(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay yönünü AK Parti’ye dönerken acaba nasıl ikna oldu? Daha önce “milyonda 1 ihtimal” demişti. Yani ‘mümkün değilin’ başka ifadesiydi bu. Eşi de “Eğer AK Parti’ye geçerse onu boşarım” diye rest çekmişti. Bu keskin dönüş nasıl sağlandı? Teklif kimden geldi? Tugay ekibiyle, siyasi yol arkadaşlarıyla istişare yaptı mı? Karar sürecinde neler yaşandı? Ve ‘son kararı’ nasıl verdi?
Soru çok… Perde arkasına dönük fazla bilgi yok. Transferin kendisi çok konuşuydu, tartışıldı. Ama o kadar süreci fazla kurcalanamadı. Şüphesiz büyük transfer… AK Parti yıllar yılı İzmir’i çok istedi. En ağır topları aday yaptı. Binali Yıldırım sözgelimi… Erdoğan rüzgarı İzmir’de esmedi. Seçmen AK Parti’ye teveccüh göstermedi. Günün sonunda Cemil Tugay’a ‘gel’ dendi, kapı açıldı ve ‘siyasi transferle’ İzmir. AK Parti’ye geçti.
Cemil Tugay yakasına Genel Merkez’de AK Parti rozetini taktı. Hemen yanı başında ise eşi vardı. Öyle hiç de ‘boşamaya niyeti’ yoktu. Süleyman Demirel rahmet istedi, “Dün dündür, bugün bugündür” Düne ait ne varsa dünde kaldı, bugün yeni bir gün… Tugay ailesi için başka türlü izah mümkün mü? Onca sözün üzerine parti değiştirmek kolay değildi elbette. Uzun bir izahını beklerdim doğrusu… Neden sorusuna en azından tarafsız kitleleri bir nebze ikna edecek bir açıklama gerekirdi.
Tugay yakasında AK Parti rozetiyle İzmir’e dönmedi. Tatile çıktı. Arabasının arkasına “İzindeyiz” yazdı mı? Bilmiyoruz. Bir süre konuyu soğumaya bıraktı. Çünkü tepkiler de vardı. Yeni Parti Lideri Özel “siyasi ihanet” dedi. Belediyenin önü gösterilere sahne oldu. Tugay’ı ’başkanlığa’ taşıyan ‘sol tabanın’ bu değişimi hazmetmesi kolay değil. Mesele soğur mu? Zor… Tepki ve itirazların uzun zamana yayılacağını tahmin etmek güç değil. AK Parti ile Yeni Parti arasındaki siyasi kavganın tam ortasına oturdu İzmir…
Tugay tatile çıktı ama ‘sessiz’ kalmadı. Bölge gazetesi Yeni Asır’a röportaj verdi. Karar sürecini bazı ayrıntıları okuma imkanı bulduk. Güçlü kararlı bir metin değil… O yüzden ikna edici olmaktan çok uzak. Zayıf ve cılız cümleler… Mesela şöyle bir cümle edilir mi; “Süreci ben de tam olarak bilmeden yaşadım…” Bilmeden yaşamak da ne demek? Rüzgar mı sürükledi? Ne yaptığının farkında değil mi? Bu belki de siyasi hayatının en önemli kararı… Böyle bir karar süreci ‘bilmeden’ yaşanabilir mi?
Kırılma noktası Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum’la yaptığı görüşme olmuş… Projeleri dinledikten sonra Bakan Kurum “Siyasetin doğası gereği AK Parti saflarına geçersen daha da başarılı işler yaparsın” demiş. Bu bir açık teklif… Transfer daveti… Konuşan sıradan bir AK Parti’li değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarından… Şu ifadeler Tugay’a ait; “Kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum’un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim…”
Konu Erdoğan’ın önüne gitmiş… Ve ‘kapıların kendisine açık olduğu, transfere sıcak baktığı’ mesajı gelmiş. Tugay bu tablo karşısında ne yapsın? “Epeyce bir düşündüm” Tek başına mı düşündü? Konuyu ilk açtığında eşi ne dedi? Yol arkadaşlarına danıştı mı? Bilmiyoruz. Tugay’ın keskin bir ‘yol ayrımına’ geldiği kesin; “Dedim ki; ‘Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir’in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir’i benden sonraki döneme bırakacağım… Ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir’e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım… İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim…”
Külliye’deki görüşmenin de yapı var tabii… Görüşme son viraj imiş. İzmir’in sorunlarını yakından bildiğini gördüğü Erdoğan’dan çok etkilenmiş; “Ben karşımda çok dolu, saygın; üstelik babacan, doğal bir yaklaşım içerisinde olan bir insan gördüm. O gün açıkçası ben kendisinden olumlu anlamda çok etkilendim…” Partinin kurucusu ve liderinden bu kadar etkilenen bir ismin parti değiştirmesi doğal. Burada sorulması gereken neden bugüne kadar başka partide olduğu…? Gerçek yeri AK Parti’ymiş.
İzmir’i AK Parti’nin adayı olarak kazanabilir mi? Sandıktan çıkarsa eğer bu transfer ‘siyasi anlamını’ işte o zaman bulur. Yoksa 2 küsur yıl için parti değiştirmiş olmasının siyasi bedeliyle yüz yüze kalır. Tugay da farkında… Şu cümleler onun; “Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim…” Cemil Tugay’ın karar sürecini ve ruh halini merak ediyordum, söyledikleri bazı sorularıma cevap oldu. Ama hala cevapsız çok soru var…






















