(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Sürecin nereye evrileceğini kestirmek zor. Öcalan DEM heyetine “İkinci aşamaya geçtik…” demiş. Yani silahlara veda edildi. PKK kendisini tasfiye etti. Şiddet ve terör toprağa gömüldü. Yani ilk aşama bitti mi? Ankara’da sanki tereddütler var. Silahların teslimi, Suriye’deki YPG hala soru işareti… Ki Suriye boyutu henüz çözülebilmiş değil. Öcalan “Mazlum Abdi beni dinler, sözümden çıkmaz” dedi. Ama orada işler pek yolunda gitmiyor.
İmralı, DEM ve YPG’nin Şam ve Şara yönetimine ‘güven sorunu’ var. ‘10 Mart mutabakatına’ imza atmakla iş bitmedi. DEM’li Gülistan Koçyiğit açık açık ‘Şara’nın diktatörlüğe dönüşme’ riskinden söz etti. Ve “Oradaki Kürt güçleri diktatörlüğün parçası olmayacaktır” dedi. Esed rejiminin düşmesinin üzerinden bir yıl geçti. Kolay mı hemen demokratikleşmek…? Zaman ister, süreç ister… Belki de bedel ister…
Sürecin ikini aşamasında neler var? Demokratikleşe paketi… Silah ve şiddetin yerini ‘siyasete’ bırakması… PKK’nın bir siyasi teşekkül olarak politika hayatta arzı endam etmesine hazır mı ülke? Abdullah Öcalan’ın bir ‘siyasi önder’ olarak politika üretmesini kamuoyu tahammül edebilir mi? İkinci aşama ve sonrasında bu var. Bugün bile DEM’siz siyaset zorken yarın buna PKK ve unsurlarının eklenmesi nasıl manzara ortaya çıkarır?
Öcalan’ın ‘yeni parti’ veya ‘siyasi oluşum’ peşinde olduğunu bilmeyen yok. Kendisi de söylüyor zaten… DEM’i de içine alan bir siyasi çatı… Cumhuriyeti demokratikleşmeyi hedefleyecekmiş. Bütçe görüşmeleri sırasında DEM Eş Başkanı Bakırhan “Cumhuriyet ilan edilmiş ama eksik bırakılmıştır” dedi. Bu cümlesi hiç de tepki çekmedi. Meclis aksine MHP Lideri Bahçeli’nin alkışlı desteğine sahne oldu. MHP’nin, CHP’nin ve dahi AK Parti’nin demokratikleştiremediği cumhuriyeti Öcalan ve DEM mi demokratikleştirecek? Büyük iddia… Ama kolay mı?
Süreç sandığı nasıl etkileyecek? Kamuoyu araştırmaları MHP’nin oylarında erime ve çözülme olduğunu gösteriyor. Bir baraj sorunu bile söz konusu… O kadar ki ‘cumhur ittifakının’ Meclis’te çoğunluğu yitirebileceği endişesi içinde olan AK Parti’nin farklı arayışlara yöneldiğini ileri sürenler var. MHP’nin yanına başka partileri monte etmek gibi… Deva ve Gelecek gibi… İYİ Parti bile akla gelmiyor değil. Nasıl olur demeyin…?
Siyasette hiç bir zaman ‘olmaz olmaz’ dememek lazım. “Dün dündür, bugün bugündür” Süleyman Demirel’e ait bu söz hiç hükmünü yitirmedi. Bir gerçeklik olarak yaşandı. MHP ve Bahçeli’nin PKK ve Öcalan konusundaki dönüşümünden sonra her şey mümkün. Süreç AK Parti’nin oylarını da olumsuz etkileyebilir. Çünkü sokakta ciddi soru işaretleri var. AK Parti’nin de üzerine oturduğu toplumsal taban Öcalan’ın muhatap alınmasını, İmralı’ya Meclis’ten bir heyetin gitmiş olmasını kabullenebilmiş değil.
DEM ise her türlü darbeye rağmen ‘potansiyelini’ koruyan bir siyasi hareket… Adı değişiyor, kapısına kilit vuruluyor yeni isim ve yeni yüzlerle siyasette bir şekilde var olmaya devam ediyor. Kadrosunu de yenilemekten geri durmuyor. Son 10 yılda eş başkanlık yapan isimleri hatırlayın… Belki sayısı 10’u buldu. Selahattin Demirtaş partinin o oranını yüzde 13’e kadar çıkarmıştı. Sadece Güneydoğu’dan söz edilemez. Batıda ciddi potansiyeli mevcut. Siyasette inkar edilemeyecek bir ‘DEM gerçeği’ var. Sürecin sonunda bu daha belirgin hale gelecek.
Öcalan DEM heyetine “DEM Parti’nin büyük bir potansiyeli var. Kendisine inanmalıdır. Kilit bir partidir. İster Cumhur İttifakı olsun, ister Millet İttifakı olsun hiçbiri DEM Partisiz iktidar olamaz. Bunun için de toplumu örgütlemeli ve kendine inanmalı. Oy potansiyeli de yüzde 20’lerdedir” demiş. Bugün bile DEM kilit konumunda… Cumhur ittifakına destek vermesi durumunda muhalefet blokunu zayıf düşürür. AK Parti yeni anayasa konusunda gözünü DEM’in desteğini dikmiş durumda.
Kabul etmek lazım ki DEM siyasi bilinci en yüksek partilerin başında geliyor. ‘Çantada keklik’ değil. Haklı olarak vereceği desteğin de bir siyasi karşılığını mutlaka ister. İki bloklu siyasi yapıda DEM’siz iktidar veya siyaset imkansız hale gelebilir. Sürecin DEM’e yarayacağı ve oylarını daha da arttıracağı çok açık. Yüzde 15’i aşmış, 20’lere yaklaşmış bir DEM kesinlikle imkansız değil. DEM’li siyasete hazır mı ülke…?




















