(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Sahiplenici Aşkın Psikolojisi
“Ya benimsin ya kara toprağın.”
Bu cümleyi yıllardır büyük aşkın ifadesi gibi söylüyoruz.
Şarkılarda duyuyoruz.
Filmlerde romantikleştiriyoruz.
Kıskançlığı sevginin, vazgeçememeyi tutkunun, kontrolü bağlılığın kanıtı sayıyoruz.
Oysa bu cümlenin içinde yalnızca aşk yok.
Bir tehdit de var.
Çünkü “Seni çok seviyorum” demiyor.
Aslında şunu söylüyor:
“Benim olmayacaksan, başka bir hayat seçme hakkın da yok.”
Aşkın sahipliğe dönüştüğü yer tam burasıdır.
Sevgi Ne Zaman Kontrole Dönüşür?
Birini kaybetmek istememek insani bir duygudur.
Sevdiğimiz insan uzaklaştığında korkabiliriz.
Mesaj geç gelir.
Zihin hemen çalışmaya başlar.
“Neden cevap vermedi?”
“Başka biri mi var?”
“Beni terk edecek mi?”
Bazı insanlar için terk edilme ihtimali yalnızca üzücü değildir.
Tehdit gibi yaşanır.
Kaygı büyüdükçe kontrol isteği de büyüyebilir.
Önce merak edilir.
Sonra sorulur.
Sonra hesap sorulur.
Telefon kontrol edilir.
Nerede olduğu, kimlerle görüştüğü takip edilir.
Ve bütün bunların üzerine aynı cümle örtülür:
“Seni sevdiğim için.”
Ama bir insanı merak etmek başka şeydir.
Onun hayatını denetleme hakkını kendinde görmek başka.
“Seni Kaybetmek İstemiyorum” Nasıl “Beni Terk Edemezsin”e Dönüşür?
Değişim çoğu zaman sessizdir.
“Onu kaybetmek istemiyorum.”
“Beni bırakmamalı.”
“Beni bırakmaya hakkı yok.”
Ve sonunda:
“Benim olmayacaksa kimsenin olmasın.”
Psikoloji literatüründe buna yaklaşan davranış örüntülerinden biri obsesif ilişkisel müdahale olarak tanımlanır.
Karşı taraf istemediği halde tekrar tekrar mesaj atmak.
Peşinden gitmek.
Arkadaşlarına ulaşmak.
Sosyal medya hesaplarını izlemek.
Ayrılığı kabul etmemek.
Bunlar aşkın büyüklüğünü göstermez.
Karşıdaki insanın sınırlarının kabul edilmediğini gösterir.
Aşk yakınlık ister.
Sahiplenme ise erişim hakkı ister.
Kıskançlık Aşkın Kanıtı mıdır?
“Seven kıskanır.”
Bu cümleyi çok duyduk.
Ama önemli bir ayrım var:
Kıskançlık bir duygudur.
Kontrol ise davranıştır.
Birincisini hissetmek, ikincisini yapma hakkı vermez.
İnsan kıskanabilir.
Terk edilmekten korkabilir.
Öfkelenebilir.
Ama yine de karşısındakinin karar verme hakkını kabul edebilir.
Olgunluk hiçbir şey hissetmemek değildir.
Hissettiğiniz şeyi başkasının hayatına hükmetmek için gerekçe yapmamaktır.
Peki Neden Bize Romantik Geliyor?
Çünkü kültür uzun süre sahiplenmeyi sevginin şiddetiyle karıştırdı.
Ne kadar kıskanıyorsa o kadar seviyordu.
Ne kadar vazgeçemiyorsa aşkı o kadar büyüktü.
Ne kadar peşinden gidiyorsa o kadar sadıktı.
Hatta tehdit bile romantikleştirildi:
“Onsuz yaşayamam.”
“Ya benim olursun ya hiç kimsenin.”
“Beni terk edersen kendimi öldürürüm.”
Bu sözlerin kulağa tutku gibi gelmesi mümkündür.
Ama asıl soru şudur:
Karşıdaki insanın özgürlüğü bu aşkın neresinde?
Çünkü sevgi:
“Benimle kalmanı istiyorum.”
diyebilir.
Ama sağlıklı sevgi şunu da taşıyabilmelidir:
“Kalmak istemezsen seni zorla tutamam.”
“Sensiz Yaşayamam” ile “Seni Yaşatmam” Arasında Ne Var?
Sorunun en karanlık tarafı burada başlar.
Ayrılığı kabul etmeme, ısrarlı takip, tehdit ve kontrol bazı ilişkilerde giderek ağırlaşabilir.
Her kıskanç insan şiddete başvurmaz.
Ama bir insan kendisini partnerinin hayatı üzerinde hak sahibi görmeye başladığında sınır değişir.
Mesele artık:
“Beni neden bıraktın?”
değildir.
“Benden bağımsız bir hayat seçmeye nasıl cesaret edersin?”
haline gelir.
“Ya benimsin ya kara toprağın” sözünün karanlığı da burada ortaya çıkar.
Bu, aşkın büyüklüğünden çok ayrılığı kabullenemeyen bir mülkiyet duygusunun cümlesidir.
Bir İnsan Sevdiğimiz İçin Bizim Olur mu?
Hayır.
Bir insan sizi yıllarca sevmiş olabilir.
Sizinle evlenmiş olabilir.
Hayatınızın en önemli insanı olabilir.
Ve bir gün gitmek isteyebilir.
Bu sizi üzebilir.
Öfkelendirebilir.
Yıkabilir.
Ama hiçbir ilişki bir insanı diğerinin mülkü haline getirmez.
Birini çok sevebilirsiniz.
Ama bu size onun üzerinde sahiplik hakkı vermez.
Sevdiğimiz insanın bizi seçmesini isteriz.
Ama onun seçim yapabilen ayrı bir insan olduğunu da kabul etmek zorundayız.
Çünkü sevginin gerçek sınavı, birinin sizinle kalması değildir.
Kalmak istemediğinde onun hâlâ bir insan olduğunu hatırlayabilmektir.
Kaynaklar
Spitzberg BH, Cupach WR. The Dark Side of Relational Pursuit: From Attraction to Obsession and Stalking. Routledge.
Buss DM. From vigilance to violence: Tactics of mate retention in American undergraduates. Ethology and Sociobiology. 1988;9:291–317.
Buss DM, Shackelford TK. From vigilance to violence: Mate retention tactics in married couples. Journal of Personality and Social Psychology. 1997;72:346–361.
Shackelford TK, Goetz AT, Buss DM, Euler HA, Hoier S. When we hurt the ones we love: Predicting violence against women from men’s mate retention. Personal Relationships. 2005;12:447–463.
























