Çarşamba, Eylül 9, 2026
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Turkish Post
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
Anasayfa Köşe Yazarı

Bünyamin Ünal yazdı I Bir insan haksızlığa uğradığında neden bazen mağduru suçlarız?

Bazen masum bir insanın acısını kabul etmek yerine, onun o acıyı bir şekilde hak etmiş olduğuna inanmak psikolojik olarak daha kolay olabilir.

31/08/2026 09:08
Okuma süresi: 8 dk. okuma
A A
Bünyamin Ünal yazdı I Bir insan haksızlığa uğradığında neden bazen mağduru suçlarız?
Facebook'ta PaylaşX'de PaylaşBlueskyWhatsapp
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

58 köşe yazısı

(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL 

Adil dünya inancı ve “başına geldiyse bir nedeni vardır” düşüncesi

Bir insan saldırıya uğruyor.

İlk soru şu olabilir:

“Bunu ona kim yaptı?”

Ama bazen başka sorular geliyor.

“Orada ne işi vardı?”

“Neden o saatte dışarıdaydı?”

“Neden daha dikkatli olmadı?”

Bir insan dolandırılıyor.

“Nasıl inanmış?”

İşini kaybediyor.

“Demek ki yeterince iyi değildi.”

Yoksullaşıyor.

“Çalışsaydı böyle olmazdı.”

Zorbalığa uğruyor.

“Herhalde o da bir şey yapmıştır.”

Dikkat edin.

Bir noktada soru değişti.

Artık haksızlığı yapanı değil,

haksızlığa uğrayanı inceliyoruz.

Sanki başına kötü bir şey geldiyse, geriye doğru baktığımızda mutlaka onun yaptığı bir hata bulmamız gerekiyormuş gibi.

Peki neden?

İnsan neden bazen acı çeken kişiye yardım etmek yerine onda kusur arar?

Bu yalnızca merhametsizlik değildir.

Bazen altında çok daha rahatsız edici bir ihtiyaç vardır:

Dünyanın adil olduğuna inanmak.

Çünkü eğer tamamen masum bir insanın başına korkunç bir şey gelebiliyorsa, aynı şey bizim de başımıza gelebilir.

Ve insan zihni bu ihtimali taşımakta zorlanır.

Dünyanın adil olduğuna neden inanmak isteriz?

Çocukluğumuzdan itibaren bize basit bir denklem öğretilir:

İyi davranırsan ödüllendirilirsin.

Kötü davranırsan cezalandırılırsın.

Çalışırsan başarırsın.

Dürüst olursan karşılığını alırsın.

Kurallara uyarsan güvende kalırsın.

Bu inanç tamamen anlamsız değildir.

Hatta hayatı sürdürebilmek için işlevseldir.

Çünkü geleceğe yatırım yapabilmek için davranışlarımızla sonuçlar arasında belli bir bağ olduğuna inanmamız gerekir.

Bugün çalışırsam yarın karşılığını alabilirim.

Bugün dikkat edersem riskimi azaltabilirim.

Bugün doğru davranırsam geleceğim üzerinde bir miktar kontrol sahibi olabilirim.

Melvin Lerner’ın geliştirdiği adil dünya inancı yaklaşımının merkezinde de bu vardır: İnsanlar genellikle dünyanın en azından belli ölçüde düzenli, öngörülebilir ve insanların hak ettikleri sonuçları aldıkları bir yer olduğuna inanmak isterler.

Sorun bu inancın gerçekle karşılaştığı yerde başlar.

Çünkü dünya her zaman böyle çalışmaz.

İyi insanların başına kötü şeyler gelir.

Kötü insanlar bazen cezasız kalır.

Çalışkan insanlar başarısız olabilir.

Masum insanlar zarar görebilir.

Ve bir gün gözümüzün önüne tamamen masum bir mağdur geldiğinde zihnimizde rahatsız edici bir çatışma oluşur:

“İnsanlar hak ettiklerini alır.”

ama aynı zamanda:

“Bu insan bunu hak etmedi.”

