(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
İmralı heyeti 3 kişiden oluştu. Dört kişi planlanmıştı. CHP çekilince meydan AK Parti, MHP ve DEM’e kaldı. Yeni Yol’un kararı olumlu olsaydı heyet dörtleyebilirdi. Yazıya otururken heyetin yola çıkma hazırlıkları yaptığı sosyal medyaya yansıdı. Ulaşım denizden olmayacak. 3 milletvekili İstanbul’dan helikopterle Ada’ya uçacak. Görüşme sonrası kamuoyuna herhangi bir bilgilendirme yapılıp yapılmayacağı meçhul. Nelerin konuşulduğunun komisyona anlatılacağı kesin.
Komisyon MHP Lideri Bahçeli’nin önerisiydi. Sürece Meclis’in dahil olması demekti. 50 küsur üyeden oluştu. İYi Parti dışarıda kaldı. Komisyonun kurulmasına da çalışmasına da karşı çıktı. Komisyon kendisinden beklenen işlevi yerine getirebildi mi? Yasal düzenlemeler için zemin hazırlayabildi mi? İktidarın elini güçlendirecek çalışmalar yapabildi mi?
Maalesef bu soruları olumlu cevap vermek mümkün değil. Beklentilerin uzağında kaldı. Sadece birçok ismi dinledi.
İnfaz yasası, terörün yeniden tanımlanması, af düzenlemesi gibi sürecin olmazsa olmaz çalışmaları komisyonun gündemine bile gelmedi. Ne konuşuldu, ne tartışıldı, ne de komisyon bu konularda bir rapor hazırladı. Yaz aylarında silahların teslimi bitecek sıra iktidarın atacağı adımlara ve yasal düzenlemelere gelecekti. Olmadı. Komisyonun varlığı önemli kuşkusuz… CHP’nin temsil edilmesi de… Varlığı işleviyle zenginleşmeliydi. Bu olmadı.
Benzer soruları İmralı heyeti için de sorabiliriz. Teklif yine Bahçeli’den geldi. AK Parti ağırdan aldı. Çekinceleri vardı. Neden İmralı’ya gidilmesi gerektiği kamuoyuna anlatılamadı. Gerekçe izah edilemedi. Bahçeli “Kimse gitmiyorsa ben giderim…” restini çekmeseydi heyet konusu sürüncemede kalabilirdi. AK Parti ‘gönülsüz’ de olsa tercihini ortaklık hukukuna halel gelmemesi için ‘evet’ yönünde belirledi. Ve Hüseyin Yayman’ı heyet üyesi seçti.
İmralı’ya Meclis’ten bir heyetin gitmesinin ‘siyasi anlamı’ ve de ‘politik riskleri’ olduğu muhakkak. Öcalan’ın muhatap alındığı doğru. Bir meşruiyet sağlandı. ‘Meclis Öcalan’ın ayağına gitti’ eleştirilerine zemin hazırlandı. Komisyona ‘evet’ diyen, CHP heyete ‘hayır’ dedi. Riski paylaşmak istemedi. Ve İmralı ziyaretine karşı çıktı. Orta düzeyde bir muhalefet üslubu geliştirdi. Hani denir ya ‘Gökkubbeyi başına yıkmak…’ Bundan kaçındı. Sadece itirazlarını dile getirdi.
AK Parti’li Şamil Tayyar heyete ihtiyatla yaklaşanlardan… Bir televizyon programında “Devlet adamlarının bir yılda fikirleri değişir mi? Bir yılda ne oldu da bu fikirler 180 derece değişti…” dedi. Sadece heyet konusunda mı? İmralı, PKK ve DEM’e bakış aynı şekilde değişmedi mi? AK Parti de, MHP de Mayıs seçimlerinde tam aksi yönde politika izlemedi mi? Muhalefeti DEM’le işbirliği yapmakla suçlamadı mı? ‘Öcalan’ı serbest bırakacaklar’ denmedi mi? Altılı Masa’nın bir ayağı da DEM denmedi mi?
Zamanın ruhuna göre politikalar revize edilir. Değişikliğe gidilir… Ama bu kadar keskin değil. Ve değişikliğin gerekçeleri kamuoyuna izah edilir. Dün ile bugün arasındaki fark anlatılır. Ne MHP, ne de AK Parti politikalarında ki ‘büyük değişimin’ gerekçelerini izah edebildi. ‘Terörsüz Türkiye…’ bir hedef. Mesele oraya nasıl ulaşılacağı… İmralı’ya giderek mi? Öcalan’la müzakere ederek mi? Olabilir. Ama bu halka söylenmeliydi. Bir seçim vaadi olarak izah edilmeliydi.
Heyet sürece nasıl katkı yapacak? Görüşmeden ne çıkacak? Tasfiye ve silah bırakmanın Suriye’deki YPG’yi de kapsayıp kapsamadığı sorulacağı kesin… Bu konuda Öcalan, DEM heyetine görüşlerini söyledi. AK Parti ve MHP milletvekilleri bir de Öcalan’ın ağzından duyacak. İstedikleri cevabı alabilirler mi? Biraz esneyebilir. Fakat YPG’yi tümden tasfiye edecek bir yaklaşımda bulunması çok zor. Oysa Suriye sürecin önemli unsuru…
Her türlü siyasi riski alarak İmralı’ya heyet gönderen iktidar bundan sonra hangi somut adımları atacak? Selahattin Demirtaş tahliye edilecek mi? Demokratikleşme paketi hazırlanacak mı? Süreç yeni bir aşamaya geçecek mi? Bütün bu somut adımların riski daha az… Demokrasi ve hukuk sürecin iki temel dayanağı… Ülkenin bu yola girmesi gerekir.























