(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Türkiye’nin en yakıcı sorunu hayat pahalılığı, bir diğer ifadeyle enflasyon… ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ politikasının faturası çok ağır oldu.
Bu yanlıştan dönüldü, ekonominin dümenine Mehmet Şimşek oturdu lakin ‘toparlanma’ o kadar kolay değil. Çünkü ülkenin yapısal sorunları da var. En başta hukuk… Instagram’ın kapatılması da buna dahil.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine toplantısı sonrası ‘ekonomi konusunda’ iyimser mesajlar verdi. Temmuz ayının rakamlarına göre ihracatta tüm zamanların rekorunun kırıldığını söyledi. ‘Enflasyonda başlayan düşüş süreci biraz daha belirginleşti. Önümüzdeki aylarda bu eğilim hızlanarak devam edecek…’ dedi. Yıl sonu hedefini de tutturacaklarını duyurdu.
Erdoğan’ın ekonomi ve özellikle enflasyon konusunda iyimser söz ve vaatleri yeni değil. Geçmişte de ‘tek haneli enflasyon’ için randevu verdi. Fakat enflasyonun bırakın düşmesini, hızı bile kesilemedi.
Yarın meçhul biz bugün Erdoğan’ın açıklamalarını vatandaşın kriterlerine vurursak iyimser bir tablo çıkar mı? Yani vatandaş ‘enflasyonun düşüşe geçtiğini’ hissediyor mu? Asıl olan vatandaşın rakamları…
TÜİK’in ne kadar gerçeklikten kopuk hesaplama yaptığı ‘sepetinin’ ortaya çıkmasıyla belli oldu. TÜİK’in rakamlarına iktidar sahipleri ve kendisinden başka inanan yok.
Çarşı, pazar ve marketler TÜİK’in rakamlarını doğrulamıyor. Vatandaşın belirgin olarak hissetmediği düşüş, enflasyonun hız kestiği anlamına gelir mi? Gelmez tabii ki. Şimşek ekonominin başında 1 yılı devirdi fakat farkını tam gösteremedi. Orta vadeli programın sonuçları vatandaşa yansımadı.
Yaz ayları enflasyon konusunda yanıltıcı olabilir. Çünkü tarlada tarih mahsullerinin çıkmasıyla bolluk ve gıda fiyatlarında ucuzluk gözlenir. O yüzden Türkiye’de seçim mevsimi sonbahardır. Bolluk ve ucuzluğu iktidar partileri kendileri için avantaja çevirmek ister. Buna rağmen pazarda eskiden olduğu gibi bolluk ve ucuzluktan söz etmek zor. Özellikle akaryakıt fiyatlarından dolayı ürünler ateş pahası.
Temel ihtiyaçların karşılandığı çarşı ve marketlerde de durum pek farklı değil. Yaz mevsiminin etiket fiyatlarına vatandaşı rahatlatacak düzeyde yansımadığını söylemek mümkün. Belki nispi düzeyde… Mutfaktaki yangına henüz ‘su dökülmüş’ değil. Üstelik yangın mutfaktan evin diğer odalarına sıçradı. Enflasyon gıda ile sınırlı değil. Hayat her alanda pahalı…
TÜİK’in rakamları, bunu dikkate alan iktidar sahiplerinin açıklamaları vatandaşın gerçekliğiyle örtüşmezse bir anlamı olmaz. Düşüşü önce sokaktaki insanın fark etmesi lazım. Emeklinin, memurun kısaca dar gelirlinin çarşıya pazara çıkarken eskisi gibi ayakları geri geri gitmemesi lazım. Bugün böyle bir tablodan söz etmek mümkün değil.
İktidarın yıl sonu hedefini tutturması da pek kolay görünmüyor.
Bugüne kadar ekonomide hiçbir vaat tutmadı. Hele tek haneli enflasyon Kaf Dağı’nın arkası kadar hayal… Bakan da değişse politikalar da revize olsa eskinin enkazı o kadar ağır ki toparlayabilmek ve düzlüğe çıkmak sanıldığı kadar basit değil. Ayrıca ‘yapısal sorunlara’ neşter vuracak bir siyasi irade de gözlemlenmiyor.
AİHM, AYM gibi mahkemelerin kararlarını uygulamaktan imtina eden yargı sistemi var oldukça TÜİK rakamlarla ne kadar oynarsa oynasın ekonomi düzelmez. Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir. Bırakın hukuku, psikolojik boyutu bile vardır. Ve ekonomi sadece Mehmet Şimşek’in ‘reel politiği’ hayata geçirmesiyle düzlüğe çıkmaz. Ki hala ‘Erdoğan’ın Nass kılıcı’ başının üzerinde sallanıyor.
Enflasyon düşüyor mu sorusuna Ankara ‘evet’ cevabı verirken sokak ve yurttan sesler korusundan ‘hayır’ yanıtı yükseliyor. Bu iki cevap teke inmedikçe rakamların pek hükmü olmaz.
Haksız mıyım?
























