(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’deki yatırım ortamı giderek daha da güvensiz hale geliyor. İş dünyasının önde gelen temsilcileri, hukukun üstünlüğünün hiçe sayılması, keyfi uygulamalar ve varlık güvenliğinin yok olması nedeniyle yatırımcıların büyük bir risk altında olduğunu belirtiyor.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE VARLIK GÜVENLİĞİ ÇÖKÜŞTE
Türkiye, hukukun üstünlüğü endeksinde dip seviyelere gerilemiş durumda. Yatırımcıların kararlarını doğrudan etkileyen bu olumsuz tablo, sermaye kaçışına yol açıyor. Özellikle son yıllarda şirketlere hukuksuz el koymalar, mahkemelerin siyasallaşması ve devletin ekonomik aktörler üzerindeki baskısı, iş dünyasında büyük bir güvensizlik yaratıyor. TÜSİAD gibi kuruluşlar bu tehlikelere dikkat çekse de hükümet tarafından sert bir dille eleştiriliyor ve hedef alınıyor.
MEHMET ŞİMŞEK’İN POLİTİKALARI ENGELLENİYOR MU?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Türkiye ekonomisini kurtarma çabaları, hükümet içindeki bazı kesimler tarafından sabote ediliyor. Ekonomi yönetiminde rasyonel politikaların hâkim olması gerektiğini savunan uzmanlar, siyasi müdahaleler ve yargı bağımsızlığının olmaması nedeniyle Şimşek’in adımlarının etkisiz kaldığını belirtiyor. Hükümetin, yabancı yatırımcıları çekmek için sadece ekonomik reformlara değil, aynı zamanda hukuki güvencelere de odaklanması gerektiği açıkken, bu konuda hiçbir ciddi adım atılmıyor.
TÜSİAD VE İŞ DÜNYASINA GÖZDAĞI
Türkiye’nin en büyük iş dünyası örgütlerinden TÜSİAD, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve ekonomi politikaları konusundaki eleştirilerini dile getirmeye devam ediyor. Ancak son dönemde TÜSİAD yöneticileri ve iş insanlarına yönelik siyasi baskılar açıkça gözlemleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TÜSİAD’ı siyasi müdahale ile suçlaması, iktidarın iş dünyasını tamamen kontrol altına almak istediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İş insanları, giderek artan baskılar nedeniyle eleştirilerini dile getirmekten çekinir hale gelmiş durumda.
YATIRIM ORTAMINDA UMUTSUZLUK HÂKİM
Türkiye’deki yatırım ortamı her geçen gün daha da belirsizleşiyor. Yatırımcı güvenini sarsan keyfi uygulamalar, adaletin yok edilmesi ve hükümetin ekonomik kararları üzerindeki siyasi etkisi, ülkenin uzun vadeli büyüme potansiyelini tehlikeye atıyor. Öngörülebilirliğin kaybolduğu, siyasi hesapların ekonomik gerçeklerin önüne geçtiği bu ortamda, yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye’den kaçması sürpriz değil.
Önümüzdeki süreçte, ekonomi yönetiminin atacağı adımlar ve hükümetin iş dünyasına yönelik tavrı, Türkiye’nin ekonomik geleceğini belirleyecek. Ancak mevcut gidişat, yatırımcıların umutlu olması için pek bir neden sunmuyor.



