İki düşünce aynı anda doğru kalamaz.

Bir şey değişmelidir.

Ya dünya hakkındaki inancımızı değiştireceğiz.

Ya da mağdur hakkındaki düşüncemizi.

Masum bir insanın acı çekmesi neden bizi rahatsız eder?

1966 yılında Melvin Lerner ve Carolyn Simmons bu soruyu son derece çarpıcı bir deneyle araştırdı.

Katılımcılar, başka bir kişinin bir öğrenme deneyi sırasında elektrik şokları aldığını düşündüler.

Gözlemledikleri kişi görünüşte masumdu.

Başına gelenleri hak edecek bir şey yapmamıştı.

Üstelik bazı koşullarda katılımcılar onun acısını durduramayacaklarını ve acının devam edeceğini düşünüyorlardı.

İlk bakışta beklenecek tepki açıktır:

Acı çeken insana daha fazla sempati duymak.

Ama araştırmacılar başka bir olasılığı test etti.

Eğer kişi mağdurun durumunu düzeltemiyorsa ve masum bir insanın acı çektiğini kabul etmek zorundaysa, dünyanın adil olduğu inancı tehdit altında kalacaktı.

Zihin bu tehdidi nasıl azaltabilirdi?

Mağduru değersizleştirerek.

Gerçekten de deneyde, mağdurun acısının süreceğine ve bunu değiştiremeyeceklerine inanan bazı gözlemciler mağduru daha olumsuz değerlendirdiler. Mağdurun kaderinin düzeldiği ya da acısının sona erdiği koşullarda ise bu değersizleştirme azaldı.

Bu bulgu son derece rahatsız edici bir ihtimali ortaya koydu:

Bazen masum bir insanın acısını kabul etmek yerine, onun o acıyı bir şekilde hak etmiş olduğuna inanmak psikolojik olarak daha kolay olabilir.

Mağduru suçlamak bize ne kazandırır?

İlk bakışta hiçbir şey.

Ama psikolojik olarak önemli bir şey kazandırabilir:

Güvenlik hissi.

Bir kadının saldırıya uğradığını duyuyorsunuz.

Eğer şöyle düşünürseniz:

“Yanlış yerdeydi.”

“Neden yalnızdı?”

“Neden daha dikkatli davranmadı?”

zihniniz size görünmez bir güvence verir:

“Ben bunları yapmazsam benim başıma gelmez.”

Bir insan iflas ediyor.

“Parayı yönetmesini bilmiyordu.”

Birisi ciddi biçimde haksızlığa uğruyor.

“Demek ki yanlış insanlarla uğraştı.”

Bir çalışan mobbinge uğruyor.

“Belki de fazla hassastır.”

Her açıklama dünyayı biraz daha kontrol edilebilir hale getirir.

Çünkü eğer mağdurun yaptığı bir hata varsa, olay artık rastlantısal değildir.

Bir nedeni vardır.

Ve nedeni varsa önlenebilir.

Böylece başkasının trajedisi bize şöyle bir mesaj verir:

“Doğru davranırsan bu senin başına gelmez.”

Bu mesaj doğru olmak zorunda değildir.

Ama rahatlatıcıdır.

Ya mağdur gerçekten hiçbir şey yapmadıysa?

İşte adil dünya inancının en büyük sınavı burada başlar.

Çünkü mağdurun davranışında açık bir kusur bulamıyorsak başka yollar arayabiliriz.

Belki kişiliğinde sorun vardır.

Belki “o kadar da masum değildir.”

Belki bilmediğimiz şeyler vardır.

Belki mutlaka bir sebep olmalıdır.

Dikkat edin:

Kanıt bulduğumuz için mağdurdan şüphe etmiyoruz.

Bazen mağdurun masum olması bizi rahatsız ettiği için kanıt aramaya başlıyoruz.

Çünkü tamamen masum bir insanın sebepsiz yere zarar görebileceğini kabul etmek çok daha ağır bir sonuç doğurur:

Hayat düşündüğümüz kadar kontrol edilebilir olmayabilir.

