(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
AK Parti 25. kuruluş yıldönümünü yeni kutladı. Çeyrek asırdır iktidarda… Ülkenin açık ara en uzun yönetimde kalan partisi… ‘Yasakları yasaklamak’ diye bir vaadi vardı. 3 Y’den biriydi. Devri iktidarında ‘yasaklar’ olmayacak, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller ortadan kalkacaktı. Hele ‘kitap yasaklamanın’ akla gelmesi bile düşünülemezdi. İlk 10 yılı reformlarla geçti. İçeride ve dışarıda takdir gördü, adına ‘sessiz devrim’ dendi. Fakat sonrası için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Muhalif yazar, düşünce ve siyaset adamları hapse atıldı.
Ve kitaba da yasak getirildi. Ekrem İmamoğlu’nun kaleme aldığı ‘Millet Şahidimdir’ kitabı mahkeme kararıyla yasaklandı ve toplatılması yönünde karar verildi. Üstelik kitap matbaadaydı. Basım aşamasındaydı. Basılmayan kitap yasaklandı. Kitabın içeriğinde ne vardı? İmamoğlu yargı sürecinde yaşadıklarını anlattı. Mahkeme salonunda tam anlamıyla ‘savunma yapamadığını’ düşündü ve iddialara cevaplarını kitaplaştırmaya karar verdi. Duruşmaların canlı yayınlanmasını da talep etmişti. Fakat MHP ve Erdoğan’ın ‘yeşil ışığına’ rağmen gerçekleşmedi.
Kitap sayesinde salonda söyledikleri kaybolup gitmeyecekti. Hem tarihe not düşülecek hem de daha geniş kitlelere ulaşma imkanı bulacaktı. Önemli davaların iddianame ve savunmalarıyla ‘kitap haline getirilmesi’ şaşırtıcı şey değil. Gayet doğal… Çok örneği de var. Bugüne kadar mahkeme salonlarından çok kitap çıktı. Sokrates’in savunması asırlar öncesinden günümüze ulaştı. Tüm yargı sistemlerinde ‘savunma’ vazgeçilmez insan hakkıdır. Dokunulmazlığı ve kutsallığı vardır. Ve fakat İmamoğlu ‘savunmasını’ kitaplaştıramadı. Yargı ‘dur’ dedi.
Haberi kamuoyuna Yeni Parti Lideri Özgür Özel duyurdu. Doğrusu inanmakta zorlandım. Basılmamış kitabın yasaklanmayacağını düşündüm. Ama yanıldım. Sulh Ceza Hakimliği’nin gerekçeli kararını okudum. “Cumhurbaşkanına, yargı teşkilatına, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne ve kamu görevlilerine yönelik aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte olduğu…” Ayrıca yargı kitabın toplum içerisindeki farklı görüş, inanç veya gerilimi arttırabileceğinden bahisle kamu düzeni ve barışını bozabilecek ve suç işlenmesine elverişli ortamın oluşmasına neden olabileceği tespiti yaptı.
Çok genel ifadeler… Bu gerekçeyle tüm kitapları yasaklayabilirsiniz. Kutsal kitaplar dahil… Daha somut gerekçeye dayanması gerekmez miydi? Hayır, kitap yasaklamanın hiçbir bahanesi olamaz. Hiçbir gerekçe yasağa dayanak yapılamaz. Kitaplar özgürlüğün simgesidir. Eğer bir yerde kitaplara yasak konuyorsa orada düşünce ve ifadenin özgürlüğünden söz etmek mümkün değildir. Hakimliğin kararı ikna edici değil. Aksine üzücü… bu kadar kolay ve basit olmamalı… Karar yargının ama fatura iktidara çıkar. AK Parti’nin de karşı çıkması lazım. ‘Olamaz’ demesi lazım.
AK Parti herhalde çeyrek asrın sonunda ‘kitap yasaklayan iktidar’ olarak anılmaz istemez. Siciline böyle bir notun düşülmesini arzu etmez. Bu kuruluş felsefesi ve vaatlerine aykırı. Eminim hiçbir AK Partilinin hayalinde günün birinde kitap yasaklamak yoktu. Kitabın içeriği rahatsız edici olabilir. Ali Şeriati tüm kitaplarının girişinde “Sizi rahatsız etmek için bu kitabı yazıyorum” derdi. Kitaba, başka kitapla cevap vermek çok mu zor? AK Parti içinde veya medyasında eli kalem tutan çok kişi var. Pekala İmamoğlu’nun ‘şahitliğinde’ yalan yanlış varsa, ortaya konur. Ve ‘yalancı şahit’ konumuna düşürülür. Bu kitabın ismi bile olabilir.
2026 Türkiye’sinde ‘kitap yasaklamak’ yakışmadı. Yasak o kitabı daha da kıymetli hale getirilir. Günümüz iletişim ve teknoloji çağına her düşünce ve fikir kendisini ifade edebileceği mecra bulur. Yasak istenen sonucu vermez. Öncelikle AK Parti, kitap yasaklama ayıbından ülkeyi kurtarmak için gereğini yapmalı… Siciline böyle utanç işletmemeli… Kuruluş felsefesi ve vaatleriyle çelişmemeli… ‘Kitaptan korktu’ dedirtmemeli…
























