(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Hem beklenen, hem de sürpriz olan ‘zirve’ nihayet gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri aylar sonra bir araya geldi. Yüz yüze son görüşmeyi ocak ayında yapmışlardı. Sorunlar birikti, konuşulacak konular arttı, çözülecek meseleler kabardı. Bir süredir kamuoyunda iki ortak arasında problemler olduğuna ilişkin iddialar dolaşıyor ve peşi sıra sorular soruluyordu.
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar bir televizyon programında ‘Bugün yaptığım temaslardan bir şeylerin yolunda gitmediğini öğrendim’ demişti. Ve kısa süre içinde bir zirve beklediğini bildirmişti. Bizzat parti içinden ‘sorunun varlığı’ kabul edilmiş ve yoğun tartışmaları da beraberinde getirmişti. Nedir yolunda gitmeyen işler? İlk akla gelen çözüm süreciydi.
Bahçeli’nin sağlığı da nicedir soru işaretiydi. Nisan’ın ilk haftası Türkeş’in mezarında bir görüntü vermiş ardından tekrar evine çekilmişti. Meclis’te grup toplantısı yapmadı. Kamuoyuna açık başka etkinliklere de katılmadı. Komplo teorileri, siyasi senaryolar havada uçuştu. Bahçeli tam anlamıyla mesaiye ne zaman başlayacaktı? Ne MHP’den ne de Bahçeli’den bu soruya somut bir cevap verilmemiş, sessizlikle geçiştirilmişti.
MHP Lideri Bahçeli 18.00’de gerçekleşeceği duyurulan zirve için konutuna dakikalar önce geldi. Televizyonlar canlı yayındaydı. Bahçeli arabasından indi, gazetecilere hal hatır sordu. Ardından kapının önünde beklemeye başladı. Elinde tesbihi dikkat çekti. MHP Lideri’nin antika eserlere ve tesbihe düşkünlüğü biliniyordu. Bahçeli dakikalarca ayakta bekleyerek ‘iyiyim, sağlığım yerinde’ mesajı verdi. Belli ki bunu bilerek yaptı.
KISA GÖRÜŞME
Erdoğan geldi ve zirve biraz gecikmeyle başladı. Yaklaşık 35 dakika sürdü. Görüşme hem hasta ziyareti, hem de bir istişare toplantısı niteliğindeydi. Bahçeli ciddi kalp rahatsızlığı yaşamış ve operasyon geçirmişti. İkili ilk kez bir araya geldi. Konuşulacak konular da vardı. Çok amaçlı bir zirve ve görüşme oldu. Yaklaşık 35 dakika sürdü. Biraz kısa… Daha önceki görüşmelerle kıyaslandığında da en kısa buluşmalardan biriydi. Ortalama genellikle bir saat civarındaydı.
Erdoğan ve Bahçeli 35 dakikada ne konuştu? ‘Geçmiş olsun’ dilekleri, sağlık ve sıhhat temennilerinin dışında gündemin sıcak konuları vardı. Çözüm süreci ağır aksak yürüyordu. PKK söz vermesine rağmen kongresini toplamamıştı. Nisan ayında ‘örgütün tasfiyesi’ ve ‘silahların teslimi’ bitecek yeni bir dönem başlayacaktı. PKK, kongre için şartların oluşmadığını duyurdu, ‘Öcalan’ın katılımını’ istedi. İmralı’daki şartların iyileştirilmesini de…
PKK’nın ağırdan almasının AK Parti ve Bahçeli’nin canını sıktığı muhakkak. Tabii bu sürecin donduğu anlamına gelmez. Süreci olumsuz etkileyecek başka gelişmeler de yaşandı. PYD, DEM’in de katılımıyla Kamışlı’da konferans düzenledi. Açıklama ve bildiriler süreci olumsuz etkileyecek hatta ‘zehirleyecek’ türdendi. Bizzat Bahçeli sert tepki gösterdi. Erdoğan ve Bahçeli’nin sürece ilişkin ‘durum değerlendirmesi’ yapmamış olamaz. Atılacak adımları konuşmamaları düşünülemez.
Bu konuşma ve istişareden ne çıktı? Bilmiyoruz.
Gündemin diğer bir maddesi Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan süreç… CHP sokakları hareketlendirdi. Ve ‘erken seçim’ için iktidarı sıkıştırmaya başladı. Bahçeli’nin ve MHP sözcülerinin açıklamalarında AK Parti ile bire bir örtüşmeyen hususlar var. MHP’nin İmamoğlu’nun tutuklanmasından rahatsız olduğu kamuoyunda tartışıldı. MHP’li Feti Yıldız ‘tutuklamalara’ şerh koyan sözler sarfetti. Erken seçim deyince gözlerin çevrildiği ilk kişi Bahçeli… Daha önceki erken seçimlerin mimarı…
NELER KONUŞULDU?
35 dakika gibi kısa sürede bu konuşalar nasıl konuşuldu, nasıl bir neticeye varıldı? Maalesef bilmiyoruz. Herhangi bir açıklama yapılmadı. Kulis veya perde arkası sızıntıya da rastlanmadı. Acaba Erdoğan ve Bahçeli her konuda ‘görüş birliğine’ vardılar mı? Yoksa bazı konuların çözümünü zamana mı bıraktılar? Bana ikinci şık daha makul geliyor. Sorunların halli 35 dakikaya sığmaz. Ben zirvenin en önemli sonucunun bir fotoğraf, iyi dilek ve temennilerle sınırlı olduğunu düşünüyorum.
Erdoğan, Bahçeli ile bir araya geldi ve ‘yolunda gitmeyen hususları giderdi’ gibi bir yaklaşım doğru ve sağlıklı olmaz. Zirvenin kendisi başlı başına anlamlı. Yazıyı bitirirken Bahçeli’nin Meclis’e geldiği ve Sırrı Süreyya Önder’in ‘taziye programına’ katıldığını gördüm. Evet, Bahçeli zirveyle birlikte yavaş yavaş eski mesaisine dönecek. Taziye için Meclis’e gelebiliyorsa, grup toplantısı da yapabilir. Muhtemelen önümüzdeki hafta milletvekillerine seslenirken görebiliriz.
Zirveden ne çıktı sorusuna bu aşamada ‘bir fotoğraf’ ve ‘Bahçeli’nin dönüşü’ cevabını verebiliriz.