Kurallara uymak bizi her zaman korumayabilir.

Doğru insan olmak doğru sonuçları garanti etmeyebilir.

Ve kötülük her zaman onu hak edenleri bulmayabilir.

İşte bazen mağdur hakkında söylediğimiz şey aslında mağdurla ilgili değildir.

Kendi korkumuzu yatıştırıyoruzdur.

“Ben olsam başıma gelmezdi” düşüncesi neden bu kadar çekicidir?

Çünkü insan kontrol duygusunu sever.

Başkasının yaşadığı kötü bir olay karşısında şöyle düşünmek çok korkutucudur:

“Bu benim de başıma gelebilirdi.”

Bunun yerine:

“Ben o hatayı yapmazdım.”

demek daha kolaydır.

Bir dolandırıcılık mağduruna:

“Ben asla kanmazdım.”

deriz.

Bir trafik kazasından sonra:

“Ben o yolda o kadar hızlı gitmezdim.”

Bir taciz olayında:

“Ben o ortamda bulunmazdım.”

Bir ekonomik çöküş yaşayan insana:

“Ben paramı öyle yönetmezdim.”

Böylece mağdur ile kendimiz arasına görünmez bir mesafe koyarız.

O hata yaptı.

Ben yapmam.

O yüzden onun başına geldi.

Ben güvendeyim.

Ama hayatın acı tarafı şudur:

Her kötü sonuç bir hatanın sonucu değildir.

Ve her doğru davranış kötü sonucu engellemez.

Başarıya bakarken de aynı hatayı yapıyor muyuz?

Evet.

Adil dünya düşüncesi yalnızca mağdurları değerlendirirken ortaya çıkmaz.

Başarılı insanlara bakarken de benzer bir eğilim oluşabilir.

Bir kişi çok zenginse:

“Demek ki çok çalıştı.”

Birisi yüksek bir konuma geldiyse:

“Demek ki hak etti.”

Birisi güçlü ise:

“Demek ki yeterli.”

Bazen doğrudur.

Ama her zaman değil.

Çünkü başarı yalnızca yetenek ve çalışmadan oluşmaz.

Başlangıç koşulları vardır.

Aile vardır.

Sosyal çevre vardır.

Fırsat vardır.

Şans vardır.

Doğru zamanda doğru yerde olmak vardır.

Tıpkı başarısızlığın her zaman tembellik anlamına gelmemesi gibi, başarı da her zaman üstün erdem anlamına gelmez.

Fakat adil bir dünyaya inanmak istiyorsak sonuçlardan geriye doğru karakter üretmek kolaydır:

Başardıysa hak etti.

Kaybettiyse yeterince iyi değildi.

Zenginse çalıştı.

Yoksulsa çalışmadı.

Güçlüyse yeteneklidir.

Ezildiyse mutlaka bir hata yaptı.

Ve böylece hayatın karmaşıklığı son derece rahatlatıcı bir denkleme dönüşür:

Herkes hak ettiğini alır.

Ama dünya böyle çalışsaydı adalete ihtiyaç duymazdık.

Mağduru suçlamak neden özellikle tehlikelidir?

Çünkü mağdur suçlama yalnızca bir düşünce biçimi değildir.

Davranışlarımızı da değiştirebilir.

Bir insanın başına gelenlerden onu sorumlu tuttuğumuzda ona yardım etme isteğimiz azalabilir.

Yaşadığı haksızlığı daha küçük görebiliriz.

Failin sorumluluğuna daha az odaklanabiliriz.

Hatta mağdurun yaşadığı acıyı adaletin doğal sonucu gibi görmeye başlayabiliriz.

Böylece soru:

“Bu insana ne yapıldı?”

olmaktan çıkar.

Şuna dönüşür:

“Bu insan ne yaptı da başına bu geldi?”

Ve tam o anda ahlaki bakış yön değiştirmiştir.

Artık failden mağdura bakmıyoruz.

Mağdurdan mağdura bakıyoruz.

