(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Yazımın sonunda söyleyeceğimi, ilk cümlemde dile getirmem gerekiyor. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın en büyük hatası, Teknik Direktör İsmail Kartal istifa ettiğinde, onu yeniden geri çağırmaktı. Başkan Yıldırım, futbola damgasını vurmuş bir yönetici. Sarı Lacivertli takım onun döneminde 6 defa şampiyonluk sevinci yaşadı. Ancak ara verdiği dönemde takım tam bir hayal kırıklığı yaşadı. Ancak Başkan yeniden döndüğünde eski performansı yoktu. Bir dönem yaptığı transferlerle lige damga vuran Aziz Yıldırım, bu kez şaşalı isimleri kadrosuna katamadı.
Daha da önemlisi İsmail Kartal ile başlangıç yapması onun için büyük bir eksiydi. Yanlış anlaşılmasın Kartal da kendi çapında başarılı bir hoca. Ama Fenerbahçe bir takımda yıldızları kontrol etmesi ve onları etkisi altına alması çok zor. Kaldı ki, dün gece oynanan oyun sonrasında tribünlerden yükselen ses bunun işaret fişeğiydi. Artık taraftarlar da Kartal ile devam etmek istemiyor. 2-0 öne geçilen bir maçı, son saniyede vermenin faturası da şüphesiz teknik patrona yazar. Benden söylemesi…
Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Çekya temsilcisi Slavia Prag ile karşılaştı. Takım geçen hafta Aston Villa deplasmanında tarihi bir hezimet yaşamıştı. Bu hafta yaraları sarma zamanıydı. Takımda çok ciddi bir başarısı olmayan bir takımdı. Kâğıt üstünde de Fenerbahçe üstündü. İlk 10 dakika içerisinde de bulduğu gollerle iyi bir skor avantajı yakaladı. Ancak 90 dakika sonunda beklenmedik bir hayal kırıklığı yaşandı. Fenerbahçe kendi evinde sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Aslında geride yalnızca kaybedilen iki puanı yoktu, ciddi soru işaretleri de vardı. Sarı-lacivertliler, öne geçmeyi başardıkları bir karşılaşmada skoru koruyamadı.
Peki, Fenerbahçe neden istediğini alamadı? Sorunun cevabını yalnızca futbolcuların performansında aramak, işin kolayına kaçmak olur. Çünkü bu maçta teknik heyetin tercihleri de en az sahadaki mücadele kadar tartışılmayı hak ediyor.
ÖNE GEÇMEK BAŞKA, MAÇI KONTROL ETMEK BAŞKA!
Fenerbahçe gibi büyük hedefleri olan bir takımın Avrupa sahnesinde yalnızca gol atması yetmez. Oyunun temposunu belirlemesi, rakibin güçlü yönlerini etkisiz hâle getirmesi ve skoru lehine çevirdiğinde bunu koruyabilecek bir oyun aklı ortaya koyması gerekir. İlk 15 dakikada takım iyi oynadı. Özellikle de Oğuz Aydın sahanın en iyisiydi. Sahada basmadık yer bırakmadı. Ceza alanı dışından attığı golle de başarısını taçlandırdı. Skor 2-0 olduğunda, maçın farklı olacağı konuşuluyordu. Belki de sahada farklı bir skor alıp, Aston Villa hezimetini de geride bırakabilirdi. Ancak skor üstünlüğünü maçın kontrolüne dönüştürmekte zorlandı. Rakibin oyuna ortak olmasına izin veren görüntü, sarı-lacivertlilerin en önemli sorunlarından biriydi.
Futbol, yalnızca hücum etmekten ibaret değildi. Ne zaman baskı yapılacağını, ne zaman oyunun yavaşlatılacağını ve hangi anlarda savunma güvenliğinin ön planda tutulacağını bilmek de bu oyunun bir parçasıydı. Fenerbahçe’nin yaşadığı sıkıntı, tam da bu noktada ortaya çıktı.
İSMAİL KARTAL’IN DEĞİŞİKLİKLERİ NEDEN TARTIŞILIYOR?
