla kabul edemem. Hukuk, her zaman somut delillere bakar. Delil ve şüpheli arasında bir illiyet bağı kurmaya çalışır. Dört yıl önce söylenen bir sözle ilgili nasıl bir bağlantı kurulacak çok merak ediyorum?
SUÇ LİSELERE KADAR DÜŞMÜŞ
Ben işin başka bir tarafına dikkat çekmek istiyorum. Senarist Göntem, verdiği mülakatta diyor ki, “Liselerde, üniversite yurtlarında o kadar çok kız var ki, para karşılığı s.. yapıyor. Bu artık normal hale gelmiş durumda. Kızlar hayallerini gerçekleştirmek için kendilerine eğlenceli bir yol bulmuş. Para karşılığı s… yapıyor. Ne var ki! Onlara bu motivasyonu ülke şartları veriyor.”
Bu açıklama dört yıl önce yapılmış. Bu iddialar yenilir yutulur cinsten değil ne yazık ki. Toplumun çoğunluğu okutmak için çocuklarını devlet yurtlarına emanet ediyor. Ancak Merve Göntem’in iddiasına göre; kızlar burada para karşılığı, ya kendi rızalarıyla ya da bir suç grubunun koordinesinde açıktan fuhuş yapıyor. Öncelikle savcılıklar bu iddiaların gerçeklik kısmına bakması gerekiyor. Hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı, özellikle büyük şehirlerdeki yurtları mercek altına almalı. Şayet bu iddiaların zerresi doğruysa, yazıklar olsun bize. Hepimize… Gönen, sözlerinin devamında, “Ne var ki! Onlara bu motivasyonu ülke şartları veriyor.” diyerek de topu siyasi iktidara atıyor.
TCK 227 DEVREYE SOKULMALI
Hukuki olarak burada, TCK’nın 227. maddesi alenen işletilmeli. Gönen ile bakanlıklar acilen görüşmeli. İlgili madde kapsamında, “fuhuş yapanı teşvik etme, kolaylaştırma, aracılık etme ve barındırma” gibi fiili işleyenler ve aracı olanlar tespit edilmeli. Bu tarz iddialarla ilgili de hemen yok sayıp, yazılı bir açıklama metni yerine, kapsamlı bir müfettiş ve inceleme ekibi gönderilmesi gerekiyor. Çünkü iddiaların merkezinde bulunan kızlarımız, bizlerin evlatları. Onların gelecek hayali iddiasıyla, bedenlerini pazarlama iddiaları asla kabul edilmemeli. Gençlerin suç örgütlerinin ağına düşmemesi için, acil okullar başlamadan tedbirler alınmalı.
MERVE GÖNTEM SIRADAN BİRİ DEĞİL
Yukarıda ifade ettim. Hukuk somut gerçekler üzerinden hareket eder. Şayet, gerçekten böyle bir fiil var ise, failler kimler, hangi kurumlar sorumlu, mağdurlar kim ve yaşı kaç gibi hususlar tespit edilmeli. İşin daha vahim yanıysa, cinsellik ve eskort kavramının Türkiye’de lise çağına kadar düştüğü iddiası. Senarist Merve Göntem, sıradan bir kişi değil. Muhtemel çalışması esnasında bazı çevrelerle temas kurduğu anlaşılıyor. Eğer gerçekten lise öğrencilerine yönelmiş bir suç söz konusuysa bu çocukların korunması öncelikli olmalıdır. Çocuk koruma yasaları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğu, iletişim denetimleri, sosyal hizmetler vs. devreye girmek durumunda. Ayrıca okul yönetimleri, yurt idareleri sorumluluklarını yerine getirmeli.
Şayet Merve Göntem sadece bunu gündem oluşturmak amacıyla yaptıysa, iddialarıyla ilgili hiçbir somut delil yoksa o zaman da TCK’nın 267. maddesi işletilmelidir. Kısacası somut suç isnadı yapılırken, dikkatli olunması gerekiyor. “Eskortluk yaptılar” gibi suçlayıcı ifade, iftira unsuru içeriyorsa ağır hukuki sonuç doğurur. Göntem gibi bir senaristin bunu bilmemesi mümkün değil bana göre.
Son olarak altını çizmem gerekiyor. Bu şekilde iddialar, hukuken hem ağır hem de ciddi süreçler doğurur. Somut delile dayanmayan suçlamalar iftira ve hakaret suçunu tetikler; gerçek bir suça dair deliller varsa ceza hukuku, insan hakları hukukları, çocuk koruma gibi çok yönlü yükümlülükler devreye girer. İddia eğer asılsızsa mağduriyeti olan kişi, suç duyurusunda bulunabilir. Eğer, iddia doğruysa sorumlular cezai ve tazminat bakımından sorumlu duruma düşer.
O zaman yetkili makamlara çağrıda bulunmak gerekiyor. Savcılık yerine Merve Göntem ile bakanlık müfettişleri ve sosyologları acilen görüşmek zorundalar. Aksi durumda atılmayan bir adım, bir genç kızımızın daha hayallerini bitirmeye yeterde artar.






