“Hak etti” düşüncesi bizi neden rahatlatır?

Çünkü “hak etti” dediğimiz anda dünyadaki düzen yeniden kurulmuş olur.

Kötü bir şey olduysa bir nedeni vardır.

Acı varsa bir hata vardır.

Ceza varsa suç vardır.

Böylece dünya yeniden anlaşılır hale gelir.

Ama bunun bedelini çoğu zaman acı çeken kişi öder.

Çünkü dünyanın adil olduğuna dair inancımızı korumak için insanları hak etmedikleri suçlarla yükleyebiliriz.

Belki de bu yüzden bazı durumlarda mağdurun masumiyetini kabul etmek, sandığımızdan çok daha büyük bir psikolojik cesaret gerektirir.

Çünkü şu ihtimali de kabul etmek zorunda kalırız:

“Bazen kötü şeyler, kötü olmayan insanların başına gelir.”

Ve bundan sonra gelen cümle daha da rahatsız edicidir:

“Benim de başıma gelebilir.”

Peki adil bir dünyaya inanmak yanlış mı?

Hayır.

İnsanların davranışlarıyla sonuçları arasında hiçbir bağ olmadığına inanmak da sağlıklı bir yaşam zemini oluşturmaz.

Çalışmanın,

sorumluluğun,

dikkatin,

ahlaki davranışın

sonuçlarımız üzerinde etkisi vardır.

Adil dünya araştırmaları da bu inancın yalnızca olumsuz bir önyargı olmadığını; insanların uzun vadeli hedeflere bağlanması ve dünyayı düzenli bir yer olarak algılaması açısından işlevsel yönleri bulunduğunu vurgular. Sorun, bu inancın karşı kanıtlarla karşılaştığımızda gerçeğin önüne geçmesidir.

Çünkü:

Risk almak ile başına geleni hak etmek aynı şey değildir.

Hata yapmak ile haksızlığa uğramayı hak etmek aynı şey değildir.

Tedbirsiz davranmak ile bir başkasının suçundan sorumlu olmak aynı şey değildir.

Bir insan kötü bir karar vermiş olabilir.

Ama ona yapılan kötülüğün sorumluluğu yine kötülüğü yapana aittir.

Bu ayrımı kaybettiğimiz anda sebep ararken suç üretmeye başlarız.

Belki de asıl soru mağdur hakkında değildir

Bir sonraki kez başına kötü bir şey gelmiş bir insan hakkında:

“Peki o ne yaptı?”

diye düşündüğümüzde belki bir an durmak gerekir.

Çünkü soru gerçekten olayın nedenini anlamaya mı çalışıyor?

Yoksa daha rahatlatıcı bir cevap mı arıyoruz?

Belki de zihnimizin gizli sorusu şudur:

“Onun yaptığı hangi hatayı bulursam bunun benim başıma gelmeyeceğine inanabilirim?”

İşte mağdur suçlamanın en rahatsız edici tarafı burada ortaya çıkar.

Bazen mağduru yargılarken aslında onu değerlendirmiyoruzdur.

Kendimize güvenli bir dünya kuruyoruzdur.

Çünkü masum insanların da acı çekebileceğini kabul etmek, dünyanın her zaman adil olmadığını kabul etmektir.

Ve dünya her zaman adil değilse,

iyi olmak her zaman korunacağımız anlamına gelmiyorsa,

doğru davranmak bütün felaketleri önlemiyorsa,

hayat düşündüğümüzden biraz daha belirsizdir.

Belki de bu yüzden mağdura dönüp:

“Sen ne yaptın?”

demek,

dünyaya dönüp:

“Bazen hiçbir nedeni olmadan da kötü şeyler olabilir.”

demekten daha kolaydır.

Ama adalet tam da bu ayrımı yapabildiğimiz yerde başlar.

Bir insanın başına ne geldiğini görüp,

onun neden bunu hak etmiş olabileceğini aramak yerine,

önce şu soruyu sorabildiğimiz yerde:

“Ona bunu kim yaptı?”