Bir teknik direktörün görevi yalnızca ilk 11’i sahaya sürmek değildi. Maçın gidişatını okumak, rakibin hamlelerine karşılık vermek ve gerektiğinde oyunun kaderini değiştirecek müdahalelerde bulunmak da teknik direktörlüğün temel sorumlulukları arasındaydı. Fenerbahçe Teknik Patronu İsmail Kartal’ın Slavia Prag karşısındaki tercihleri bu açıdan sorgulanmalı. Fenerbahçe skor üstünlüğünü yakalamışken yapılan oyuncu değişikliklerinin takımın oyun dengesine nasıl etki ettiği dikkatle değerlendirilmeli. Sahadaki uyumu bozabilecek, orta saha direncini azaltabilecek veya savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı zayıflatabilecek hamleler, böylesine kritik karşılaşmalarda pahalıya mal olabilir.
Elbette her oyuncu değişikliği yanlış sonuçlanabilir. Ancak mesele yalnızca değişikliklerin ardından gol yenmesi değildir. Asıl mesele, yapılan müdahalelerin takımın ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verdiğiydi. Fenerbahçe’nin oyunun kontrolünü kaybettiği anlarda teknik heyetin bu gidişatı durduracak bir çözüm üretmesi gerekiyordu. Takımın sahadaki sorunlarına zamanında müdahale edilememesi, teknik yönetimin en çok eleştirilmesi gereken yönlerinden biri olarak öne çıktı.
Büyük takımları büyük yapan yalnızca yıldız futbolcuları değildir. Aynı zamanda maçın en kritik anlarında doğru kararlar alabilen, oyunun seyrini değiştirebilen ve futbolcularına ne yapmaları gerektiğini anlatabilen teknik direktörleridir.
Avrupa futbolunda rakipler, bir anlık boşluğu bile değerlendirebilecek kaliteye sahip. Bu nedenle skor avantajı yakalandığında rehavete kapılmak veya rakibin oyuna yeniden ortak olmasına seyirci kalmak kabul edilebilir bir yaklaşım değil.
Fenerbahçe’nin Slavia Prag karşısındaki 2-2’lik beraberliği, bu açıdan önemli bir uyarı niteliğinde. Takımın yalnızca bireysel yeteneklerle değil, planlı ve disiplinli bir oyun anlayışıyla hareket etmesi gerekiyor. İsmail Kartal’ın da maçın kritik bölümlerinde daha etkili kararlar alması, oyunun gidişatını daha iyi okuması ve rakibin hamlelerine karşılık verebilmesi şarttı. Çünkü Avrupa’da başarı, yalnızca iyi bir kadroya sahip olmakla değil, o kadronun potansiyelini doğru yönetmekle mümkün.
Son söz; Fenerbahçe, Slavia Prag karşısında öne geçmesine rağmen sahadan galibiyetle ayrılamadı. Bu sonuç, yalnızca futbolcuların performansı üzerinden açıklanamaz. Teknik direktörün oyuncu değişiklikleri, maç içindeki tercihleri ve takımın oyun kontrolünü sağlamadaki başarısı da değerlendirilmelidir. İsmail Kartal’ın önünde önemli bir sorumluluk var: Fenerbahçe’nin güçlü kadrosunu, Avrupa’da sonuç alabilecek bir takım kimliğine dönüştürmek olmalı.
Çünkü Fenerbahçe taraftarı için mesele yalnızca tabeladaki skor değildir. Mesele, takımın sahada ne oynadığı, avantajı nasıl koruduğu ve teknik heyetin maçın kaderine ne kadar etki edebildiğidir. Unutulmamalıdır ki futbolda öne geçmek bir başarıdır; ancak büyük takım olmak, o üstünlüğü doğru oyunla koruyabilmektir. Fenerbahçe’nin Slavia Prag karşısında kaçırdığı fırsat da tam olarak budur.
Aslında geceye damga vuran İsmail Kartal’ın yanlışlarıydı. Takımı 2-0 öne geçmişken, yanlış hamleleriyle rakibin oyuna ortak olmasına ve dolayısıyla son saniyede gol bulmasına neden oldu. Özellikle sahanın en iyi oyuncusu olan Oğuz Aydın’ın oyundan almasıyla birlikte kanat hücumları tamamen son buldu. Neticede futbolun zirvesinde 3 puan almak varken, tek puanla yetinilmek zorunda kalındı. Haliyle de başarı da başarısızlıkta teknik kadroya yazılır. Bu maçın kaybedilmesinin de en büyük sebebi, Kartal’ın oyunu okumamasından kaynaklandığına vurgu yapmamız gerekiyor.























