(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
İngiltere’nin en köklü kulüplerinden Liverpool, zor günler yaşıyor. Jürgen Norbert Klopp’tan boşalan teknik hocalık koltuğuna getirilen ve lig kupasını kazanma başarısı gösteren Hollandalı Teknik Direktör Arne Slot, oynadığı kumarın bedelini ödemek üzere. Geçtiğimiz sezon oynattığı oyunla, taraflı tarafsız bütün futbolseverlerin takdiri toplayan Hollandalı, bu sezon yaptığı yanlış transferlere adeta topun ucunda desek yanlış olmaz. Oynadığı son üç maçın hepsini kaybeden ve ligde üst sıralardan uzaklaşan Kırmızı Beyazlılar, aksi bir mağlubiyet halinde Slot’u kapının önüne bile koyabilir. Bu sezon 145 milyon Euro’ya Alexander Isak, 125 milyona Florian Wirtz ve 95 milyon Euro’ya da Hugo Ekitiké’yi kadrosuna dahil eden Slot, alınan yıldızların hiçbirinden verim alamadı. Dolayısıyla da M. Salah gibi oyuncuları da küstürmeyi başaran Slot’a takım içinde de kazan kaldırılmış durumda. Liverpool Arne Slot ile yolları ayırdı.

Aslında Liverpoll, Ada’da sadece bir futbol takımı değil… Aynı zamanda bir fikir; emeğin, tutkunun ve kolektif ruhun tezahürü olarak ön plana çıkıyor. Ancak Hollandalı Arne Slot’un gelmesiyle, modern futbolun dayattığı ekonomik yarış, bu fikirlerin üzerine kalın bir sis perdesi indirmişe benziyor. Slot’un Liverpool’un başına geçişiyle başlayan yeni dönem de bu çelişkinin tam ortasında duruyor.
KLOPP’UN MİRASIYLA BU KADARMIŞ!
Kabul etmek gerekiyor. Slot, Liverpool’u ilk denemede Premier Lig zaferine taşıdı. Ve takımı bitime dört maç kala da şampiyonluğa taşıdı. Bu başarıdan dolayı da, “Yılın Menajeri” ödülünü kazandı. Bu mücadelede Slot’un oyun tarzı etkili oldu. Ancak Alman hoca Jürgen Norbert Klopp’un birkaç yılda Liverpool’da ilmek ilmek işlediği takım ruhu ve oyun tarzını görmezden gelemeyiz. Aslında Klopp’un kurulu düzenine, Slot sadece bir çatı kurdu. Kısacası başarı sadece Arne Slot’un değil, Klopp’un da katkısıyla gerçekleşti. Kabul etmek gerekiyor. Slot’un Feyenord’dan oyun tarzı ve yöntemini görmezden gelemeyiz.
Disiplinli oyun yapısı, gençlere şans vermesi ve topa hükmeden futbol anlayışıyla “modern ama romantik” bir çizgi çizdi Hollanda’da. Fakat Liverpool’a adım attığı anda, o romantizmin karşısına Premier League’in acımasız gerçekleri dikildi. Bunlar; para, beklenti ve skordan oluşuyordu. Çünkü İngiltere’de başarısızlığa asla taviz ve sabır yoktu. Bir hoca başarılı olduğu sürece takımın başında kalabilirdi. Aksi bir başarısızlıkta kapının önüne konulurdu. Ada’da gerçekler bu kadar soğuktu.
DEV BÜTÇELİ YILDIZLAR, HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATTI
İşte Slot’un gerçekleri de yeni başlıyordu. Slot, Klopp’un dev mirasını devraldı. Ama miras, sadece bir futbol felsefesi değil, aynı zamanda bir kimlikti. Klopp döneminde Liverpool, paranın değil inancın kazandığı bir hikâye oluşturdu yıllar içinde. “You’ll Never Walk Alone” sadece bir tribün şarkısı değil, bir ideolojiydi Liverpool için. Artık Slot için şarkı değil, çanlar acı acı çalmaya başladı. Hatta bir adım ötesini de söyleyeyim. Takım sahipleri, yeni hocalarını aramaya başladılar bile. Slot’un son şansları artık oynadığı maçlar.
Ligin ilk haftalarından itibaren takımda görülen tablo, Liverpool’un sahada kimlik arayışında olduğunu gösteriyor bize. Slot’un takımı topa sahip oluyor, pres yapıyor, planlı oynuyor ama, Anfield’ın o duygusal dalgasını bir türlü yakalayamıyor. Çünkü futbol, sadece sistem ve taktik değil; aynı zamanda duygudan oluşuyor ne yazık ki. Slot’un Liverpool’u, bu duyguyu yeniden inşa etmek zorunda.

Ne yazık ki, Slot yaşayarak öğrendi, “Parayla saadet olmayacağını.” Bu sezon takıma yüksek bedeller ödeyerek kattığı Alexander Isak, Florian Wirtz ve Hugo Ekitiké gibi üç yıldız, takıma hiçbir skor katkısı vermedi. Aslında veremedi. Bir takımda başarılı olan bir yıldızın, bir dünya devinde de başarılı olamayacağını bize gösterdi.
SLOT’UN ÖNÜNDEKİ TEK YOL…
Bu asşamadan sonra Liverpool’un ve Slot’un önünde iki yol var: Ya paranın ve istatistiğin hüküm sürdüğü “modern” futbolun bir parçası olacaklar. Ya da Slot’la birlikte yeniden “kalpten” oynamayı öğrenecekler. Slot’un gerçek başarısı, kupalardan çok, o kalbi yeniden canlandırmakta gizli. En önemlisi de, büyük zaferlerin, yüksek bütçelerle değil de, yürekle kazanılacağının herkes farkına varmalı.





