Çünkü bir mağdurun kusurunu bulmak dünyayı daha güvenli gösterebilir.

Ama dünyayı daha adil yapmaz.

Kaynakça

Lerner, M. J., & Simmons, C. H. (1966). Observer’s reaction to the “innocent victim”: Compassion or rejection? Journal of Personality and Social Psychology, 4(2), 203–210.

Lerner, M. J., & Miller, D. T. (1978). Just world research and the attribution process: Looking back and ahead. Psychological Bulletin, 85(5), 1030–1051.

Lerner, M. J. (1980). The Belief in a Just World: A Fundamental Delusion. Plenum Press.

Hafer, C. L., & Bègue, L. (2005). Experimental research on just-world theory: Problems, developments, and future challenges. Psychological Bulletin, 131(1), 128–167.

 

Etiketler: bazenbirBünyaminhaksızlığainsanmağdurunedenslider-mansetsuçlarız?uğradığındaÜnal
Paylaş2Tweet1PaylaşGönderTara
Bünyamin Ünal

Bünyamin Ünal

Önerilen Haberler

Melih Gökçek’in savunması ortaya çıktı: 150 bin TL emekli maaşıyla geçiniyorum
Gündem

Melih Gökçek’in savunması ortaya çıktı: 150 bin TL emekli maaşıyla geçiniyorum

Meclis’i karıştıran iddia! Osman Gökçek, AK Parti’li vekili CHP’li sanıp yumrukladı
Gündem

Meclis’i karıştıran iddia! Osman Gökçek, AK Parti’li vekili CHP’li sanıp yumrukladı

Üsküdar Belediyesi’ne rüşvet operasyonu
Gündem

Üsküdar Belediyesi Başkanvekili seçimini AK Parti’nin adayı kazandı

Tolga Yavaş yazdı I Yazar öldü, yakınlarının yayınladığı eser, dünyaca üne kavuştu
Haber Yorum

Tolga Yavaş yazdı I Yazar öldü, yakınlarının yayınladığı eser, dünyaca üne kavuştu

Popüler Haberler

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Müge Anlı’nın eşi yasa dışı bahisten mi görevden alındı? 

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Serhat Kılıç’ın ölümünde kahreden detay! 2 gün önce dizi setinden kovulmuş

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

Tuğba Ekinci para karşılığı müstehcen içerikten tutuklandı

Şiddet suçlamasıyla yargılanıyordu: Erhan Çelik, Özlem Gültekin’in mirasından pay alacak mı?

Özlem Gültekin’in yeni videosu ortaya çıktı: Başıma bir şey gelirse sorumlusu Erhan Çelik’tir

Gülben Ergen’den eski eşi Erhan Çelik’e gönderme

Gülben Ergen’den eski eşi Erhan Çelik’e gönderme

‘Hesaplar ele geçirildi’ iddiaları için Akbank’tan açıklama

Eren Mert yazdı I Akbank’tan müşterileri şaşkına çeviren kesinti

Öne Çıkan Haberler (Son 24 Saat)

Fatma Zehra Fidan yazdı I Annelerin yetiştirdiği dindar nesil (mi?)

Fatma Zehra Fidan yazdı I Annelerin yetiştirdiği dindar nesil (mi?)

Melih Gökçek’in savunması ortaya çıktı: 150 bin TL emekli maaşıyla geçiniyorum

Melih Gökçek’in savunması ortaya çıktı: 150 bin TL emekli maaşıyla geçiniyorum

Meclis’i karıştıran iddia! Osman Gökçek, AK Parti’li vekili CHP’li sanıp yumrukladı

Meclis’i karıştıran iddia! Osman Gökçek, AK Parti’li vekili CHP’li sanıp yumrukladı

Üsküdar Belediyesi’ne rüşvet operasyonu

Üsküdar Belediyesi Başkanvekili seçimini AK Parti’nin adayı kazandı

Tolga Yavaş yazdı I Yazar öldü, yakınlarının yayınladığı eser, dünyaca üne kavuştu

