(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan “Öcalan önümüzdeki günlerde tarihi çağrı yapacak” dedi. Ve gündem bir anda hareketlendi. Bakırhan bir tarih vermedi, “önümüzdeki günler” demekle yetindi.
Öteden beri seslendirilen bir tarih var; 15 Şubat… Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp, Türk yetkililere teslim edildiği gün. DEM’li Sezai Temelli de “Çağrının tarihi netleşmedi. Ama kısa sürede bekliyoruz” dedi.
Beklenti Öcalan’ın çağrıyı bu tarihte yapacağı yönünde.
Usta gazeteci Ertuğrul Özkök ilginç bir yazı kaleme aldı. Kulis bilgisi yeni değil, bir ay öncesine ait. DEM heyetinin İmralı’ya ikinci seferini yapmadan önce. Öcalan’ın “Ben hazırım…” dediği günlere ait.
Özkök’ün yazısında öne çıkan başlıkları kısaca hatırlatmakta yarar görüyorum. Çünkü bugüne kadar kamuoyuna yansımayan bilgi ve kulis içeriyor.
Özkök’ün yazısındaki iddiaya göre “Devletin çok üst düzey bir yetkilisi, İmralı’da Abdullah Öcalan’la yüz yüze görüştü” ve “Yapacağın açıklama çok net olmalı. İçinde oraya buraya çekilecek, gizli bir mesaj olarak yorumlanabilecek, kripto kelime veya bir cümle olmamalı. Çok net bir silahları bırakma çağrısı olmalı” denildi.
Silahlara nasıl veda edilecek? İddiaya göre Öcalan’a şöyle dendi: “Örgüt elindeki silahları kayıtsız şartsız getirip teslim edecek.”
Takvim de zamana yayılmayacak. “Çağrının en kısa sürede yapılması, Nevruz dönemine rastlamaması” gerektiği söylendi.
Çağrının karşılığı ne olacak? ‘Bir af veya İmralı dışında ev hapsi söz konusu değil. Öcalan’ın buna karşılık “Benim böyle bir talebim yok” dediği yazıda yer aldı.
Bu cümle önemli… Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da benzer çıkışı olmuştu: “Adam İmralı’dan çıkmak istemiyor…” diye. Çok konuşulan “ev hapsi ve af” masada yok.
Peki çağrı karşılığında Öcalan ne kazanacak? Özkök’ün yazısına göre “İmralı’da rahat bir mekan sağlanacak. Dışarı ile iletişim imkanları kolaylaştırılacak. İstediği insanların gelip ziyaret etmesi mümkün olacak. Herhalde Netflix, Disney Plus, Prime Video, Blue TV, Tabii gibi streaming platformları izlemesine de izin verilecek tahmin ediyorum…”
Bir bakıma İmralı “evi” haline gelecek. Şartlar buna göre düzenlenecek. Ankara’da bir ev yerine “İmralı’da bir ev” olacak.
Öcalan çağrı yapmaya hazır mı? İddiaya göre Öcalan “Ben barış getirecek böyle bir çağrıyı yaparım. Ancak bu çağrıyı yaptıktan sonra kimse çıkıp bana ‘hain’ diyememeli. Onun için sağlam bir görüş birliği olması gerekir. Ondan sonra bu çağrıyı yaparım…” dedi.
Öcalan, PKK’nın Suriye, Avrupa ve Türkiye kanadında bir sorun görmüyor. Kandil’den endişesi var: “Suriye’deki kesimi ben ikna edebilirim. Oradaki benim oğlum gibidir. Avrupa kanadı bu girişime evet der. Türkiye kanadı da olumlu bakar. Ama Kandil’den ne cevap gelir tam emin değilim…”
Yazının üzerinden saatler geçti, bir yalanlama ve düzeltme gelmedi. Bu da iddiaların yabana atılmaması gerektiği anlamına geliyor.
Bu kadar ayrıntı ne DEM’in açıklamalarında yer aldı, ne de iktidar kanadından dillendirildi. Özkök’ün “devletin üst düzey yetkilisi” dediği kişi siyasetçi değil bir ‘bürokrat’ olmalı. Aslında tahmin etmek o kadar zor değil. AK Parti iktidarını temsil ettiği muhakkak.
Eğer mesele Öcalan’ın İmralı şartlarının iyileştirilmesi ve silahların teslim edilmesinden ibaretse bu konuda mutabakat sağlamak çok zor olmasa gerek. Kürt sorunu ve demokratikleşme gibi, hapishanede bulunan PKK’lıların durumu gibi, Selahattin Demirtaş’ın mahpusluğu gibi konular ne olacak? Özkök’ün yazısında ‘çerçeve çok daraltılmış’ durumda.
Sağlıklı değerlendirme için ‘tarihi çağrının içeriğini’ ve ‘AK Parti iktidarının cevabını’ görmek lazım. Çağrı için “geri sayımın başladığı” kesin gibi…






















