(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Daha kamuoyu İmamoğlu’nun 35 yıllık diplomasının ‘iptal edilme şokunu’ sindirememişti. Bu kadar büyük ve olağanüstü gelişmelerin üst üste gelmesini ‘hazmedebilmek’ gerçekten güç. Türkiye şafak baskınlarına, geniş çaplı gözaltı operasyonlarına ‘alışık’ olsa da doğrusu ‘bu kadarı fazla…’.
Sürpriz mi? Kesinlikle değil… Diplomanın iptal edileceği AK Parti medyasında günlerdir dile getiriliyordu. ‘Gün verenler’ bile çıktı. Cem Küçük ‘pazartesi’ dedi, ‘salı’ oldu. Diploma niye önemli? 4 yıllık üniversite diploması cumhurbaşkanı adaylığı için ‘olmazsa olmazlar’ arasında. İmamoğlu’nun adaylığı ‘suya düştü’ anlayacağınız. Bir süreçtir, ‘yanlış hesap Bağdat’tan döner mi?’. Bağdat işin içindeyse niye dönsün…
Diplomasının iptaline rağmen hafta sonu yapılacak ‘ön seçime’ katılacağını duyurmuştu İmamoğlu… CHP yönetimi de ‘kararı tanımıyoruz’ diyerek yola aynen devam edeceklerini açıklamıştı. Artık ‘diploma şoku’ geride kaldı. Şafak vaktı, İmamoğlu’nun kapısı çalındı. ‘Hayır’ sütçü veya kapıcı değil, kapıya dayanan. Güvenlik güçleriydi. Yargı ‘gözaltı kararı’ vermişti. Polis de aldı götürdü, Vatan Emniyet’e…
İstanbul gibi büyük bir şehrin ‘belediye başkanının’ göz altına alınması basit ve sıradan bir olay değil. Darbe ve olağanüstü dönemlerin dışında örneklerine de pek rastlanmaz. 28 Şubat sürecinin olağanüstü ikliminde Erdoğan görevden uzaklaştırıldı ve hapishaneye yollandı. Ve fakat bir mahkeme kararı vardı. Yargıtay’ın da onadığı… İnfazı için Pınarhisar’a gitti. İmamoğlu’nun durumu Erdoğan’la kıyaslanamaz. Gözaltına alınan tek İmamoğlu da değil.
İstanbul Emniyeti’ne otobüsler yetmedi. Şehirler arası firmalardan yardım ve destek aldıkları haberlere yansıdı. Onlarca isim göz altında… Aralarında Beleriye bürokratları da var, iş adamları ve gazeteciler de… Aslında ülkenin görmeye alışık olduğu kalabalık ve büyük dalgalardan biri… Daha geçenlerde bir dönerci operasyona hedef oldu, yüzlerce kişi sabah evlerinden alındı. Görünmeyen, yaşanmayan bir şey değil.
OLAĞANÜSTÜ TARİHİ ÖNEMDE
İmamoğlu operasyonunun siyasi boyutu dikkate alındığında olağanüstü ve tarihi önemde olduğu kesin. Sadece hukuki nedenlerden olamaz mı? Hayır, olamaz. Belediye başkanlarının dokunulmazlığı yok. Su bulaştıkları, yasaları çiğnedikleri an yargının harekete geçmesi doğal. Ama bu şekilde değil. Dosya açılır, ifade için çağrılır ve yargı süreci işler. Operasyonun bizzat kendisi ‘hukuktan ziyade siyaset’ kokuyor.
Diplomanın iptali ne kadar hukuki ise bu operasyon da öyle… Henüz dosyanın içeriği konusunda kamuoyunun bilgisi yok. Fakat işadamları ve bürokratların varlığı dikkate alınırsa temasının ‘yolsuzluk’ olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İmamoğlu kaç gün gözaltında tutulacak? 4 güne uzar mı? Ön seçime katılabilecek mi? Gözaltının ‘tutuklamaya’ dönüşmemesi durumunda. Artık bu saatten sonra her türlü gelişmeyi beklemez lazım. Tutuklanması da ‘sürpriz olmaz’, İstanbul belediyesine ‘kayyım’ atanması da…
İmamoğlu’na operasyonun sokaktaki insandan, camideki hacıya kadar ‘siyasi amaçlı’ algılanacağı ortada. Tıpkı İstanbul seçimlerinin iptal edilmesi gibi… Yoksa 13 bin fark nasıl 800 bine çıkmasının izahı olabilir mi? 7-8 yıldır AK Parti ile İmamoğlu arasında siyasi mücadelenin varlığı bir gerçek. Bunu Erdoğan’la, İmamoğlu kavgası olarak da niteleyebilirsiniz. Bu ikili önümüzdeki ‘cumhurbaşkanlığı seçiminin’ en güçlü adaylarıydı. Yarış iki isim arasında geçecekti. Tabii Erdoğan’ın nasıl aday olacağı belirsizliğini korusa da…
OPERASYONUN UCU MANSUR YAVAŞ’A UZANIR MI?
Her ne kadar operasyon ‘yargı kaynaklı’ olsa da arkasında Ankara’nın olduğunu düşünenlerin oranı çok yüksek. AK Parti’nin yani… Hedef de cumhurbaşkanlığı seçiminde İmamoğlu’nu saf dışı bırakmak… Diploma yeterli değil mi? Yeterli… Hedef büyüdü… Hem İmamoğlu hem CHP… Ucu Mansur Yavaş’a kadar uzanırsa kimse şaşırmasın. AK Parti ‘seçim sürecini’ başlattı. Yeni seçim böyle olacak.
Demokrasi, hukuk ve adalet açısından görüntü hoş değil kuşkusuz. Ama zaten öyleydi. Diploma ve İmamoğlu’undan önce de farklı değildi. Şimdi daha ‘görünür hale’ geldi. AK Parti siyasi hedefine ulaşabilir mi? Kısa vadede belki… O da kolay değil. Bu tip siyasi içerikli operasyonların aksi sonuç verdiğini ve vereceğini en iyi AK Parti bilir. Yaşayarak geldi. Uzun vadede bu mücadelenin galibi ‘İmamoğlu olur’.
Yarın AK Parti bugünleri hatırlamak ister mi? Emin değilim. Değer miydi? Sorusuna ‘evet’ cevabı vereceklerini da sanmam…
İmamoğlu’nun ’göz altındayken’ el yazısıyla gönderdiği mesaj manidar; ‘Yapılan kumaşlara, tuzaklara, yalanlara, kul hakkı yiyenlere, halkın iradesini çalanlara, gerekli cevabı milletimiz verecektir. Önce Allah’a sonra milletimize emanetim… Saygılarımla…’.
Bir zamanlar Pınarhisar’a giderken Erdoğan’ın yaptığı konuşmalara benzettiğimi söylesem, şaşırır mısınız?






















