(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Sadece başkent Şam mı? Değil elbette, bütün ülke yani Suriye hatta bölge pus içinde. Bir gerçek var; HTŞ’nin başını çektiği muhalif gruplar otobanda gider gibi hiçbir dirençle karşılaşmadan yıldırım hızıyla ilerledi; Şam’ı ele geçirdi ama Esad’ı Sarayında bulamadı. Esad çoktan tüymüştü çünkü. Esed’le birlikte son Baas rejimi de çöktü.
Henüz can alıcı sorular cevabını bulabilmiş değil. Esad bu kadar kolay yıkılacak kağıttan bir kaplan mıydı? Esad’ı ayakta tutan en büyük güç Rusya desteğini neden çekti? Ve muhalif grupları harekete geçiren güç kimdi? Esad’ın defterini dürenler nasıl bir Suriye tasarlıyor? Din, mezhep ve kavim çeşitliliği fazla olan Suriye’da birlik sağlanabilir mi? Yeni Suriye’nin iç dinamikleri kimler olacak?
Sahadan gelen haberler çok kısıtlı. Fotoğrafın tamamını görebilmek mümkün değil. Küçük küçük karelerden ibaret. En dramatik olan Esad’ın zindanlarından yansıyan görüntüler… Çok etkileyici ve dokunaklı. Diktatörler arkalarında sadece perişan olmuş bir ülke bırakmazlar, görkemli Saray ve karanlıkılar içinde hapishaneler de bırakırlar.
Sosyal medyaya düşen Esad devrinin işkencelerinden sorumlu isminin linç fotoğrafları gerçek mi? Bilen yok. Böylesi sisli ve puslu dönemlerde herkes kendi hesabını görmek ister. Bir an önce otorite sağlanmazsa sokaklarda, meydanlarda kanlı ve acımasız infazlarla karşılaşmak olağan hale gelebilir. Geçiş dönemi ne kadar hızlı olursa o kadar iyi. Suçlular sokakta değil mahkeme salonlarında cezasını bulmalı.
FIRSATTAN İSTİFADE EDEN İSRAİL…
Haberler doğruysa boşluktan yararlanan İsrail, Suriye’nin askeri altyapısını yok etti. Suriye’nin muhtelif noktalarını bombalamakla yetinmedi, Golan tepelerinden içeri girdi, Şam’a 25 kilometre yaklaştı. Esad’ın devrilmesiyle sonuçlanan olaylarda ‘İsrail parmağı’ belirgindi. O parmak ele dönüştü, Suriye’nin içini ve tabii bölgeyi karıştırmaya başladı.
Türkiye, İsrail’in Suriye operasyonundan rahatsız. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘İsrail durdurulmalı…’ dedikten sonra ‘Karşısında bizi bulur…’ dedi. İsrail’i kim durduracak? Uluslarası camia mı? Gazze’deki katliamları seyreden dünya, Suriye’de İsrail’e dur der mi? Dese bile dilden öte geçer mi? Arkasında Amerika’nın desteğıi olmasa İsrail veya Netanyahu Hükümeti bu kadar pervasız hareket edebilir mi? Çok zor.
Suriye’de meydan boş mu? Maalesef öyle… Öyle olmasa İsrail at oynatabilir miydi? İsrail kendisi için tehdit gördüğü ülkeleri zayıflatmakta, bölüp parçalamakta pek mahir. Örnek mi? Irak, buna İran’ı da ekleyebiliriz. İran’ın başkenti Tahran’da Hamas liderini vurdu. Hizbullah’ı çökertti. İran’ın cevabı büyük sözlerden öteye geçemedi. İşte en son Suriye…
Netanyahu, Esad’ın gidişi ‘tarihi gün’ diye kutladı. Türkiye kuşkusuz bölgenin güçlü ülkesi… İsrail’i durdurabilir mi? Ankara için Fırat’ın doğusu da İsrail kadar tehdit unsuru. Fakat şu an bütün motivasyonu Suriye’de bir Kürt bölgesini oluşmasını engellemek üzerine… AK Parti iktidarının açıklamalarına yansıyan en belirgin cümleler hep bu konu hakkında.
Şam’daki sisin, Suriye’deki pusun dağılması kolay değil. Suriye’nin geleceği ve kaderini Suriyelilerin belirleyeceğini düşünenler fazla iyimser. Öyle olsa bile Suriye toplumunun iç bütünlüğünü sağlaması neredeyse imkansız. Dinler ayrı, mezhepler farklı, ırklar ceşitli… Tümünü bir potada eritmek mümkün mü? Keşke olsa. Şam’da demokratik, çağdaş bir yönetim kurulabilse keşke. Ama çok zor. İç zorlukların yanısıda çok dışarıdan uzanmış çok el veya parmak var. Herkesin düşlediği Suriye farklı.
Türkiye ‘toprak bütünlüğü’ sağlanmış bir Suriye’den yana… İsrail ise parçalı bir Suriye istiyor. ABD, Suriye’deki Kürtlerin özerk bir yapı ve bölgeye kavuşmasını arzuluyor. Haliyle parçalı bir Suriye yanlısı. Ukrayna’yla başı dertte olan Rusya’nın Esad’dan desteğini çekmesi Suriye’yi terkedeceği anlamına gelmez. Lazkiye üzerinden Akdeniz’e yani sıcak sulara açılma hedefinden vazgeçmesi mümkün mü? Rusya, Esad’ı sattı, Suriye’yi değil. Bu satışın karşısında ‘alacakları’ var. Masanın doğal üyelerinden.
SİS VE PUS ARASINDA…
Nasıl bir Suriye sorusuna cevap ararken aklıma hep Irak örneği geliyor. Saddam’ın devrilmesinin üzerinden yıllar geçti. Bugün huzura kavuşmuş bir Irak’tan söz edebilir miyiz? Türkiye Kuzey Irak’ta bir Kürt bölgesinin kurulmasına şiddetle karşı çıktı. Kırmızı çizgiler ilan etti. Sonuç? Irak’ta kimin dediği oldu? Türkiye’nin mi?
Evet, Esad’ın gidişi iyi oldu. Zalim ve eli kanlı Esad rejimi çöktü. Bölgeye huzur vaat eden Yeni Suriye’nin kurulması pek kolay değil. Evet, Suriyeli mültecilerin bir kısmı ülkelerine geri dönebilir. Fakat Türkiye’yi de zor günler bekliyor. Çünkü bölge istikrarsızlığa gebe…
Kim bilir ne sürprizler doğuracak? Henüz sis ve pus dağılmamışken ortaya çıkan emareler hiç de hayra alamet değil. Emare derken İsrail’in operasyonu ile Amerikalı komutanın Kürt bölgesini ziyaretini kastediyorum. Bu iki işaret bile kaygılanmak için yeter de artar…






















