(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türkiye’de bazı hakem, futbolcu ve yöneticilerin adlarının bahis iddialarına karışmasının etkileri devam ediyor. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da spor medyası, yaşanan fiyaskoyu büyük bir ilgiyle izliyor. Ancak olayın patlak verdiği süreç dikkate alındığında, ciddi iletişim ve inceleme hataları olduğu aşikar. Çünkü, baştan ifade etmek gerekir ki, bu tarz bir polisiye süreci açıklayacak kişi, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, kesinlikle değildir.
Kaldı ki, Hacıosmanoğlu’nun ilk temas ettiği nüktedan açıklamalardan sonra, dün gece CNN Türk televizyonuna verdiği mesajlar karşılaştırıldığında, “Dağ Fare Doğurdu“ desek yanlış olmaz. Çünkü TFF Başkanı’nın ilk gün “yem” olarak kullandığı ve bana göre “en zayıf halka” diye tabir ettiğim, hakem Zorbay Küçük, büyük oyunu bozdu. Bakalım, bundan sonra TFF Başkanı ve MHK Başkanı vahim olayı nereye taşıyacak, hep birlikte göreceğiz.
Basına yansıyan ifadelere bakıldığında, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, ilk gün yaptığı değerlendirmede, profesyonel liglerde görev alan 571 hakemden 371’inin bahis hesabının olduğunu, 152’sinin ise aktif şekilde bahis oynadığını açıkladı. Ayrıca, bunların içinde 10 hakemin, 10 binin üzerinde, 42 hakemin ayrı ayrı 1000’in üzerinde bahis oynadığı, bir hakemin tek başına 18 binin üzerinde bahis oynadığı, bazı hakemlerin ise tek bir seferlik bahis oynadığına dikkat çekti. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), da bahis soruşturması kapsamında, 149 hakemin 8 ila 12 ay hak mahrumiyeti cezası aldığını kamuoyuna açıkladı.
Ancak TFF Başkanı’nı dün uzaklardan izleme imkanı buldum. Ama benim şahsi kanaatimi sorarsanız, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Türkiye’de futbol sektörünü yönetiyor olması, futbol dünyası için büyük bir ayıp. Bir kere Hacıosmanoğlu’nun ciddi bir iletişim sorunu olduğu aşikar. İkinci olarak da konuyla ilgili hiçbir hukuki bilgisi de yok, altyapısı da. Bu çapta ciddi bir sorunun ortaya çıktığı sürecin, bu kadar beylik sözlerle kapatamazsınız. Haydi oldu! Türkiye’de bir şekilde pisliğin üzeri örtüldü. Ya UEFA ve Avrupa açısından nasıl bir çözüm yöntemi bulacaksınız? Bunun hiçbir izahatı yok.
“ZORBAY KÜÇÜK’E İNANMAK ZORUNDAYIZ
Başkan, ilk yaptığı açıklamada hakem Zorbay Küçük’ü hedef tahtasına oturmuştu. Dün gece maalesef geri adım atmak zorunda kaldı. Zorbay Küçük ile görüştüğünü, kendisinin oynamadığını söylediğinin altını çizdi. Hatta hesap numarası paylaştığını, bu bilgilerin de uyuşmadığına dikkat çekti. Bu bilgiler ışığında, Başkan da, Zorbay Küçük’ün masumiyetine inanıyor manası çıkar. O zaman elinizde, yeterince sağlam bilgi ve belge yokken, bir hakemin geleceğiyle neden oynadınız? Bu sorunun cevabı yok maalesef. Kaldı ki, hakem Zorbay Küçük, bu aşamadan sonra yüzde 100 masum çıksa da, etik açıdan yeniden maç yönetmesi düşünülemez.
Dün Turkishpost’un hukukçu yazarları konuyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Bence de burada işleyecek tek bir kanal var: Hukuk. Adli makamların yürütmesi gerekli olan bir soruşturmayı TFF Başkanı neden açıklama ihtiyacı hisseder? Anlamakta zorlanıyorum… Resmi ya da özel kurum fark etmez. Polisiye bir sürecin soruşturulduğu bir kurumda, başkan da üyeler de orada etik olarak kalamaz. Hatta Merkez Hakem Kurulu’nun tamamen istifa etmesi gerekir. Fotoğraf, bu kadar netken Başkan, elindeki hangi imkan ve veriyle futbolcu, hakem ve yöneticileri araştıracak merak ediyorum. Nisan ayından beri incelemenin yapıldığının iddia edildiği bir soruşturmada, listede şüpheli olarak kalan bir hakeme, geçtiğimiz hafta hangi saikle maç verildiğini de anlatmaları gerekiyor.
ŞÜPHELİ 3 BİN 700 FUTBOLCU VARMIŞ!
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yaptığı değerlendirmede ayrıca, 3 bin 700 futbolcunun da bahis işlemi yaptığına dikkat çekti. Bakınız bu skandal, dünyanın başka bir ülkesinde yaşanıyor olsaydı, büyük ihtimalle liglere geçici süre ara verilirdi. TFF ve MHK’nın da hem hukuki hem de etik olarak, öncelikle hakemleri beklemeye almaları gerekirdi. Ancak TFF, ne liglere ara verdi, ne de hakemlerle ilgili ciddi bir adım attı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi, maçlar oynanmaya devam etti. Yaşanan vakada en trajik olansa, bahis oynadığı tespit edilen oyuncuların isimleri açıklanmazken, bu futbolcular yeşil sahaları kirletmeye devam ediyor. Bu bilgileri alt alta koyduğunuzda, TFF’nin pisliği temizlemek yerine, halının altına süpürme gayreti içinde olduğunu söyleyebiliriz. Zaten TFF Başkanı’nın dün ki, gelir geçer değerlendirmeleri de, süreci zamana yaymak için planlanmış algı operasyonu olarak görebilirsiniz. Umarım zaman beni haklı çıkarmaz.





