Tolga Yavaş yazdı I Yazar öldü, yakınlarının yayınladığı eser, dünyaca üne kavuştu

Aldığı hapis cezası onanan Selçuk Mızraklı: Önünüzde diz çökmedim, bu size dert olsun

Selçuk Mızraklı Edirne F Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu

‘Kredi Kartı Vergisi’ için yeni teklif: 1 milyon limiti olandan 10 bin TL kesilsin

Kredi kart limitini düşürten geri yükseltemiyor

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Erdoğan’dan Bahçeli’ye Öcalan desteği

Antalya’da orman yangınları nedeniyle 3 mahalle tahliye edildi

Antalya’da orman yangınları nedeniyle 3 mahalle tahliye edildi

Müstehcenlik soruşturmasında tutuklanmıştı: İfadesi ortaya çıktı

Müstehcenlik soruşturmasında tutuklanmıştı: İfadesi ortaya çıktı

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen üniversiteli genç kız ile ilgili şok gerçek

45 milyonluk düğünün ardından şok gelişme! “Vanlı Kara Haydar” gözaltına alındı

45 milyonluk düğünün ardından şok gelişme! “Vanlı Kara Haydar” gözaltına alındı

Mafya, haraç vermeyen iş insanı için lokma döktürdü

Mafya, haraç vermeyen iş insanı için lokma döktürdü

Hakkında

Amacımız, haberlerde tarafsızlık, bağımsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı kalarak, okuyucularımıza en güvenilir ve en nitelikli haberi sunmaktır. Türkiye'de ve dünyada sağlık, ekonomi, siyaset, yaşam, spor, teknoloji, tarih ve gündeme ait gibi birçok alanda geniş bir haber yelpazesi sunarak, okuyucularımıza çeşitli konularda farklı bir bakış açısı kazandırmayı, Türkiye'de, dünyada neler oluyor, Dünyada da Türkiye'de neler oluyor diye merak eden insanların doğru habere zamanında, yazılı ve görsel olarak ulaşacağı büyük bir medya grubu olmayı hedefliyoruz.

false

Bizi takip edin

Kategoriler

  • Bilim-Teknoloji
  • Çalışma Hayatı
  • Çevre
  • Dünya
  • Edebiyat Deneme
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Foto Galeri
  • Gezi İzlenim
  • Gündem
  • Günün Yazarı
  • Güvenlik
  • Haber Analiz
  • Haber İzlenim
  • Haber Kulis
  • Haber Portre
  • Haber Yorum
  • Köşe Yazarı
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Medya
  • Özel Haber
  • Özel Röportaj
  • Politika
  • Portre
  • Sağlık
  • Son Haberler
  • Spor
  • Tarım-Hayvancılık
  • Türkiye
  • Yaşam
  • Yorum

Son Haberler

  • Fatma Zehra Fidan yazdı I Annelerin yetiştirdiği dindar nesil (mi?)
  • Melih Gökçek’in savunması ortaya çıktı: 150 bin TL emekli maaşıyla geçiniyorum
  • Meclis’i karıştıran iddia! Osman Gökçek, AK Parti’li vekili CHP’li sanıp yumrukladı
  • Üsküdar Belediyesi Başkanvekili seçimini AK Parti’nin adayı kazandı

Gizlilik ve Güvenlik

  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • Çerez Politikası
  • Künye

 


 

İletişim
[email protected]
Whatsapp
+1 (224) 817-1794

Tekrar hoş geldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Parolanızı mı unuttunuz?

Parolanızı alın

Parolanızı sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap

Yeni çalma listesi ekle

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları göster
  • Son Haberler
  • Gündem
  • Türkiye
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Spor
  • Yaşam
  • Kültür-Sanat
  • Bilim-Teknoloji
  • Language
    • English
    • العربية

© 2023 Turkish Post Haber - Tüm hakları saklıdır.

Sitemizde deneyimlerinizi geliştirmek için çerezler kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederek bu çerezlerin kullanımına izin vermiş olursunuz. Gizlilik Politikası & Çerez Politikası.