(The Turkish Post) – KEMAL ALBAYRAK
Türkiye, o kadar içte ve dışta sıkıntılar varken, yeni anayasa gündemiyle meşgul ediliyor. Buna gerek var mı? Açlık, adaletsizlik, ekonomik çöküş, pahalılık, içte ve dışta ülke kaynaklarının sömürüsü var iken, her kötülük görünür iken, kurumların görev yapamazlığına anayasa mı engel? Mevcut yasaları uygulamada, iktidarın zorluğu mu var, uygulamıyor mu? Keyfilik, hangi engele takılıyor? Yeni anayasa gündemi, ülkeyi bu hale getirenlere imtiyaz içinse, zaten her şey elinizde. Eğer gayretiniz ülke içinse,17-25 Aralık ve 15 Temmuz, aydınlatılmalı ki, çok şeyde değişim olsun, bilinmeyen skandallar bilinsin.
Sıkışan bir iktidar, her yetkiyi kullanıyorsa, daha hangi anayasa istiyor? Ancak suçluyu koruyan anayasa zırhı isteniyorsa, bugünkü yetkiler, padişahlarda var mı? Bu yetkiler, muhalefete geçerse, o zaman feryat eden iktidar mensupları olur. Suçlular çok korkak olur. Huzur suçlularda olmaz. Kalpleri ile, dilleri farklı bir iktidar, beşeri ilişkilerde müzakereyi bile kaldırdı.
Devlet Bey’in komisyon teklifi ne oldu? Hoşunuza gitmedi herhalde, millet her şeyi bilecek diye. Mevcutları uygulamayanlar, hangi yasaları getirecek ki? KHK hukuksuzluğunu mu kaldıracaksınız? Her hukuksuzluğunuz ülkeyi, milleti yok etmek için, sömürücülere biat etmenizden, belli olmuyor mu?
Her şeyin bir sonu vardır. Sizin sonunuza bakacak bu millet. Muhalefet bunlara bakmalıdır. Kümese, tilkiden bekçi olmaz. Çoban, sürüsünü yok ederek, çobanlık yapamaz. Bahçeli, Yunus’tan şiir okurken,
“Olsun be aldırma, Yaradan yardır,
Sanma ki zalimin ettiği kardır,
Mazlumun da ahı, indirir şahı,
Her şeyin bir vakti vardır, kimlere söyleniyor acaba?
Akıl, bilim, hukuk, demokrasi, ahlak, liyakat, denetim, ortak akıl, müzakere, adalet, selef-i salihin, bir yönetimde yok edilirse, düzen iyi işler mi? Huzur ve güven olur mu? Asıl tehlikenin boyutları bunlar.
Ey muhalefet, tehlikenin büyüklüğü ortada, millete yüzünüzü çevirin, Anadolu’ya çıkın! Bu millet güçlü bir siyaset aktörlerini arıyor, bu iktidara güveni kalmadı. Toplumsal sözleşmeyi, ilkelerde, milletle yapın, ülkeyi yasal yollarla yönetemeyen, yörüngesi iyilikler üzerine, millet yararına olmayan keyfi idarenin, gündemini takip etmeyiniz! Bunları anlamayanlara anlatmaz zordur, anlayanlarla, el ele tutuşun.
Bu millet, Cemil Meriç’in dediği gibi” namuslularla, namussuzların mücadelesinde, namusluların yanında olmayı istiyor. İdeolojileriniz, inancınız, fikriniz olabilir, ancak insanlık yararına, ülkemiz yararına, milletimiz yararına, adalet yararına, topyekün emek sarf edelim. Ortak ilkemiz hak yiyenlere, soygunculara karşı olsun, hakkı koruyalım. Hürriyeti koruyalım. Asıl sorumluluğumuz budur. Cumhuriyetin mirasına sahip çıkarken, geçmişi inkar etmeden, geleceği inşa hedefimiz olsun. İtilaf Devletlerinin İstanbul’da işgal yönetiminden, bu millet kahramanlarla, Atatürk ve arkadaşları sayesinde, halkla kurtuldu. Sömürü devletlerinin oyunlarına gelmemek gerekir.
Aklın görevi, iyi düşünmek, iyi söylemek, iyi yapmak, iyi ve meşru eylemde bulunmaktır. Hareketin önünde hiç bir engel duramaz. Başarı, niyeti samimi, ahlaklı olanlarla sağlanır. Aklı hür, vicdanı hür, insanlarla olur. Kölelik düzeni isteyenlerle olmaz. Kirli sistemden beslenenlerden, temiz sistemin mücadelesi olmaz.






















