(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türkiye son dönemde adeta bir lejyoner cenneti hâline geldi. Avrupa’nın farklı takımlarında yıllarca forma giyen yıldız futbolcular, kariyerlerinin son dönemlerinde nedense soluğu ülkemizde alıyor. Bunun elbette bazı nedenleri var. Tercih sebeplerinin başında, tamamen duygusallıktan uzak çok net bir gerçek yatıyor: yüksek maaşlar.
Kulüplerimiz, oyunculara Avrupa’da alacaklarının üç-dört katına varan ücretler, uzun vadeli sözleşmeler, bonuslar ve imza paraları teklif ediyor. Bir de buna düşük vergi yükü eklendiğinde, oyuncular Türkiye’de adeta “ikinci baharlarını” yaşıyor. Ancak birkaç istisna dışında, bu yıldızların sahada beklenen performansı gösterememesi ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Bu durumun son örneğini ise Fenerbahçe üzerinden görüyoruz. Türkiye’nin en köklü ve güçlü kulüplerinden biri olan Sarı Lacivertliler, kadro kalitesini yüksek tutmak adına dünya çapında yıldızlara yöneliyor. Ancak bu isimlerin önemli bir kısmı beklentileri karşılamıyor. Bu yıldızlardan biri de, yüksek umutlarla transfer edilen Kolombiyalı golcü Jhon Durán.
Durán aslında Avrupa futbolunun yakından tanıdığı bir isim. Son dönemdeki çıkışı nedeniyle yüksek bonservis bedelleriyle anıldı, transfer listelerinin üst sıralarında yer aldı. Bu nedenle Fenerbahçe’nin yaklaşık 20 milyon Euro seviyesinde bir maliyetle bu transfere imza atması, birçok kişi tarafından “yüksek risk – yüksek kazanç” hamlesi olarak görüldü.
Ancak sahada ortaya koyduğu performans ve takıma katkısının yok denecek seviyede olması, bütçe açısından büyük bir yük yarattığını açıkça gösteriyor.
1 MİLYAR LİRA BİR YILLIĞINA HEBA EDİLDİ
Fenerbahçe, Durán’ı 2025–26 sezonu için Al-Nassr’dan bir yıllığına kiraladı. Kiralama bedeli, maaş ve menajerlik giderleri hesaplandığında, oyuncunun kulübe toplam maliyeti 22 milyon Euroyu, yani bugünün kuruyla yaklaşık 1 milyar lirayı buluyor.
Bu tutar, oyuncu ciddi katkı sağlıyor olsaydı elbette tolere edilebilirdi. Fakat yaklaşık beş ayın sonunda ortaya çıkan tablo, transfere imza atan tüm karar mekanizmasının sorgulanmasını kaçınılmaz kılıyor. Verilen para ile alınan sonuç yan yana konulduğunda, ortada açık bir başarısızlık olduğu görülüyor.
Bu noktada akıllara şu soru geliyor:
Fenerbahçe’nin önceki yönetimi Durán’ı gerçekten sportif bir hedef için mi transfer etti, yoksa kulübün vizyonu ve kamuoyu algısı için mi?
Durán’ı geldiği günden beri yakından takip ediyorum. Oyuncunun geçmiş potansiyelini bilen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, kendisi de adeta bir “algı transferi” olduğunu biliyor. Aksi hâlde, ciddi bir maaş almasına rağmen sahada bu kadar etkisiz olur mu?
Ben Türkiye’de henüz onu 90 dakika boyunca izleme şansına erişemedim. Ya sonradan oyuna girdi ya da girdiğinde hiçbir varlık gösteremedi.
Beşiktaş ve Galatasaray maçlarındaki son dakika gollerini elbette hariç tutuyorum; o anlar heyecan kattı. Ancak taraftar için bu yeterli olmamalı. Çünkü Fenerbahçe taraftarı yıllar boyunca çok daha büyük yıldızlar gördü ve onların sahada da, saha dışında da Fenerbahçe ruhuyla hareket ettiğine şahit oldu. Ne yazık ki ben Durán’da bunu göremiyorum.
MEDYANIN TRANSFER BASKISI
Ülkesini seven bir yurttaş olarak bunları yazmak zorundayım. Aslında Jhon Durán’ı eleştirmek, tek bir kulübü değil, Türkiye futbol ekosistemini eleştirmektir. Çünkü Türkiye’de transfer; yönetimin gücünün ispatı, medyanın manşet malzemesi ve taraftarın moral ölçüsü hâline geldi.
Bu nedenle kulüplerin mali yapısı çoğu zaman göz ardı ediliyor. Sonuç olarak popülist transfer hamleleri yüzünden takımların borçları her yıl katlanarak artıyor.
Bu açıdan Durán, Fenerbahçe’nin yanlış transfer geleneğinde bir “sonuç” değil, bir “semptom” maalesef.
Stratejisi olmayan bir yönetim kültürünün, şeffaflıktan uzak finansal anlayışın ve futbol aklı yerine algı yönetimiyle hareket eden bir yapının sonucu…
Kısacası, kısa vadeli övgüler uğruna uzun vadeli borçlanmanın tezahürü Durán’dır.
Sistem değişmediği sürece bir Jhon Durán gider, bir başkası gelir.
Bu kısır döngünün gerçek kaybedenleri ise taraftarın temiz duyguları ve takımların geleceği olacaktır.























